<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Ünye Haber Portalı- Ünye Haber - Ünye Haberleri  haberunye.com</title>
                      <link>https://www.haberunye.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberunye.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Ünye Haber, Ünye Haber Portalı,  Ünye Haberleri, Ünye'den haberler,</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 23:59:47 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Ünye Haber Portalı- Ünye Haber - Ünye Haberleri  haberunye.com - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Ünye Haber Portalı- Ünye Haber - Ünye Haberleri  haberunye.com</copyright><item><title><![CDATA[Ordu Şehir Hastanesi İnşaatında Yerinde İnceleme]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ordu-sehir-hastanesi-insaatinda-yerinde-inceleme-26609.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ordu-sehir-hastanesi-insaatinda-yerinde-inceleme-26609.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emrah Çelenk, beraberinde sağlık yöneticileriyle birlikte yapımı devam eden Ordu Şehir Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulundu. Gerçekleştirilen ziyarette, hastanenin mevcut durumu, inşaat süreci ve planlanan tamamlanma aşamaları hakkında proje müdüründen kapsamlı bilgiler alındı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Ziyaret kapsamında; inşaatı devam eden şehir hastanesinin örnek hasta odaları, örnek poliklinik alanları, klinik birimler ve yapımı süren diğer bölümleri yerinde gezen İl Sağlık Müdürü Çelenk ve sağlık yöneticileri, projenin ilerleme durumu hakkında detaylı şekilde bilgilendirildi. Proje müdürü, hastanenin fiziki gerçekleşme oranı, teknik altyapısı, modern sağlık hizmetlerine uygun olarak planlanan birimler ve önümüzdeki süreçte yapılacak çalışmalarla ilgili sunum yaptı.

Uzm. Dr. Emrah Çelenk, Ordu Şehir Hastanesi’nin tamamlanmasıyla birlikte bölge halkına daha nitelikli, kapsamlı ve çağdaş sağlık hizmetleri sunulacağını belirterek, projenin yakından takip edildiğini ifade etti. Çelenk, sağlık yatırımlarının Ordu’nun sağlık altyapısını güçlendirdiğini ve şehir hastanesinin hizmete girmesiyle birlikte sağlık hizmetlerinde önemli bir kapasite artışı sağlanacağını vurguladı.

Ziyaret, yapılan değerlendirmelerin ardından proje sürecine ilişkin karşılıklı görüş alışverişiyle sona erdi. Ordu Şehir Hastanesi’nin planlanan takvim doğrultusunda tamamlanarak halkın hizmetine sunulması hedefleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ordu Şehir Hastanesi İnşaatında Yerinde İnceleme - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 20:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/ordu-sehir-hastanesi-insaatinda-yerinde-inceleme-230552-20251225.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/ordu-sehir-hastanesi-insaatinda-yerinde-inceleme-230552-20251225.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/ordu-sehir-hastanesi-insaatinda-yerinde-inceleme-230552-20251225.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ordu Şehir Hastanesinin 11. Koordinasyon Toplantısı Yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ordu-sehir-hastanesinin-11-koordinasyon-toplantisi-yapildi-23212.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ordu-sehir-hastanesinin-11-koordinasyon-toplantisi-yapildi-23212.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi içerisinde yapımı devam eden Ordu Şehir Hastanesi inşaatında bugüne kadar yapılan çalışmalar ile bundan sonra yapılması gereken çalışmaların değerlendirildiği Koordinasyon Toplantılarının 11’incisi, Vali Muammer Erol’un başkanlığında gerçekleştirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 



Valilik Toplantı Salonunda yapılan Koordinasyon Toplantısına, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, Karayolları Samsun 7. Bölge Müdürü Serdar Ateş, DSİ Samsun 7. Bölge Müdürü Köksal Buğra Çelik, İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Tüzün, Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Abdulkadir Hatipoğlu, OSKİ Genel Müdürü Murat Us, Sağlık Bakanlığı İnşaat Uygulama Daire Başkanı Ahmet Kaan Bektaş, DSİ 77. Şube Müdürü Mehmet Kurul, Türk Telekom Başmüdürü Zafer Onur Atasoy, YEDAŞ Ordu İl Koordinatörü Mustafa Öztürk, Aksa Ordu Giresun Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Müdürü Doğan Gürler, Ordu Şehir Hastanesi Yüklenici Firma Proje Müdürü Yalçın Sekmen ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri hazır bulundu.
&nbsp;
İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanı Ömer Tok tarafından Ordu Şehir Hastanesinin planlanan sürede hizmete açılabilmesi için daha önce yapılan koordinasyon toplantılarında görüşülen konular kapsamında bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında Vali Muammer Erol ve toplantıya katılanlara bilgi verildi. &nbsp;

Ömer Tok, “20.12.2024 tarihinde yapmış olduğumuz koordinasyon toplantısında alınan kararlar doğrultusunda Şehir Hastanesi doğalgaz bağlantı bedeliyle ilgili Sağlık Bakanlığımız tarafından 19 milyonluk ödenek tahsis edilmiş olup, ödeme işlemleri tamamlanmış ve AKSA’dan iş akışıyla alakalı süreçlerin yazışmalarımızı başlattık. Elektrik bağlantısı kısmı YEDAŞ tarafından maliyet hesaplaması yapılmış ve yaklaşık 8 milyon 52 bin TL’lik bir maliyet bedeli çıkartılmış, konuyla alakalı Sağlık Bakanlığı ve YEDAŞ yetkililerimiz görüşmekteler. Şehir hastanesi tıbbi cihaz, tefrişat ve tüm donanımlarıyla ilgili olarak ödenek taleplerimizi Sağlık Bakanlığımıza ilettik. Bununla alakalı inşallah haftaya yapılacak toplantıya katılacağız. Gerek soğuk hava depoları, gerekse UPS alakalı ödeneklerimiz gelmiş olup, ihale süreçlerini başlatıyoruz” diye konuştu.

Ordu Şehir Hastanesine ulaşımı sağlayacak yolların yapımı, Say Deresinin ıslah çalışmaları, elektrik, doğalgaz, internet, kanalizasyon ve içmesuyu gibi altyapı hizmetlerinde gelinen son durum ve bundan sonra yapılacak çalışmalar hakkında yetkililerinden bilgi alan Vali Muammer Erol, Şehir Hastanesi inşaatının planlanan sürede tamamlanarak, hizmete alınması için yoğun çaba sarf edildiğini söyledi.
&nbsp;
Kurumlar arasındaki işbirliği ile Ordu Şehir Hastanesi inşaatında epey mesafe alındığını belirten Vali Muammer Erol, “Bugün gerçekleştirmiş olduğumuz 11. koordinasyon toplantımızda, daha önce yapmış olduğumuz toplantılar çerçevesinde epey mesafe kat ettiğimizi gördük. Her zaman söylüyorum ‘daha iyi, iyinin düşmanıdır’ diye. Daha iyisini yapmanın gayreti ve çabası içinde olacağız. Şehrimizin en önemli Devlet yatırımı olan Ordu Şehir Hastanesini olabilecek en erken sürede tamamlayarak, vatandaşlarımızın hizmetine sunmanın gayreti içindeyiz. Bu uğurda çaba emek sarf eden, çaba sarf eden herkese teşekkür ediyorum” dedi.
&nbsp;
Herhangi bir tıkanıklığa neden olmadan Ordu Şehir Hastanesi inşaatının planlanan zamanda tamamlanmasının önemine değinen Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, “Ordu Şehir Hastanesinin planlanan süre içerisinde tamamlanabilmesi için yapılan bu koordinasyon toplantıları çok önemli. Bu toplantıların daha alt düzeyde paydaş kurumların sık sık bir araya gelerek yapılması faydalı olacaktır” diye konuştu.

Toplantı da konuşan Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş da Ordu Çevre Yolundan, Ordu Şehir Hastanesine ulaşımı sağlayacak bağlantı yolunun önemine değinerek, bağlantı yolunun ivedilikle tamamlanması gerektiğini ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ordu Şehir Hastanesinin 11. Koordinasyon Toplantısı Yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 18:00:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/ordu-sehir-hastanesinin-11-koordinasyon-toplantisi-yapildi-210052-20250212.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/ordu-sehir-hastanesinin-11-koordinasyon-toplantisi-yapildi-210052-20250212.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/ordu-sehir-hastanesinin-11-koordinasyon-toplantisi-yapildi-210052-20250212.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ünye İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden Muhtarlara Yönelik Sağlıklı Hayat Merkezi Bilgilendirme Programı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-unye-ilce-saglik-mudurlugunden-muhtarlara-yonelik-saglikli-hayat-merkezi-bilgilendirme-programi-23064.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-unye-ilce-saglik-mudurlugunden-muhtarlara-yonelik-saglikli-hayat-merkezi-bilgilendirme-programi-23064.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinasyonunda, Ünye İlçe Sağlık Müdürlüğümüz tarafından ilçemizdeki muhtarlara yönelik bir bilgilendirme ve tanıtım programı düzenlendi. Etkinliğin açılışını Ünye İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Yusuf Güney gerçekleştirdi ve katılımcılar etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

&nbsp;

Program kapsamında, Sağlıklı Hayat Merkezi'nin sunduğu sağlık hizmetleri hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verildi ve merkezi oluşturan birimler tanıtıldı. Katılımcılar, Sağlıklı Hayat Merkezi’nin sunduğu çeşitli hizmetlerden nasıl daha etkin bir şekilde faydalanabilecekleri konusunda bilgilendirildi.

Sigara Bağımlılığına Karşı Uygulamalı Karbonmonoksit Ölçümü

Katılımcılara, sigaranın sağlık üzerindeki zararlarını daha somut bir şekilde göstermek amacıyla uygulamalı bir karbonmonoksit ölçümü gerçekleştirildi. Bu uygulama, katılımcılara sigara içmenin vücutta oluşturduğu olumsuz etkileri doğrudan gözlemleme fırsatı sundu.

Gaitada Gizli Kan (GGK) Kiti Dağıtımı

Erken teşhis ve sağlık taramaları konusunda farkındalık oluşturmak adına, katılımcılara Gaitada Gizli Kan (GGK) Kiti dağıtıldı. Bu kitler, sağlıklarını daha yakından takip edebilmeleri ve erken tanı konulabilmesi için önemli bir araç sağlayacaktır.

Muhtarlarımızın Sağlık Hizmetlerindeki Rolü

Ünye İlçe Sağlık Müdürlüğü, Muhtarlarımız, sağlık hizmetlerinin halkımıza daha etkin bir şekilde ulaştırılması adına önemli bir konumda bulunmaktadır. Bu sebeple, onlara Sağlıklı Hayat Merkezi'nden nasıl daha etkin faydalanabilecekleri konusunda ayrıntılı bir bilgilendirme sunarak, bölge halkının sağlık hizmetlerinden daha etkin bir şekilde yararlanabilmesi için destek sağladı.

Sağlıklı Yaşam Farkındalığının Artırılması

Ordu İl Sağlık Müdürlüğü olarak, Ünye İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri tarafından gerçekleştirilen bu etkinliklerin, sağlıklı yaşam konusunda toplumsal farkındalık oluşturmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda; Sağlıklı yaşam kültürünün toplum genelinde daha yaygın hale gelmesi için bu tür bilgilendirme programlarının sürekli olarak gerçekleştirilmeye devam ederek sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmanın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz.

&nbsp;

Ordu İl Sağlık Müdürlüğü Basın
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ünye İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden Muhtarlara Yönelik Sağlıklı Hayat Merkezi Bilgilendirme Programı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 02 Feb 2025 09:47:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fatsa Kemal Açıkel Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Açılışı Gerçekleşti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-fatsa-kemal-acikel-aile-sagligi-merkezi-ve-112-acil-saglik-hizmetleri-istasyonu-acilisi-gerceklesti-20167.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-fatsa-kemal-acikel-aile-sagligi-merkezi-ve-112-acil-saglik-hizmetleri-istasyonu-acilisi-gerceklesti-20167.html</link>
                    <description><![CDATA[Hayırsever Zekiye Açıkel tarafından yaptırılan İstasyonun açılışı dün gerçekleştirildi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hayırsever Zekiye Açıkel tarafından yaptırılan, Fatsa ilçesine bağlı Fatih Mahallesi, Kemal Açıkel Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu açılışı Vali&nbsp; Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı&nbsp; Celal Tezcan, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Orhan Baş, Fatsa Kaymakamı&nbsp; Avni Kula, Fatsa Belediye Başkanı&nbsp; İbrahim Etem Kibar, İl Sağlık Müdürü Dr.Öğr. Üyesi Dursun Tüzün, İl Sağlık Müdürlüğü Başkan ve Başkan Yardımcıları ve birçok Kurum Müdürü ile vatandaşların katılımıyla yapıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Fatsa Kemal Açıkel Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Açılışı Gerçekleşti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Aug 2024 10:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/fatsa-kemal-acikel-aile-sagligi-merkezi-ve-112-acil-saglik-hizmetleri-istasyonu-acilisi-gerceklesti-134739-20240802.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/fatsa-kemal-acikel-aile-sagligi-merkezi-ve-112-acil-saglik-hizmetleri-istasyonu-acilisi-gerceklesti-134739-20240802.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/fatsa-kemal-acikel-aile-sagligi-merkezi-ve-112-acil-saglik-hizmetleri-istasyonu-acilisi-gerceklesti-134739-20240802.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Ünitesi Ordu'da Açıldı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-unitesi-orduda-acildi-19577.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-unitesi-orduda-acildi-19577.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu Devlet Hastanesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Ünitesi; Ozonterapi, Mezoterapi, Kupa Uygulamaları ile hizmet vermeye başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Sağlık Müdürümüz Dr. Öğr. Üyesi Dursun Tüzün, Sağlık yöneticileri ile birlikte Ordu Devlet Hastanesinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Ünitemizin açılış programına katıldı.

Ordu Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm.Dr. Eser Uyanık'tan Ünite hakkında detaylı bilgi alan Tüzün, "Vatandaşlarımızın kaliteli ve alternatif sağlık hizmetlerine ulaşımına yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda yapacağımız her yatırımın temelinde Ordulu vatandaşlarımızın Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarını dahi hastanemizde işinin ehli doktorlarımızın elinden almaları bulunmaktadır. Bu hizmeti vatandaşlarımıza kazandırmakta emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor ve ünitemizin vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.&nbsp;

Açılış konuşmasının ardından Ordu Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm.Dr. Eser Uyanık "Öncelikle böyle bir hizmeti Ordulu vatandaşlarımıza kazandırmanın sevinci ile katılım gösterip bu özel günümüzde bizi yalnız bırakmayan başta Sağlık Müdürümüze ve değerli sağlık yöneticilerimize teşekkür ediyorum" dedi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Ünitesi Ordu'da Açıldı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 12:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-unitesi-orduda-acildi-153907-20240703.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-unitesi-orduda-acildi-153907-20240703.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-unitesi-orduda-acildi-153907-20240703.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Öğrencilere Skolyoz Taraması Yapılacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ogrencilere-skolyoz-taramasi-yapilacak-17837.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ogrencilere-skolyoz-taramasi-yapilacak-17837.html</link>
                    <description><![CDATA[
İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile 10-15 yaş grubundaki öğrencilere skolyoz taraması yapılacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;
&nbsp;


Ortaokul çağındaki çocuklarda skolyoz riskini belirlemek, erken teşhis ile halk sağlığına katkıda bulunmak amacıyla İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında protokol imzalandı.

&nbsp;

Valilik makamında, Vali Muammer Erol, İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Tüzün ile İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Fatih Vargeloğlu’nun imza attığı protokolle, skoloyometre ölçümleri yapılan çocuklar şüpheli durumda ileri inceleme için hastanelere yönlendirilecek.

&nbsp;

İmzalanan protokol kapsamında, İlimizdeki okullarda 5-6-7 ve 8. sınıf öğrencilerinde skolyoz taraması gerçekleştirilecek. Bu tarama programında sadece çocukların fiziksel gelişim durumuna bakıp, okullarda kız ve erkek öğrencilere ayrı ayrı düzenlenmiş özel alanlarda tek tek muayeneleri ve skoloyometre ölçümleri ile kontrolleri yapılmış olacak.

&nbsp;

Çocuklarda sık görülen ve bir omurga bozukluğu olan skolyoz ilerlediğinde, omurgada belirli bir şekil bozukluğu yanında ağrı ve solunum zorluğu gelişebiliyor. Erken tanı konulduğunda takip, fizik tedavi rehabilitasyonu ve korseleme ile eğriliğin ilerlemesi kontrol altına alınabiliyor ve ameliyat yapılma oranları da azalıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Öğrencilere Skolyoz Taraması Yapılacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 10:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/ogrencilere-skolyoz-taramasi-yapilacak-154225-20240209.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/ogrencilere-skolyoz-taramasi-yapilacak-154225-20240209.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/ogrencilere-skolyoz-taramasi-yapilacak-154225-20240209.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÜNYE'YE 5 UZMAN HEKİM ATANDI. ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-unyeye-5-uzman-hekim-atandi-15052.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-unyeye-5-uzman-hekim-atandi-15052.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu Sağlık Müdürlüğü açıktan atama ile Ordu'ya 10 Uzman hekim atandığını açıkladı. Atanan 10 doktordan 5 tanesi Ünye'de görev yapacak. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ordu İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama şöyle:

&nbsp;

Açıktan atama ile İlimizde görev yapmak üzere 10 uzman hekim, 2 uzman diş hekimi ve 1 diş hekimi olmak üzere toplam 13 hekim ve 4 eczacı atanmıştır.

&nbsp;

Sağlık Müdürümüz Op.Dr.Dursun Tüzün, bu atamalarla sağlık hizmetlerinin daha ulaşılabilir ve kaliteli olacağını söyledi. Tüzün, “Açıktan atamalarla Sağlık Bakanımız Sayın Dr.Fahrettin Koca’nın öncülüğünde gerçekleştirilen beyaz reformun faydalarını görüyoruz. Beyaz reform sayesinde çalışma şartları ve özlük hakları güçlendirilen hekimlerimiz kamu görevi almak istiyor. Sağlık ordumuz güçleniyor. Yeni atamaların İlimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

&nbsp;

Kadroların dağılımı ile ilgili de bilgi veren Tüzün, Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine acil tıp ve iç hastalıkları uzmanı, Fatsa Devlet Hastanesine anestezi ve reanimasyon ile kulak burun boğaz uzmanı, Gölköy Devlet Hastanesine fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı ile diş hekimi, Ünye Devlet Hastanesine anestezi ve reanimasyon, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, kulak burun boğaz hastalıkları ile 2 üroloji uzmanı, Ordu Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine; ağız, diş ve çene radyolojisi ile restoratif diş tedavisi branşlarında iki uzman diş hekimi atandığını söyleyerek, ayrıca Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aybastı Devlet Hastanesi, Gölköy Devlet Hastanesi ile Korgan Devlet Hastanesine birer tane eczacı atandığı belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ÜNYE'YE 5 UZMAN HEKİM ATANDI.  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:31:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/unyeye-5-uzman-hekim-atandi-113433-20230417.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/unyeye-5-uzman-hekim-atandi-113433-20230417.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/unyeye-5-uzman-hekim-atandi-113433-20230417.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beyaz Reform: Sekretersiz Poliklinik Kalmadı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-beyaz-reform-sekretersiz-poliklinik-kalmadi-14931.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-beyaz-reform-sekretersiz-poliklinik-kalmadi-14931.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu İl Sağlık Müdürü Op.Dr. Dursun Tüzün, Ordu'ya 165 tıbbi sekreter ataması gerçekleştirildiğini söyledi. 
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tüzün'ün açıklaması şöyle:

&nbsp;

Sağlık Bakanımız Sayın Dr.Fahrettin Koca’nın geçtiğimiz yıl açıkladığı beyaz reform kapsamında, “Poliklinik hizmeti veren tıp doktorlarının sekreterlik görevine son veriyoruz. Her polikliniğe bir sekreter. Amacımız, doktorun işine daha iyi odaklanması. Şimdiden hayırlı olsun.” diyerek duyurduğu tıbbi sekreter atamaları gerçekleştirildi.

Bu kapsamda, ilimize ataması yapılan 165 tıbbi sekreterimiz Personel Hizmetleri Başkanlığımız tarafından düzenlenen hizmet içi eğitimlerin ardından kamu hastanelerimiz polikliniklerinde hizmet vermeye başladı. Bu ay içinde 172 tıbbi sekreterin daha ataması gerçekleştirilerek ilimizin ihtiyacı büyük ölçüde giderilecektir. Atanan tıbbi sekreterlerimizden 45 tanesi Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hizmet vermeye başladı. Yakın zamanda gerçekleştirilecek atamalarda toplam 90 tıbbi sekreter arkadaşımız Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapacak.

Yaklaşık iki ay önce atanarak görevine başlayan Tıbbi Sekreter Eda Badem eğitimini aldığı bölümle ilgili hizmet vermekten mutluluk duyduğunu söyledi. “Ben aslen Adıyamanlıyım. Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanımız Dr.Fahrettin Koca her polikliniğe tıbbi sekreter ataması yapılacağını duyurduğunda çok heyecanlandım. Tercihimi yaptım ve Ordu’ya atandım. Ordu çok güzel bir şehir, burada olmaktan çok mutluyum. İşimi çok seviyorum” dedi.

Aslen Ordulu olan Tıbbi Sekreter Eren Mustafa Çaka’da, mezun olduktan bir yıl sonra atamasının gerçekleştirildiğini belirterek, “Okulumu bitirir bitirmez iş sahibi oldum. Bu beni ve ailemi çok mutlu etti. Öğrencilik dönemlerimde ailem bana destek olmuştu. Şimdi bende inşallah onlara destek olacağım.” dedi.

Sağlık Müdürümüz Op.Dr.Dursun Tüzün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Özellikle Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanemizde tıbbi sekreter eksiğimiz vardı. Yeni atamalarla beraber bu açığı kapatmış olduk. Polikliniklerin bilgisayar, masa, sandalye gibi donanımlarını tamamlayarak eğitimden geçen sekreterlerimizi görevlerine başlattık. Şu anda ilçe hastanelerimiz dahil, tüm hastanelerimizde sekreter ihtiyacı neredeyse kalmadı” diyerek, yeni atamalarla birlikte bu sorun tamamen ortadan kalkacağını belirtti.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Beyaz Reform: Sekretersiz Poliklinik Kalmadı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Apr 2023 12:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/beyaz-reform-sekretersiz-poliklinik-kalmadi-010418-20230405.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/beyaz-reform-sekretersiz-poliklinik-kalmadi-010418-20230405.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/beyaz-reform-sekretersiz-poliklinik-kalmadi-010418-20230405.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Saçlarınızı sebzeyle besleyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-saclarinizi-sebzeyle-besleyin-14181.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-saclarinizi-sebzeyle-besleyin-14181.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış mevsimi geldiğinde saçlarımız sonbahar yaprakları gibi dökülmeye başlar. Beslenme Danışmanı Yasemin Özen İpek, öncelikle hekim desteği ile gerekli kan değerlerinize baktırılması gerektiğini belirterek, sebze önerilerinde bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Saç dökülmeye karşı Beslenme Danışmanı Yasemin Özen İpek konu hakkında bilgiler verdi.

Saçın kök ve tel olarak ikiye ayrıldığına dikkati çeken Yasemin Özen İpek, "Kök kısım baş derisinin altında kalır ve saç telini besleyen bu kısımdır. Saç derisinden sebum salgılanır, sebum saç derisinden salgılanan yağdır. Bu kısım fazla olduğunda saç kökü yeterince beslenemez, saç güçsüz kalır ve dökülme gerçekleşir. Saç sağlığında kullanılan şampuan ve bakım oldukça önemlidir fakat buna istinaden beslenme bu süreçte başroldedir. Sağlıklı saçların yapısında keratin adlı protein bulunur. Yetersiz protein tüketimi olduğunda saçlar güçlenemez ve kırılmalar başlar. Saç sağlığını güçlendiren bir çok besin öğesi vardır. Bunlar A,B,C,D,E grubu vitaminlerdir. Demir eksikliği , çinko , selenyum , bakır, magnezyum saçın bileşenini güçlendirmektedir" dedi.

Özen İpek, güçlü, sağlam, parlak saçlar için protein ve demir grubunun haftalık beslenmede olması gerektiğini belirtti.

Her akşam salatalarınıza sebze ekleyebilirsiniz" tavsiyesinde bulunan Beslenme Danışmanı, protein grubu olarak kurubaklagil, tam tahılları, demir grubunda ise pekmez, yeşil sebzeler, domates, kuru kayısı, yağlı tohumları saydı.

Çinko'nun eksikliğinde saçlarda kepek oluşmasına yol açarken fazla tüketilmesi de saçların dökülmesine sebep olacağını belirten Yasemin Özen İpek, "Mantar ve kurubaklagiller en önemli çinko grupları besinlerindendir. Haftada 2-3 kez tüketebilirsiniz. Yine selenyum; saç derisinin canlı kalmasında etkilidir, kepeği önler. Brokoli , lahana , salatalık , kerebiz , soğan , turp, sarımsak, mantar, kakao, kurubaklagiller en iyi selenyum kaynaklarındandır. Magnezyum; Ay çekirdeği, kabak çekirdeği, badem, brokoli, kabak, patates, fasulye, çikolata"yı önerdi.

Özen İpek, vitaminlere göre saçları dökülmesini engelleyen besinleri şöyle sıraladı:

A vitamini; Kuru saç a vitamininden yetersiz saçtır. Havuç, kayısı, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, roka, maydanoz, dereotu, tere

E vitamini; Bitkisel yağlar, ay çekirdeği, yer fıstığı, yeşil yapraklı sebzeler

C vitamini; Meyveler, sebzeler, karnabahar

D vitamini; Tüm tahıllar

B 12; Kan hücrelerinin oluşum mekanizmasında yer alır ve yetersizliğinin en önemli belirtisi saç dökülmesidir.

Omega 3-6; saçların doğal parlaklığı için en önemli kaynaklardır. Ceviz, badem, fındık.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Saçlarınızı sebzeyle besleyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Feb 2023 07:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/03022023154011_d4d2e643aa5032c98a33a8f691358561.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/03022023154011_d4d2e643aa5032c98a33a8f691358561.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/03022023154011_d4d2e643aa5032c98a33a8f691358561.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yetişkinler Günde Üç Porsiyon Süt Tüketmeli!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-yetiskinler-gunde-uc-porsiyon-sut-tuketmeli-13969.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-yetiskinler-gunde-uc-porsiyon-sut-tuketmeli-13969.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlığımız üzerinde birçok faydası bulunan süt, özelikle protein ve kalsiyum açısından çok zengin bir besin. Sağlıklı bir yaşam için tıpkı çocuklar gibi yetişkinlerin de günde üç porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesi gerektiğini söyleyen DoktorTakvimi uzmanı Dyt. Emine Öztürk, yetişkinlerde süt tüketimine ilişkin önemli bilgiler veriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Süt, protein, yağ ve karbonhidrat olmak üzere vücudumuzun ihtiyaç duyduğu birçok besin öğesi içeriyor. Kemik sağlığının yanı sıra kanser, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklara karşı da koruyucu etki gösteren sütün sayısız faydası bulunuyor. Özellikle çocukların büyüme ve gelişmesinde önemli bir role sahip süt, kemiklerin sağlamlaşmasına ve kemik erimesini önlemeye yardımcı&nbsp;oluyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, enerji veriyor, kalp hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Yaşlanmayı geciktiriyor, sindirim sistemini koruyor. Süt, her ne kadar çocukların içeceği bir besin olarak görülse de aslında her yaş grubu için çok önemli ve değerli… Peki, süt yetişkinler için ne kadar faydalı? BU sorunun yanıtını DoktorTakvimi uzmanı Dyt. Emine Öztürk, veriyor. Sütün, diğer besinlerin sınırlı miktarda sağladığı kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi önemli mineralleri içerdiğini söyleyen Dyt. Emine Öztürk, yetişkinlerin günde en az üç porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesi gerektiğinin altını çiziyor. Süt ürünlerinin zengin bir kalsiyum kaynağı olduğunu belirten Dyt. Öztürk, “Yeterli kalsiyum alamazsak osteoporoz riskimiz artar. Kemikler zayıflar ve kırılmaya yatkın hale gelir. Ulusal Osteoporoz Vakfı, kemik kaybını ve osteoporozu önlemek için yeterli kalsiyum tüketimi ve D vitamini öneriyor” diyor.

İntoleransınız veya alerjiniz yoksa mutlaka süt tüketin

Yapılan araştırmalar süt ve süt ürünlerinin özellikle de yoğurt tüketiminin, kemik sağlığı üzerindeki olumlu etkisinin bulunduğunu ve tip 2 diyabet riskini de azalttığını gösteriyor. Amerikan Diyabet Derneği’nin tip 2 diyabet riskini azaltmak ve kan şekeri kontrolünün önemli bir göstergesi olan A1C seviyelerini düşürmek için Akdeniz diyetini önerdiğini söyleyen Dyt. Öztürk, Akdeniz diyetinin zeytinyağı ve balıktan elde edilen sağlıklı yağların yanı sıra meyveler, sebzeler, kepekli tahıllar ve ölçülü miktarda süt ürünleri tüketimini içerdiğini belirtiyor. Dyt. Öztürk, ayrıca planlı bir diyette, eğer kişinin herhangi bir alerjisi ya da intoleransı yoksa, süt ve süt ürünleri tüketmesinin birçok fayda sağladığını da hatırlatıyor.

DoktorTakvimi uzmanı Dyt. Emine Öztürk, “Yaşın ilerlemesiyle birlikte tüketilmemesi gereken besinler nelerdir” sorusuna ise şöyle yanıtlıyor: “Yaşımız ilerledikçe metabolizma hızımız da yavaşlıyor. Bu nedenle kalori ihtiyacımız da azalıyor. Eğer intolerans, alerji veya aksini gerektiren bir hastalığınız yoksa beslenmenizden özel olarak bir besini çıkartmanız gerekmiyor. Ancak Akdeniz diyetine yönelmek, süt ve süt ürünlerini beslenmenize eklemek, meyve ve sebze tüketimine önem vermek, doymuş ve trans yağ alımından da olabildiğince kaçınmak yararlı olacaktır.”

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yetişkinler Günde Üç Porsiyon Süt Tüketmeli! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Dec 2022 08:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155519_2f3e932220cfdf1d6af99f2c31637f46.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155519_2f3e932220cfdf1d6af99f2c31637f46.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155519_2f3e932220cfdf1d6af99f2c31637f46.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prostat Kanserinin Başlıca 7 Belirtisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-prostat-kanserinin-baslica-7-belirtisi-13970.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-prostat-kanserinin-baslica-7-belirtisi-13970.html</link>
                    <description><![CDATA[Prostat kanseri erkeklerde 40 yaşından önce nadir görülürken, 50 yaş sonrasını daha çok etkiliyor. Yapılan çalışmalara göre 80 yaş üzerinde her iki erkekten birinde prostat kanseri görülüyor ve hastalık erken dönemde teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksek oluyor. Aile hikayesi varsa 40 yaşından sonra PSA değerlerinin kontrol edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Savaş, prostat kanseri ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Türkiye’de 100 bin erkekten 35’inde görülüyor

Prostat kanseri dünyada çok yaygın bir kanser türüdür ve her yıl 1.5 -2 milyon kişiye teşhis konulmaktadır. Yaşam boyu bir erkekte ortaya çıkma oranı %16’dir ve gelişmiş ülkelerdeki erkekleri daha sık etkileyen bir hastalıktır. Genetik faktörler ve beslenme tarzı olası nedenlerdendir. Amerika ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerdeki erkeklerde, Asya ve Uzak Doğu ülkelerindeki erkeklere göre 40 kat daha fazla görülür. Türkiye’de yaklaşık risk 100 bin erkekte 35 prostat kanseri vakası olarak bildirilmektedir.

Prostat kanserinde risk faktörleri şöyle sıralanabilir:

İleri yaşta olmak:&nbsp;Prostat kanseri görülme sıklığı 50 yaşından sonra artar. Ortalama tanı yaşı 65 civarıdır.&nbsp;

Irk:&nbsp;Afrika kökenli, Batı’da yaşayan siyahi erkeklerde daha sık görülür.

Aile hikayesi:&nbsp;Babada ve erkek kardeşte varsa risk 2 kat artar. Eğer ailede bir kişide daha varsa risk bu kez 11 kata kadar artmaktadır. &nbsp;

Uzun boylu olmak:&nbsp;Prostat kanseri uzun boylu erkeklerde daha fazla görülür. Büyüme hormonu kanser oluşum mekanizmalarıyla oynayan bir hormondur. İnsülin growth hormonuna uzun boylu erkeklerin daha fazla maruz kalması nedeniyle daha sık görüldüğü düşünülmektedir.&nbsp;

Obezite:&nbsp;Doymamış yağlardan zengin gıda alımı prostat kanserine zemin hazırlayabilmektedir.

Sigara kullanımı:&nbsp;Sigara içenlerde PSA seviyesi daha düşüktür. Bu nedenle sigara içenlerde PSA seviyesi düşük çıktığı için prostat kanseri atlanabilmektedir ve olası tanı gecikebilir.&nbsp;

Yüksek kalsiyum kullanımı:&nbsp;Günlük&nbsp;1000-2000&nbsp;mg üzerinde kalsiyum alımı olanlarda prostat kanseri çok daha fazla görülmüştür. Dolayısıyla çok süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi prostat kanseri riskini artırmaktadır.

Prostat kanserinin başlıca belirtilerine dikkat!

Prostat kanseri ileri dönemlerine kadar hiçbir belirti vermeyebilir ancak sık görülen işaretler şunlardır:&nbsp;

Sık idrara çıkma İdrar tazyikinde azalma İdrar sonrası rahatlayamama İdrarda kan görülmesi İdrar yaparken yanma İleri dönemde böbrek yetmezliği Kemik ağrıları ve kırıkları &nbsp;

40 yaşından sonra muayene şart!

Eğer bir kişide aile öyküsü varsa 40 yaşından sonra PSA takibi ve rektal muayene olması gerekir. &nbsp;Muayenede amaç, prostatın büyüklüğünden ziyade prostatta kıvam değişikliğinin olup olmadığının kontrol edilmesidir. Muayenede şüphe varsa önce Multiparametrik Diffüzyon MR, ve sonrasında ultrason eşliğinde biyopsi alınarak prostat kanseri tanısı doğrulanır.&nbsp;

Erken evrede fark edilmesi büyük önem taşıyor

Prostat kanserinin evrelemesi yapıldıktan tedavi planlaması yapılır. Eğer erken evrede ve tümör prostatın dışına çıkmamışsa cerrahi veya radyoterapi uygulanabilir. Prostatın içindeki lokalize tümörlerde ısı enerjisiyle tümör dokusu yok edilebilir. Benzer şekilde kriyoablasyon ile tümör dokusu dondurularak yok edilir. Ancak bu iki tedavi yöntemi henüz deneysel aşamadadır ve rutin pratikte çok az merkez ve hekim tarafından uygulanmaktadır. &nbsp;Kitlenin lenf gibi prostatın dışına taştığı farklı durumlarda radyoterapi, hormon ve ışın tedavisi gibi seçenekler hastaların durumuna göre tercih edilir.&nbsp;

Birçok tedavi disiplini devreye giriyor

Prostat kanseri eğer kemiklere ve diğer organlara yayıldıysa hormon tedavisi veya kemoterapi yapılır. Testosteron yani erkeklik hormonu prostat kanser hücrelerinin çoğalmasında etkindir. Vücutta testosteron seviyesi hormon tedavileriyle düşürülür ve hastalığın ilerlemesi durdurulur. Bazen kemoterapi ile hastalık yavaşlatılabilir. Ayrıca prostat kanserinden dolayı böbrek yetmezliği, lokalize kemik lezyonları, spontan kemik kırıkları gelişebilir. Bu durumda radyoterapi ile lokalize bölgelere ışın tedavisi uygulanır.&nbsp;

Robotik cerrahi ile 15 kata kadar görüntü büyütülüyor

Robotik cerrahi ABD’de prostat kanserinin cerrahi tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemdir. Tam donanımlı merkezlerde ve bu konuda deneyimli üroloji uzmanları tarafından uygulanmalıdır. Prostat kanserinde robotik cerrahinin avantajları oldukça önemlidir. &nbsp;Sağlanan 3 boyutlu görüntüleme ve 15-10 kat görüntü büyütme sayesinde çok dar bir alanda prostatın anatomisi net görülür. İdrar tutma mekanizmasında önemli olan anatomik yapıların ve ereksiyonu sağlayan sinirlerin korunması robotik cerrahi ile çok daha başarılı şekilde yapılabilmektedir. &nbsp;Açık cerrahi sonrasında hastalarda sonda daha uzun süre kalırken robotik cerrahide 3-5 günde sonda çekilmektedir. Bunun yanında ameliyat sonrası daha az ağrı kesici ihtiyacı olmaktadır. İyileşme sürecinin kısalması günlük hayata daha hızlı dönüşü sağlamaktadır.

Prostat kanserinden korunmak için önemli öneriler&nbsp;

Haftada 3 gün 2 saatten fazla spor yapın Günde 3 fincanı aşmayacak şekilde kahve tüketin Pişmiş domates, greyfurt, karpuz gibi likopenden zengin besinler tüketin Beslenmenizde balığa sıkça yer verin D vitamini seviyelerinizi kontrol ettirin

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Prostat Kanserinin Başlıca 7 Belirtisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Dec 2022 08:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155535_d530a57220622eaca983ed8704343097.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155535_d530a57220622eaca983ed8704343097.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155535_d530a57220622eaca983ed8704343097.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Migren tipi baş ağrısı, kulak çınlaması, boyun ağrınız mı var? Çiğneme sisteminiz bozulmuş olabilir!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-migren-tipi-bas-agrisi-kulak-cinlamasi-boyun-agriniz-mi-var-cigneme-sisteminiz-bozulmus-olabilir-13971.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-migren-tipi-bas-agrisi-kulak-cinlamasi-boyun-agriniz-mi-var-cigneme-sisteminiz-bozulmus-olabilir-13971.html</link>
                    <description><![CDATA[Geçmek bitmeyen baş-boyun ağrıları, kulak çınlaması, vertigo gibi rahatsızlıkların sebebi çeneniz olabilir. Doktor kontrolünde bir sorun görünmüyor ama ağrılarınız geçmiyorsa, bir de diş hekimine görünmelisiniz.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Kulak çınlamasının sebebi çiğneme sistemi ile ilgili olabilir!

Diş Hekimi&nbsp;Dr. Melih Şengül, çenedeki kapanış bozukluklarının kaslar üzerinde&nbsp;asimetrik yüklere yol açtığını söyledi. Dt. Şengül&nbsp;“Bu durumun oluşturduğu gerginlik ve baskı&nbsp;çoğunlukla&nbsp;migren ile dahi karıştırılabilecek baş ağrılarına, kulak çınlaması hatta duyma kaybı ve Vertigo atakları, kronik &nbsp; boyun ağrıları ve postür bozulmalarına, kadar pek çok soruna yol açabilir.&nbsp;Çiğneme sisteminin biyomekaniğinde oluşan bozulmalar, bunlar&nbsp;gibi vücudun tamamı üzerinde sorunlara&nbsp;sebep olabilir. Çene, eklemler ve çiğneme kasları tarafından sağlanan üst çene ve alt çene arasındaki uyumlu ilişki sağlığımız için gereklidir. Eğer bu uyum bozulursa, çiğnemek, yutkunmak ve yüz kaslarını çalıştırmak acılı ve zor bir hale gelebilir. Olması gereken anatomiye uygun ortopedik pozisyonunda olmayan çene eklemleri genel vücut sağlığını ve postürünü de olumsuz etkileyebilir.&nbsp;Oldukça sık karşılaştığımız çene ekleminde ve dişlerde zamanla meydana gelen hasar ve aşınmaların sebebi yalnızca diş sıkma veya gıcırdatmaya bağlanacak&nbsp;olursa sorunun genelde sadece psikolojik olduğu düşünülebiliyor. Halbuki bu durum, çene eklemlerinin doğru kapanmamasından kaynaklanabilir.” diye konuştu.

Doktor doktor gezdiren ağrının sebebi dişleriniz olabilir.

Çenenin sorunsuz, normal kapanışı, çiğneme fonksiyonları kadar vücudun duruşunu da ilgilendirir. Düzgün kapanmayan bir çene eklemi, etrafındaki kasları zorlar, yorar. Kimi hastalar, çenesini açmakta zorluk çektiğini; kimileri ise çiğnerken yorulduklarını, alt çenelerinin kendilerine ağır geldiğini söyler. Tüm bu şikayetler çene ekleminin kapanışından kaynaklanan sorunlara işaret eder. Bazen hastanın vücudunu biraz gözlemlemek bir kapanış sorunu olduğunu kolayca anlamamızı sağlar. Mesela kimi hastaların başı bir tarafa eğiktir, kimileri güldüklerinde yüzlerindeki burun-kulak çizgisinin yüzün iki yanına göre simetrik olmadığı görülür. Aslından çeneden çok uzakta ortaya çıkan bu belirtiler de çene eklemi kapanışındaki sorunlara işaret edebilir. Çiğneme ve çene kapanış sistemine biyofonksiyonel olarak baktığımızda buradaki sorunun çözümü birbiri ile etkileşim halinde olan diğer organların ya da eklemlerin sorunlarının da çözümü anlamına gelir.

Bu şikayetler varsa dikkat.

Baş ve yüz ağrısı; kafa, boyun ve omuz kaslarındaki gerginlikler; fibromiyalji; migrene benzer ağrılar ve şikayetler; çene ekleminde ağrı; çene ekleminde çeşitli hasarlar (tıklama ve gıcırdatma sesi, hareket özgürlüğünün azalması); dişe, ağza, boyuna ve omuzlara yayılan ağrı; yutkunmada zorlanma; alt çenenin ağır gelmesi; kulak ağrısı, kulakta doluluk hissi, kulak çınlaması; sabahları uykudan yorgun uyanma; göz ağrısı, ışık hassasiyetinde artma; nevralji; baş dönmesi; vertigo; uyku bozuklukları; depresif ruh hali ilgili uzman hekimin kontrolünde bir sorun görünmemesi durumunda çene ekleminiz ile ilgili olabilir.&nbsp;

Gerekli muayeneler sonrasında kapanış sorunu gördüğümüz hastalarda başlayan tedavi ile hastanın şikayetleri azalırken çene kapanışı düzelir, yüzü simetrik bir hal alır ve postürü düzelir.

Diş estetiği sorunları giderir mi?

Çene sorunları olan hastalarda sadece estetik bir bakış açısıyla yaklaşmak şikayetlerin giderilmesine yetmeyebilir. Hatta bazen sorunu daha da karmaşık hale getirebilir. Diş Hekimi Dr. Melih Şengül,&nbsp;“Soruna biyofonksiyonel bakış açısı ile yaklaştığımızda sağlıklı ve fonksiyonel çiğneme sistemi sağlandığında, otomatik olarak iyi bir estetik görünüm de elde edilir. Amacımız uzun süreli ve doğal güzelliğe sahip bir çiğneme sisteminin en uygun şekilde oluşturulmasıdır.” Dedi.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Migren tipi baş ağrısı, kulak çınlaması, boyun ağrınız mı var? Çiğneme sisteminiz bozulmuş olabilir! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Dec 2022 08:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155548_5c99bf047695826e4cbe14d90a3ac330.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155548_5c99bf047695826e4cbe14d90a3ac330.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/23122022155548_5c99bf047695826e4cbe14d90a3ac330.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Baş ağrısı deyip geçmeyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-bas-agrisi-deyip-gecmeyin-13954.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-bas-agrisi-deyip-gecmeyin-13954.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar, özellikle sabahları kişinin baş ağrısıyla uyanması ve giderek bu ağrının gün içerisinde azalmasının beyin tümörünü düşündürecek bir baş ağrısı olduğunu ifade etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

BURSA (İGFA) - Nev Esentepe Beyin ve Sinir Hastalıkları Cerrahisi Op. Dr. Ufuk Özsoy, beyin tümörleri hakkında açıklama yaptı.

&nbsp;

“Beyin tümörü; beynin kendi sinir dokusundan, beyni çevreleyen zarlardan ya da beyin içerisindeki damarlardan kaynaklanan anormal hücre büyümesi olarak tabir ettiğimiz, normalde olmaması gereken dokulardır” diyen Dr. Özsoy, beyin tümörlerinin iyi ve kötü huylu olarak iki gruba ayrıldığına dikkati çekti.

&nbsp;

Beyin tümörlerinin en önemli belirtisi baş ağrısı olduğunun altını çizen Op. Dr. Özsoy, "Baş ağrısının dışında bulantı, kusma, kollar ve bacaklarda güçsüzlük, epileptik nöbet dediğimiz vücutta istemsiz kasılmalar gibi şikayetlerle hastalık belli olabilir. Bu şikayetler arasında en sık gördüğümüz baş ağrısıdır. Özellikle günümüzde baş ağrısı birçok kişinin mustarip olduğu bir sıkıntı. Bunlar arasında beyin tümörleri baş ağrısına sebebiyet veren küçük bir grubu oluşturmakta. Ancak erken dönemde yakalandığı takdirde tedavisinin daha hızlı daha kalıcı iyilik hali sağlanabileceği bir rahatsızlık. Özellikle sabahları kişinin baş ağrısıyla uyanması ve giderek bu baş ağrısının gün içerisinde azalması bize beyin tümörünü düşündürecek bir baş ağrısı grubunu ifade etmektedir. Eğer böyle baş ağrısı yaşayan hastalarımız olursa, beyin cerrahına gidip beyin MR görüntülenmesi yaptırmalarında fayda var" diye konuştu.

&nbsp;

ERKEN TEŞHİS YAŞATIR

İki farklı beyin tümörü olduğunu söyleyen Özsoy, "İyi huylu beyin tümörleri çok yavaş büyüyen, büyüdükçe hacimsel olarak genişleyip sinir dokusunu sıkıştırdığı için baş ağrısı, kollarda ve bacaklarda güçsüzlük, nöbet geçirme, bulantı ve kusma gibi birtakım problemlere sebep olabiliyor. İyi huylu tümörlerde genel olarak ameliyatla çıkarıldığı takdirde ömür boyu ilave bir tedaviye gerek kalmadan kalıcı bir şekilde iyilik hali sağlanabilmekte. Ancak kötü huylu tümörlerin tedavisi daha karmaşıktır. Kötü huylu beyin tümörleri için Patoloji dediğimiz yani davranışsal olarak nasıl bir tümör olduğunu ortaya koyduktan sonra belirlenecek tedavi stratejileri vardır. Kötü huylu beyin tümörleri çok hızlı büyür. Bulunduğu yerde ciddi&nbsp; derecede baskı yapar. Sadece fiziki olarak değil, ödem etkisi oluşturduğu için çevre sinir dokularını, damar yapılarını, beyin zarını sıkıştırarak hızlı bir şekilde hastada şikayet oluşturmaya ve genel durumu da kötüleştirmeye sebebiyet verebilir" diye konuştu.

Günümüzdeki yaygın baş ağrısı sebeplerinin bir kısmının beyin tümörlerine bağlı olduğunu vurgulayan Özsoy, "Beyin tümörü tedavisi ne kadar erken davranılırsa o kadar hızlı ve konforlu&nbsp; bir şekilde tedavi edilebilir. Eğer ailede beyin tümörü şikayeti olan varsa mutlaka tarama amaçlı beyin MR'ı çekilmesinin faydası vardır. Bunların genetik olarak geçme özelliği vardır. Onun için baş ağrısı deyip geçmemek gerekir. Bu baş ağrısının bir kısmının nedeni beyin tümörü olduğu için mutlaka bir hekime başvurarak bu ağrının kaynağının araştırılmasının faydası vardır" diyerek hastaları erken teşhis konusunda uyardı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Baş ağrısı deyip geçmeyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 22 Dec 2022 11:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165343_923e7c81464704a89c84fa3af2e6451f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165343_923e7c81464704a89c84fa3af2e6451f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165343_923e7c81464704a89c84fa3af2e6451f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Depresyon Sadece Ruhumuzu Değil Bedenimizi De Olumsuz Etkiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-depresyon-sadece-ruhumuzu-degil-bedenimizi-de-olumsuz-etkiliyor-13963.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-depresyon-sadece-ruhumuzu-degil-bedenimizi-de-olumsuz-etkiliyor-13963.html</link>
                    <description><![CDATA[Beynimizin çalışma şeklindeki değişiklikler vücudumuz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Beynimizi en çok etkileyen rahatsızlıkların başında ise depresyon bulunuyor. Depresyonun kalbimizden bağışıklık sistemimize kadar her şeyi etkilediğini belirten DoktorTakvimi uzmanı Psk. Buğrahan Kırbaş, bu psikolojik hastalık hakkında önemli bilgiler veriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Bir duygu durum bozukluğu olan depresyon, sürekli bir üzüntü ve hayattan keyif alamama hali olarak tanımlanıyor. Türkiye’de nüfusun yaklaşık %4’ünü etkileyen depresyon, kişiyi duygusal açıdan ciddi olarak etkiliyor. Ayrıca&nbsp;bu hastalık fiziksel tahribata da neden oluyor.&nbsp;Depresyonun bazı fiziksel hastalıkların riskini artırdığını, bazı hastalıkların da depresyonu tetikleyebildiğini söyleyen DoktorTakvimi uzmanı Psk. Buğrahan Kırbaş, depresyonun fiziksel belirtilerini şöyle anlatıyor:&nbsp;“Depresyonu olan her üç kişiden ikisinde artan ağrılar meydana geliyor. Ayrıca kronik yorgunluk, iştahsızlık, uykusuzluk veya fazla uyumada sıkça görülüyor.”

&nbsp;

Depresyon bağışıklığı zayıflatıyor

Depresyon, kortizol veya adrenalin gibi stres hormonlarının düzeylerini yükselterek bazı hastalıklara yakalanma riskini artırıyor. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek vücudumuzun enfeksiyonla savaşmasını zorlaştırıyor. Depresyonun kalp hastalığı ve madde bağımlılığı riskinin artmasıyla da ilişkilendirildiğine dikkat çeken Psk.&nbsp;Buğrahan Kırbaş, “Uykusuzluk veya derin uyku eksikliği gibi depresyonun neden olduğu birçok fiziksel değişikliğin bağışıklık sistemini zayıflattığı düşünülüyor. Bu durum mevcut hastalıkları daha da kötüleştirebiliyor. Buna karşılık, depresyon veya kronik hastalığın neden olduğu fiziksel değişiklikler, depresyonu tetikleyebiliyor. Eğer kişi tedavi olmazsa bu durum bir kısır döngüye yol açabiliyor” diyor.&nbsp;

&nbsp;

Depresyon bazı hastalıkların görülme riskini artırıyor

Kalp krizi, koroner arter hastalığı (kalp krizi olmadan), parkinson hastalığı, multipl skleroz veya lupus gibi otoimmün hastalıklar, HIV/AIDS, felç, kanser, diyabet, böbrek hastalığı, artrit gibi birçok hastalık depresyonla birlikte görülebiliyor. Ayrıca depresyon her zaman olmasa da bu hastalıkların görülme riskini artırıyor. “Örneğin; depresyonun kansere yol açtığı fikrini destekleyen kanıt olmasa da ikisi sıklıkla bir arada görülüyor. Halihazırda kalp hastalığı olan kişilerde, yüksek seviyedeki stres hormonlarının gerekli doku onarımını yapmasını zorlaştırabiliyor” diyen Psk.&nbsp;Kırbaş,&nbsp;depresyonun diğer hastalıkların seyrini etkilediğini ve komplikasyon geliştirme olasılığını yükselttiğini hatırlatıyor. Bunun nedeninin depresyon beynimizdeki ve vücudumuzdaki fiziksel değişiklikleri büyütmesi olduğunu belirten Psk. Kırbaş, depresyonda sık görülen ağrının da tedaviyi zorlaştırdığının altını çiziyor.&nbsp;

&nbsp;

Egzersiz yapmak depresyona iyi geliyor

Kronik ağrısı olan kişilerin daha ağır bir depresyon geçirebileceklerini belirten&nbsp;Psk. Kırbaş, şu uyarılarda bulunuyor: “Tedavi süreci için her şeyden önce alanında uzman bir psikolog ile görüşmeniz faydalı olacaktır. Eğer depresif bir duygu durumu içerisindeyseniz tedavi hakkında psikoloğunuzla konuşun. Antidepresanlar ve konuşma terapisine ek olarak egzersiz de yardımcı olabilir. Son çalışmalar, egzersizin hafif ila orta şiddette depresyon için etkili olabileceğini gösterdi. Bitkisel ilaçlar almayı düşünüyorsanız, mutlaka doktorunuza danışın. Çünkü bunlardan bazıları ilaçlarla veya diğer takviyelerle zararlı şekillerde etkileşime girebilir.”

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Depresyon Sadece Ruhumuzu Değil Bedenimizi De Olumsuz Etkiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 22 Dec 2022 09:49:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165711_cb5165fccd1d3e52b954864833c114c1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165711_cb5165fccd1d3e52b954864833c114c1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165711_cb5165fccd1d3e52b954864833c114c1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kelle Paça Tüketmek Kolajen Üretimini Artırır mı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-kelle-paca-tuketmek-kolajen-uretimini-artirir-mi-13964.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-kelle-paca-tuketmek-kolajen-uretimini-artirir-mi-13964.html</link>
                    <description><![CDATA[Vücudun en önemli yapı taşlarından biri olan kolajenin, ortalama 25 yaşından itibaren her yıl yaklaşık yüzde 1'inin kaybedildiğini belirten Dr. Elif Pahsa bu kaybı yerine koymak için, kelle paça çorbası tüketmenin yeterli olmadığını anlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Sağlıklı genç bir cilt, sağlıklı bir kemik ve eklem yapısı için önem taşıyan kolajen, bağırsak duvarı başta olmak üzere, sağlıklı damar yapısı, sağlıklı organ ve bağ dokularının oluşturulmasına ve desteklenmesine yardımcı olan yapısal bir proteindir. Bu nedenle günlük olarak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu kolajen ihtiyacının karşılanması gerekiyor.&nbsp;

Daha az kırışık ve sıkı bir görünüm için, bedene ne kadar erken yatırım yapılırsa o kadar iyi sonuçlar alınacağını belirten&nbsp;Dr. Elif Pahsa; “Kolajen takviyesiyle ilgili, özellikle gıda ürünlerinden kolajen ihtiyacının karşılanıp karşılanamayacağı yönünde birbirinden farklı söylemlerle karşılaşıyoruz. Evet, kemik suyu, kelle paça, işkembe gibi yiyeceklerin içerisinde kolajen miktarı yüksek ancak bağırsaklardan yeterli düzeyde emilemezler”&nbsp;dedi.&nbsp;

“Bu gıdaları her gün yemek mümkün olmuyor. Öte yandan işkembenin temizliğinden de emin olmak gerekiyor”&nbsp;diye sözlerine devam eden&nbsp;Pahsa;&nbsp;“Ayrıca kemikteki kolajen ve iliğin açığa çıkabilmesi için kısık ateşte minimum 10 saat pişirilmesi gerekiyor. Böyle bir vaktimiz olamayacağı için vücuttaki kolajenin tazelenmesi noktasında bu tür yiyecekler yeterli olmuyor. Bu noktada günlük olarak kolajen takviyesi almak gerekiyor. Ancak bu ürünleri seçerken de nelere dikkat etmemiz gerektiği önemli bir konu” dedi.&nbsp;

Klinik Referanslar Çok Önemli

“Tüketiciler en etkili ve doğru kolajen takviyesini seçerken öncelikli olarak klinik çalışmalarca etkinliğinin ispatlanmasına dikkat etmeli”&nbsp;vurgusunu yapan&nbsp;Pahsa; “İçeriğindeki kolajen molekülünün ağırlığı, diğer destekleyici vitamin, mineral komplekslerinin formu, şeker içermemesi, içiminin kolay olması ve etkiye yönelik farklı seçeneklere sahip olmasına dikkat edilmeli. Ayrıca kolajen peptitlerin etkinliğini belirleyen kriterlerden biri de dalton ağırlığıdır. Dalton ağırlığı 4000 dalton altında olmalıdır, hatta en ideali 2000 dalton olmasıdır. Kolajen molekülü ne kadar küçükse, etkinliği o kadar fazla demektir.”&nbsp;

Balık Kolajenindeki Ağır Metal Riski

Pahsa, balık proteini kaynaklarının ağır metal riski taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi:&nbsp;&nbsp;“Balık kaynaklarında, kolajen üretiminde çok kritik rol oynayan 3 amino asit olan glisin, prolin ve hidroksiprolin daha düşük seviyede olduğu için biyoyararlanım daha düşüktür. Bundan dolayı Verisol ve Fortigel gibi patentli, sığır kolajeni içeren vücut için yararlılığı kanıtlanmış biyoaktif hidrolize kolajen peptitleri tercih edilmeli ve ambalaj üzerindeki ibarelere dikkat edilmelidir.”&nbsp;

Şeker İlaveli Ürünlere Dikkat!

Kolajen ürünlerini içilebilir hale getirmek için tadını şeker ile düzeltmeye çalışmak tercih edilebilmektedir. Ancak şeker tüketimi vücutta birçok metabolik hastalığın oluşmasına ve artmasına neden olabileceğinden kesinlikle önermiyoruz. Aromalı ürünlerin lezzetini artırmak için pek çok marka tatlandırıcı kullandığını&nbsp;belirten&nbsp;Pahsa;&nbsp;“Zararı araştırmalarla ispatlanmış aspartam, sukraloz, asesülfam-K gibi tatlandırıcılar içermeyen ürünlere yönlenin. Stevia ile tatlandırılmış ya da tatlandırıcı içermeyen ürünleri tercih edebilirsiniz. Son olarak, vücudun kolajen sentezini artırması için Glutatyon, Hyalüronik asit, Biotin, C Vitamini, Resveratrol gibi diğer içeriklerin de önemi vardır. Cilt sağlığına direkt etkisi olan ya da kolajen sentezine destek olacak zengin formüle sahip ürünleri seçmeye özen gösterin” dedi.&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kelle Paça Tüketmek Kolajen Üretimini Artırır mı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 22 Dec 2022 08:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165735_d7d2e133bde65dbcd9ea3768c96ceb21.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165735_d7d2e133bde65dbcd9ea3768c96ceb21.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/22122022165735_d7d2e133bde65dbcd9ea3768c96ceb21.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hava durumundaki değişiklikler baş ağrılarını nasıl etkiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-hava-durumundaki-degisiklikler-bas-agrilarini-nasil-etkiliyor-13890.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-hava-durumundaki-degisiklikler-bas-agrilarini-nasil-etkiliyor-13890.html</link>
                    <description><![CDATA[Hava durumları ile en ilişkili nörolojik hastalıkların baş ağrıları olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, başlıca migren olmak üzere küme tipi baş ağrısı ve daha nadir olarak diğer baş ağrılarının da hava durumu değişiklikleri ile bağlantılı olduğunu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hava durumları ile en ilişkili nörolojik hastalıkların baş ağrıları olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, başlıca migren olmak üzere küme tipi baş ağrısı ve daha nadir olarak diğer baş ağrılarının da hava durumu değişiklikleri ile bağlantılı olduğunu söyledi. Dr. Celal Şalçini, lodos başta olmak üzere tüm rüzgâr çeşitleri ile hava nem oranı ve hava basıncındaki ani değişikliğin, güneş, parlamalarının, aşırı soğuk ve sıcağın migren ataklarını tetikleyebildiğini vurguladı.

&nbsp;

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, hava durumu ile bağlantılı ortaya çıkan baş ağrılarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

&nbsp;

Baş ağrıları hava durumu ile bağlantı gösteriyor

Hava durumları ile en ilişkili nörolojik hastalıkların baş ağrıları olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, başlıca migren olmak üzere küme tipi baş ağrısı ve daha nadir olarak diğer baş ağrılarının da hava durumu değişiklikleri ile bağlantılı olduğunu söyledi.

&nbsp;

Migren kısa süreli hava değişikliklerinden etkileniyor

Küme baş ağrısının mevsimsel değişikliklerden etkilenirken, migrenin daha çok kısa süreli hava değişikliklerinden etkilendiğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Bu hava değişiklikleri çeşitli olabilir. Başlıca lodos olmak üzere tüm rüzgâr çeşitleri, hava nem oranı değişikliği, hava basıncının ani değişikliği, güneş, parlamalar, aşırı soğuk ve sıcak migren ataklarını tetikleyebilmektedir.” uyarısında bulundu.

&nbsp;

Bu tetikleyicilerin her migren hastasında olmadığı gibi, değişkenlik gösterdiğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Bazı migren hastaları kuru havada atak yaşarken diğerleri nemli havada atak yaşayabilir. Bu değişikliklerden hangilerinin hastada atak tetiklediğini fark etmek zordur çünkü hava değişikliklerinden başka olarak yiyecekler, değişik kokular ve içecekler de tetikleyebilir.” dedi.

&nbsp;

Günlük tutularak faktörler belirlenebilir

Migreni etkileyen faktörlerin tespit edilmesi için hastalara günlük tutmalarını tavsiye eden Dr. Celal Şalçini, “Migren hastaları o gün ne yediğini, hava durumunun ne olduğunu, hangi parfümü kullandığını not almalıdır. Böylece migren ataklarının hangi faktörden etkilendiği tespit edilebilir. Bu faktörlerin fark edilmesi zordur. Bu sebepten ötürü ancak titizlikle yapılan takip sonucunda farkına varabiliriz.” dedi.

&nbsp;

Dr. Celal Şalçini, lodos ve fırtınalı havaların tetikleyeceği atakları önlemek için kaçınmanın ve fiziksel önlem almanın gerekli olduğunu sözlerine ekledi.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hava durumundaki değişiklikler baş ağrılarını nasıl etkiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 10:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/13122022010055_3a8162c90293de234cb49bddae46cbfd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/13122022010055_3a8162c90293de234cb49bddae46cbfd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/13122022010055_3a8162c90293de234cb49bddae46cbfd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bağışıklık Sisteminiz Kışa Hazır Mı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-bagisiklik-sisteminiz-kisa-hazir-mi-13891.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-bagisiklik-sisteminiz-kisa-hazir-mi-13891.html</link>
                    <description><![CDATA[Bağışıklık sistemi, enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenlere karşı vücudu koruyan bir savunma sistemi olarak adlandırılabilir. Doğuştan gelen(doğal) ve uyarlanabilir(adaptif) bağışıklık tepkisi olarak iki tip bağışıklık türü bulunuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bağışıklık sistemi, enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenlere karşı vücudu koruyan bir savunma sistemi olarak adlandırılabilir. Doğuştan gelen(doğal) ve uyarlanabilir(adaptif) bağışıklık tepkisi olarak iki tip bağışıklık türü bulunuyor. Doğuştan gelen, uyarlanabilir bağışıklık tepkisi de en erken dönemden itibaren karşılaşılan patojenlere karşı koruyucu hale gelirler. Dolayısıyla hastalıklara karşı en etkili silahımız bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktır. Bağışıklık sistemini ve hastalıklara karşı güçsüz duruma düşmeye neden olan birçok parametre vardır. Bu parametreleri etkileyerek bağışıklığınıza destek olmak sizin elinizde.

&nbsp;

Dengeli bir beslenme programınız olmalı

Kış mevsimini daha konforlu geçirmek için bağışıklık sistemini güçlendiren beslenme planı dikkate alınmalıdır. Yetersiz veya besin çeşitliliğinden yoksun bir diyet, bağışıklık hücrelerinin ve antikorların üretimini ve aktivitesini bozabilir. Dolayısıyla bağışıklık yanıtı birçok mikro besin ögesinin varlığına bağlıdır ve beslenmede çeşitlilik önemlidir.&nbsp;
&nbsp;

Antioksidan, lif, vitamin ve mineral içeriği yüksek olan taze sebze ve meyveler günde en az beş porsiyon olarak beslenme rutininde yer almalıdır.&nbsp; Probiyotik alımına özen gösterilmeli ve beslenme programında probiyotik gıdalara yer verilmelidir (kefir, yoğurt, turşu, kombucha çayı ve diğer fermente gıdalar).&nbsp; Fast Food, işlenmiş gıdalardan uzak, doymuş yağ içeriği yüksek, eklenti şeker ve rafine un içeren gıdaların tüketimini sınırlayıp, tam tahıllı ürünler, taze sebze-meyveler, kaliteli az yağlı protein kaynakları tercih edilerek Akdeniz tipi beslenme modeli uygulanmalıdır.&nbsp;

&nbsp;

Bağışıklık fonksiyonunu güçlendirmek için multivitamin ve mineral desteğinin yanında bazı bitkisel destekler de önemlidir: &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

Ekinezya, yapılan çalışmalara göre grip ve soğuk algınlığından korunmak için fayda sağlamakta fakat bu hastalıklar başladıktan sonraki süreçte çok etkili olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Sarımsak, antiviral ve antimikrobiyal özellikleri sayesinde soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlara karşı koruyucu görev almaktadır. Biyoyararlanımının artması için ezilerek ve pişirilerek tüketilmesi önerilir. &nbsp; Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı, kara mürver, zencefil ve nane çayları gibi faydalı bitkisel çaylar ile kış çayları demlenip tüketilmesi önerilir.
&nbsp;

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için hijyene dikkat edilmeli

El ve vücut hijyeni sağlanmalı özellikle yemek hazırlamadan ve yemeden önce eller yıkanmalı, kullanılan eşyaların ve yiyeceklerin hijyeni de mikropların yayılmasını engellemede önemlidir.&nbsp;

&nbsp;

Alkol ve sigara gibi bağışık baskılayıcı etmenler daha ılımlı düzeyde kullanılmalı

Çalışmalara göre sigara ve alkol tüketiminin hem doğal bağışıklığı hem de adaptif bağışıklığı etkileyerek savunma sistemini zayıflatabileceği ortaya konmuştur. Sigaradan farklı olarak bazı çalışmalar alkolün çeşidine ve ölçüsüne göre bağışıklığa destek olabileceği konusu üzerinde yoğunlaşmış fakat kanıt düzeyinde bir sonuç elde edilememiştir.&nbsp;

&nbsp;

Yeterli ve kaliteli bir uyku düzeni oluşturmak önceliğiniz olmalı

Uyku ve bağışıklık sistemi arasında çift yönlü bir ilişki bulunur. Uyku, bedensel dinlenmenin önemli bir sürecidir ve yapılan araştırmalar uykunun bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.&nbsp;

&nbsp;

Stresten uzak ve fiziksel aktivitenin yeterli düzeyde planlandığı bir rutin oluşturulmalı&nbsp;Stresten uzak kalmak söylendiği kadar kolay bir durum değildir fakat egzersiz veya meditasyonla birlikte bunu sağlayabilmek mümkün olabilir. Ara öğünlerde yağlı tohumlar, bitter çikolata ve meyveler bulundurmak stres seviyesini azaltmak için fayda sağlayabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi dikkate alınarak haftada en az 150 dakikalık egzersiz programınızı planlamayı ihmal etmeyin.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bağışıklık Sisteminiz Kışa Hazır Mı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 09:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/13122022010137_6a3c6ee3252e56ee6f0e08fbb5b24a4c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/13122022010137_6a3c6ee3252e56ee6f0e08fbb5b24a4c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/13122022010137_6a3c6ee3252e56ee6f0e08fbb5b24a4c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dikkat! Bu ürünler beyine zarar veriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-dikkat-bu-urunler-beyine-zarar-veriyor-13867.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-dikkat-bu-urunler-beyine-zarar-veriyor-13867.html</link>
                    <description><![CDATA[Ultra işlenmiş gıdalar, şeker, tuz, yağ, yapay renkler ve koruyucular gibi çok sayıda katkı maddesi ve sağlıksız içeriğe sahip. Bunlardan cips, pizza, sosisli, hamburger beyne zarar veriyor .]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Diyetisyen Fatma Hasta Göral, Sao Paolo Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Bölümü tarafından yapılan önemli araştırmanın detaylarını paylaştı.

Çalışmayı yürüten araştırmacılar, ortalama yaşları 52 olan yaklaşık 11 bin erkek ve kadın hakkında veri topladığını kaydeden diyetisyen Fatma Hasta Göral, ortalama 8 yıllık takip sırasında, günlük kalorilerinin yüzde 20'sinden fazlasını ultra işlenmiş gıdalardan alan katılımcılar, beynin genel bilişiminde yüzde 28 ve yürütme işlevinde yüzde 25 daha hızlı düşüş yaşadığına dikkati çekildi. Bu ilişkinin 59 yaşından büyük yetişkinlerle karşılaştırıldığında, 35 ila 59 yaş arası yetişkinler için daha güçlü bulunduğunu kaydeden Göral, "Yürütme işlevi, hedefleri planlama ve yürütme yeteneğimizle ilgilidir ve genel bilişim, yürüme hareketleri, akıcı konuşma ve hafıza dahil olmak üzere test edilen tüm bilişsel alanların tamamını içerir. Bu nedenle, bilişsel işlevde bulunan düşüş, günlük yaşantımızı engelleyebilecek bir durumdur" dedi.

EVDE TAZE YEMEKLER PİŞİRİN

İnsanlar ultra işlenmiş gıdaları düzenli tükettiklerinde, vücutlarının sağlıklı olması, hastalıklarla savaşması ve vücuttaki iltihaplanmanın azalması için ihtiyaç duyulan lif, vitaminler, mineraller ve fitokimyasalları alamadıkları için beynin düzenli&nbsp; çalışmasını da etkileyebileceğini belirten Göral, "Çünkü beynimiz düzgün çalışmak için bu makro ve mikro besinlere sürekli ihtiyaç duyar. Yetersiz beslenerek zihinsel olarak gelişim gösteremeyiz ve beynin motor becerileri zayıflar. Ayrıca işlenmiş gıdalar yüksek tansiyon, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve obezite riskinin artmasına sebep olur. Bu da beyin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu bulgulara dayanarak, danışanlara hazır yemek ve atıştırmalıklar yerine evde taze malzemeler kullanarak yemek pişirmelerini tavsiye ediyorum" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dikkat! Bu ürünler beyine zarar veriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 11 Dec 2022 09:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/12122022013203_deab6f3e23762128ccac9a81250fe20d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/12122022013203_deab6f3e23762128ccac9a81250fe20d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/12122022013203_deab6f3e23762128ccac9a81250fe20d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İnsanda bulunan SPATA31 geninin, yaşam uzunluğu ile orantılı olduğunu tespit edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-insanda-bulunan-spata31-geninin-yasam-uzunlugu-ile-orantili-oldugunu-tespit-edildi-13856.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-insanda-bulunan-spata31-geninin-yasam-uzunlugu-ile-orantili-oldugunu-tespit-edildi-13856.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaşam süresini öğrenmek insanlık için merak konusu olan meselelerin başında geliyor. Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları da bu hedefe yönelik araştırmalar yapıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaşam süresini öğrenmek insanlık için merak konusu olan meselelerin başında geliyor. Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları da bu hedefe yönelik araştırmalar yapıyor. Bu merakın en büyük sebepleri arasında yaşam süresi ve kalitesini uzatmak, nitelikli yaşlanmak geliyor. Bu kapsamda Dr. Öğr. Üyesi Cemalettin Bekpen önemli açıklamalarda bulundu. Geçmişte Almanya merkezli Max-Planck Enstitüsü’nde çalışmalar gerçekleştiren Bekpen, bu çalışmalar sırasında sadece insanda bulunan SPATA31 geninin, kopya çeşitliliğine bağlı olarak insan yaşam uzunluğu ile orantılı olduğunu tespit etti. Bekpen, “Genin kopya sayısı bazı bireylerde 5 ile 20 arasında değişiyor. 18-19-20 sayısı arasına gidip geliyorsa o zaman kişinin genç yaşta çevresel faktörlere karşı oldukça dirençli olmasına rağmen maksimum 65-75 yaş aralığında yaşayacağını anlayabiliyoruz. Özellikle 5-6 kopya arasında olanlar ise uzun yaşıyor” dedi.&nbsp;

&nbsp;

Şu anda Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı olarak görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Cemalettin Bekpen çalışmasının detayına ilişkin şunları söyledi:

&nbsp;

“SPATA31 geninin kopya sayısı bazı bireylerde 5 ile 20 arasında değişiyor. 18-19-20 sayısı arasına gidip geliyorsa o zaman kişinin genç yaşta çevresel faktörlere karşı oldukça dirençli olmasına rağmen maksimum 65-75 yaş aralığında yaşayacağını anlayabiliyoruz. Diğerleri ise özellikle 5-6 kopya arasında olanlar uzun yaşıyor. Eğer kopya sayısı 10 civarında ise bu noktada çevresel faktörler çok fark ediyor. Yani SPATA31 geninin fazla sayıda kopyasına sahip olan insanlar genç yaşta çevresel faktörlere dirençli olmalarına rağmen yaşlandıklarında bu sahip oldukları avantaj dezavantaja dönüşüyor. Erken yaşlanma etkilerine ve yaşlılığa bağlı hastalıklara yatkınlık gösteriyorlar.”&nbsp;

&nbsp;

“KAN ÖRNEĞİ İLE TESPİT EDİLEBİLECEK”

Aynı genin kopya çeşitliliğine bağlı olarak insan deri hücrelerinde tamir mekanizmasında rol aldığını ve hücresel yaşlanmayı değiştirebildiğini söyleyen Bekpen, “Bu tespit insan kan örneklerinden alınan DNA ile mümkün. Bu DNA’ları kullanarak her bireyde bulunan SPATA31 gen kopya sayısını dijital PCR metodu ile belirleyeceğiz. Bu etkili, göreceli olarak ucuz ve çok çabuk sonuç gösteren bir yöntem. SPATA31 kopya sayısı belirlendikten sonra kişilerin hangi aralıktaki yaş dağılımına düştüklerini göstererek ön veriler ışığında kişiye hangi yaş aralığında yaşlılık etkilerini yaşama veya yaşlılığa bağlı hastalıklara (Alzheimer, Parkinson, Kanser gibi) maruz kalma ihtimali olduğunu bildireceğiz. Daha sonra ön verilerimizi doğrulamak için yaşlılığa yatkınlığı belirlenen bireylerin tüm genom dizilimleri, fibroblast hücre yaş uzunluğu analizleri gibi ek veriler kullanarak kesin sonucumuzu sunacağız” diyerek testin nasıl uygulanacağını açıkladı.

&nbsp;

“TÜRKİYE’DE YAŞLI NÜFUSUN ARTMASI DİĞER ÜLKELERE GÖRE 7 KAT FAZLA”

Bu keşfin Türk toplumunda nasıl bir dağılım gösterdiğini henüz bilmediklerini söyleyen Bekpen, Türkiye’de yaşlı nüfusun artmasının diğer ülkelere göre 7 kat fazla olduğuna dikkat çekti. Ardından bu çalışmaların yürütülmesinin önemini şöyle vurguladı:&nbsp;

&nbsp;

“Türkiye genç bir nüfusa sahip ama bu genç nüfusa oranla toplumda yaşlı nüfusun artması diğer ülkelere göre yedi kat fazla. Yani hızlı yaşlanıyoruz. Bu yüzden yaşlılığı anlamak ve insanları sağlıklı yaşamaya doğru yönlendirmek için genetik çalışmaların verilerine ihtiyacımız var. Böylece toplumun hazırlıklı olması sağlanacak ve yaşlılıkta görülecek hastalıkların tedavisi için daha az para harcanacak. Almanya'daki sağlık harcamalarının yüzde 85’i, 65 yaş üstü hastalara için yapılıyor. Şu an bizde bu oran düşük ancak yaklaşık 20 yıl sonra toplum Almanya’da olduğu gibi yaşlı bir nüfusa sahip olacak, bu da sağlık harcamalarının Almanya gibi yaşlı nüfusa sahip ülkelerdeki gibi büyük çoğunluğunun yaşlı bireylerin, tedavileri, bakımına sağlanacağını göstermektedir. Yaşlı bir nüfusa sahip olmak, bakıma muhtaç olan ve yaşlılığa bağlı hastalıklara (Alzheimer, Parkinson, Kanser gibi) yatkınlığı olan bireylerin sayısında doğru orantılı olarak artışa sebep olacaktır. Özetle yapmaya çalıştığımız bu düzenekle Türk toplumunu taramaya ve tanımlamaya çalışmak. Taradıktan sonra erken yaşlanmaya, ya da yaşlılığa bağlı hastalıklara yatkınlığı olan bireyleri önceden belirleyebilmek için biyobelirteç/biyoajan bulmak ve sonrasında erken yaşlılığa veya yaşlılığa bağlı hastalıklar (Alzheimer, Parkinson, Kanser gibi) için çevresel faktörlere bağlı olarak hastalıkların ortaya çıkışını geciktirmek için yöntemler oluşturmak ve oluşturduğumuz hücre hattı modellemesi ile tedaviyi nasıl yapabiliriz sorusunun yanıtını bulmak istiyoruz. Öncelikli hedefimiz toplumda sağlıklı yaşlanma olgusunun oluşturulması için Moleküler Biyoloji ve Genetik tabanlı modellemelerin oluşturulması, hücresel ve kişiye özgü terapiyi ileri tekniklerle nasıl geliştirebiliriz, bunu tedavi için nasıl kullanabileceğimizi belirlemek istiyoruz. Teorik olarak tedavi mümkün ama ciddi bir yatırım ve çokça çalışılmak gerekiyor” dedi.&nbsp;

&nbsp;

“YAŞLANMA VE GENOM LABORATUVARINI KURUYORUZ”

Bu çalışmayı gerçekleştirmek için Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yaşlanma ve Genom Laboratuvarı’nı kuracaklarını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Cemalettin Bekpen, “Laboratuvarda Max Planck Enstitüsü’nde uzun yıllar boyunca elde ettiğimiz verileri pratiğe dökerek insan yaşlanmasında SPATA31 gen kopya sayılarının etkilerinin ayrıntısı ile belirlenmesini sağlayacağız. Oluşturduğumuz Laboratuvarımız hem temel bilim alanında araştırma yapan hem de dışarıya dönük hizmet vererek, Türkiye’de ilk defa olarak insanların moleküler seviyede erken yaşlanmaya olan yatkınlıklarını ve ömür uzunluğunun belirlenmesini sağlayabilen bir laboratuvar olacak. İleriye dönük olarak yaşlılığın getirdiği yan etkilere karşı Bioajan, ilaç, gen terapisi gibi çözümler üretmeyi amaçlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İnsanda bulunan SPATA31 geninin, yaşam uzunluğu ile orantılı olduğunu tespit edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 10 Dec 2022 09:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022105921_5f7ef7bafa32945b36d5bc07ea831219.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022105921_5f7ef7bafa32945b36d5bc07ea831219.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022105921_5f7ef7bafa32945b36d5bc07ea831219.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Baş Ağrısı, Göz Hastalığının Habercisi Olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-bas-agrisi-goz-hastaliginin-habercisi-olabilir-13860.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-bas-agrisi-goz-hastaliginin-habercisi-olabilir-13860.html</link>
                    <description><![CDATA[Toplumda en sık rastlanan sağlık şikayetlerinden birisi baş ağrısıdır. Stresli yaşam sürenlerde, kadınlarda ve altta yatan bir hastalığı bulunan kişilerde daha sık görülür. Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Toplumda en sık rastlanan sağlık şikayetlerinden birisi baş ağrısıdır.&nbsp;Stresli yaşam sürenlerde, kadınlarda ve altta yatan bir hastalığı bulunan kişilerde daha sık görülür. Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır.&nbsp;

&nbsp;

Bunlar; şöyle sıralanabilir: &nbsp;

-Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları.&nbsp;

-Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları.&nbsp;

-Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları,&nbsp;gibi farklı sebeplere ait baş ağrıları

&nbsp;

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünden Uzman Dr. Önder Arslan, &nbsp;baş ağrısı çeken kişilerde göz hastalıkları ile ilgili bir sorun olma ihtimaline karşı dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekerek en sık görülen göz hastalıkları ve tedavileri hakkında bilgiler verdi.&nbsp;

&nbsp;

Baş ağrısı pek çok hastalığın habercisi olabilir. Bu yüzden baş ağrısı ile başvuran hastalara multidisipliner yaklaşım şarttır. Sistemik muayenede göz kaynaklı sebepler mutlaka akılda bulundurulmalıdır. Devam eden baş ağrılarına rağmen göz kaynaklı sebepler araştırılmazsa, altta yatan göz hastalığının tanı ve tedavisinde gecikmeye neden olabilir. Bu nedenle hastanın mutlaka göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır.&nbsp;

&nbsp;

Baş ağrısına neden olabilecek en sık göz hastalıkları şunlardır:

Tedavi Edilmemiş Kırma Kusurları ( myopi, hipermetropi, astigmatizma)

Tedavi edilmemiş veya yeterli düzeltilmemiş kırma kusurları (miyopi, hipermetrop ve astigmatizma), gözden kaynaklanan baş ağrısının en önemli sebeplerindendir. Bu kırma kusurları hastada özellikle günün ilerleyen saatlerinde artış gösteren alın bölgesinde ağrı, yorgunluk, görme bulanıklaşması gibi şikayetlere neden olur. Bu hastaların gözlük, kontak lens, lazer ile tedavi edilmeleri gerekmektedir.

&nbsp;

Glokom (Göz Tansiyonu)

Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu görmeyi sağlayan optik sinirin incelmesi ile karakterize bir hastalıktır. En sık görülen açık açılı glokom ve daha az görülen kapalı açılı glokom olmak üzere iki türü vardır;

&nbsp;

Açık açılı glokomda göz tansiyonu göz sinirinde incelmeye neden olacak düzeyde seyretmektedir. Ancak genellikle çok yüksek düzeylere çıkmadığı için hastalarda herhangi bir şikayete neden olmamaktadır. Bazı hastalarda künt başarısı olabilmektedir. Bu hastaların tanısı çoğu zaman rutin göz muayenesi sırasında konulmaktadır. Çoğunlukla geç tanı konulduğu için ilerlemiş göz siniri hasarına bağlı görme azalması, görme alanı daralması gelişmektedir. Tedavide göz damlaları, lazer tedavileri uygulanmaktadır. Bu tedavilere yanıt vermeyen hastalarda ameliyat (Trabekülektomi, implant yerleştirilmesi )gerekebilmektedir

&nbsp;

Akut kapalı açılı glokomda göz tansiyonunda ani gelişen çok yüksek değerlerden dolayı şiddetli baş ağrısına eşlik eden bulanık görme, ışık hassasiyeti, mide bulantısı gibi şikayetler olmaktadır. Bu hastaların göz tansiyonu acil olarak serum(mannitol), damla, lazer tedavisiyle düşürülmeye çalışılmalıdır. Çünkü çok yüksek göz tansiyonu sebebiyle kısa sürede kalıcı görme kaybı yapabilmektedir.

&nbsp;

Optik Nevrit

Görmeyi sağlayan optik sinirin iltihaplanmasıdır. Göz arkasında özellikle göz hareketleri ile artan ağrı, görmede azalma, renkli görmede bozulma gibi şikayetler olmaktadır. Bu hastalar acil olarak altta yatan sebebin belirlenmesi ve tedavi için nöroloji bölümüne konsülte edilmelidir.

&nbsp;

Sklerit

Göz küresinin büyük bölümünü kaplayan tabaka olan skleranın iltihaplanmasıdır. Gözde yoğun kızarıklık, göze dokunmayla artan şiddetli ağrı, sulanma, ışık hassasiyeti vardır. Bu rahatsızlık romatolojık hastalıklar başta olmak üzere bazı otoiümün hastalıklar ile birliktelik gösterebilir. Nonsteroid anti inflamatuar ilaçlar ve steroid içeren haplarla tedavi edilmektedir.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Baş Ağrısı, Göz Hastalığının Habercisi Olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 09 Dec 2022 13:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022110112_006f968cd6c51436d266148d12fcf0cd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022110112_006f968cd6c51436d266148d12fcf0cd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022110112_006f968cd6c51436d266148d12fcf0cd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Saç Dökülmesine Karşı 10 Önlem]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-sac-dokulmesine-karsi-10-onlem-13862.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-sac-dokulmesine-karsi-10-onlem-13862.html</link>
                    <description><![CDATA[Dikkat! Bu hatalı alışkanlıklar saçları tel tel döküyor…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dikkat! Bu hatalı alışkanlıklar saçları tel tel döküyor…

&nbsp;

Saç dökülmesi günümüzde en sık görülen sorunlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yetişkin bir insanda ortalama 100-150 bin saç teli bulunuyor ve günde 50-100 saç telini kaybetmek genellikle olağan kabul ediliyor. Ancak saç dökülmesi fark edilecek yoğunlukta olduğunda, ani veya yama tarzında döküldüğünde, ön saç çizgisi geriye çekildiğinde, &nbsp;tararken veya yıkarken normalden daha fazla saç teli döküldüğünde mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor. Zira, saç dökülmesinin en sık nedeni kalıtsal eğilim olsa da çeşitli hastalıklar, dengesiz beslenme, bazı ilaçların yan etkileri, stres oluşturan faktörler, hatalı saç şekillendirme ve abartılı ya da uygun olmayan saç bakım ürünleri gibi birçok etken saçların dökülmelerine yol açabiliyor. Hemen hepimizde ciddi bir kaygı oluşturan saç dökülmesi aslında önemli bir sağlık probleminden kaynaklanmıyorsa ya da ilerlemiş bir kalıtsal dökülme değil ise uygulanan tedavilerle yeniden ışıl ışıl ve gür saçlara kavuşabiliyoruz.&nbsp;

&nbsp;

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Özgen,&nbsp;saç dökülmesinin nedenine göre uygulanan pek çok tedavi seçeneği olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini artırmak ve yeni saç çıkışını aktif hale getirmek için çeşitli yöntemlere başvuruyoruz. &nbsp;Altta yatan etkene göre değişiklik göstermekle birlikte, erken dönemde başlanan ve sabırla uygulanan doğru tedavilerin birlikte kullanımıyla, saçların çok daha iyi bir duruma getirilmesi genellikle mümkün oluyor. Hiçbir yöntemin yüzde yüz etkili olmaması nedeniyle tedavi yöntemlerini birlikte ya da dönüşümlü kullanarak başarı şansımızı yükseltiyoruz” diyor.&nbsp;Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Özgen,&nbsp;saç dökülmesine karşı almanız gereken önlemleri ve uygulanan yöntemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.&nbsp;

&nbsp;

Saç dökülmesine karşı&nbsp;10 önemli öneri!

Saç bakımında yapılan hatalı uygulamalar, saç dökülmesine en sık yol açan faktörler arasında yer alıyor. Bu alışkanlıklardan vazgeçildiğinde eskisi gibi gür saçlara kavuşmak mümkün olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Özgen, saçlarınızın aşırı dökülmesini önlemek için dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle sıralıyor:&nbsp;&nbsp;

Saçlarınızı sıkı toplamaktan kaçının. Abartılı ve sık şekillendirici ürün kullanmayın. Saçlarınızı sık yıkamayın. Gün aşırı ya da haftada 2 kez yıkayabilirsiniz. Havluyla sert bir şekilde değil, nazikçe kurulayın. Isısı yüksek saç kurutma makineleriyle kurutmayın. Her hafta fön çektirmeyin.&nbsp; Brezilya fönü, perma, saçı sarartma ve boyama gibi işlemlerle saçınızı kimyasallara maruz bırakmayın. Kimyasal içeriği hafif olan şampuan ve saç kremlerini tercih edin. Saçlarınızı nazikçe taramaya özen gösterin. Sık sık dokunup çekiştirmeyin. Ağır diyetler yapmaktan kaçının.&nbsp;

&nbsp;

SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI YÖNTEMLER

Saç dökülmesine karşı aldığımız önlemler yeterli gelmezse, günümüzde altta yatan nedene göre uygulanan çeşitli yöntemler; saç dökülmesini durdurabiliyor, kalitesini artırabiliyor ve yeni saç çıkışını aktif hale getirebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Özgen, bu yöntemleri şöyle sıralıyor: &nbsp;&nbsp;

&nbsp;

Yerel minoksidil losyon/köpük kullanımı&nbsp;

FDA (Amerikan ilaç birliği) tarafından onaylanmış bir tedavi yöntemidir. Günümüze dek tedavide altın standart olarak kabul edilen bu yöntemin etkinliğini görebilmek için saçlı deriye en az 4-5 ay uygulanması gerekiyor. Tedavi bırakıldığında süreç kaldığı yerden devam ediyor, bu nedenle uzun süreli kullanımı öneriliyor.&nbsp;

&nbsp;

Trombositten zengin plazma (PRP)

Trombositten zengin plazma, diğer adıyla PRP (Platelet Rich Plasma) yönteminde kişiden alınan az miktardaki kan, özel bir tüp içine konulduktan sonra santrifüj &nbsp;ediliyor, yani ayrıştırılıyor. Elde edilmiş olan trombosit ve büyüme faktörleri yönünden zenginleştirilmiş plazma; enjeksiyonla saçlı deriye geri uygulandığında ya da dermapen gibi mikroiğneleme yöntemleri sonrası saçlı deriye yerel olarak yapıldığında da başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. PRP, hızlı etki isteyen hastalarda yan etkileri açısından oldukça güvenli bir tedavi seçeneğidir. &nbsp;Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Özgen, “Her yıl bir ay arayla 3-6 seans arası yapılan PRP yöntemi diğer tedavilerle kombine edildiğinde oldukça yüz güldürücü yanıtlar alınmasını sağlıyor. Tedavinin başarısı trombositten zenginleştirilmiş olan plazmanın elde etme yöntemine ve kişiye özel &nbsp;değişiklik gösterebiliyor” diyor.&nbsp;

&nbsp;

Saç mezoterapisi

Çok çeşitli kokteyler ile yapılan mezoterapi yönteminde saçın uzamasını destekleyecek olan peptid, vitamin ve hormonlar; iğnelerle doğrudan saç köklerine veriliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Özgen,&nbsp;tedavi başarısının kişiden kişiye ve kullanılan mezoterapi ürünlerine göre değiştiğini vurgulayarak, “Bu yöntem yıllık bir ay arayla ve 3-6 seans arasında uygulanıyor. Doğru mezoterapi ürünleriyle yapılmış işlemlerden alınan hızlı yanıtlar nedeniyle hastalar tarafından oldukça sık tercih ediliyor” diyor.&nbsp;

&nbsp;

Kök hücre tedavileri&nbsp;

Kişinin vücudundaki yağlar ve kıl köklerinden alınan kök hücreler özel laboratuvar koşullarında çoğaltılarak iğneyle tekrar kıl köklerine veriliyor. Yılda 1-2 seans şeklinde yapılabilen kök hücre tedavisi 2-5 yıl arası etki gösterebiliyor. Bu yöntemden diğer tedavilerle birlikte oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.&nbsp;

&nbsp;

Düşük doz lazer ve ışık tedavileri&nbsp;

Etkinlikleri tek başına sınırlı olsa da, düşük doz lazer ve ışık tedavileri diğer tedavilerin başarısını artırabiliyor.&nbsp;

&nbsp;

Finasterid/Dudasterid tablet

Erkeklik hormonunun &nbsp;aktif formuna dönüşmesini engelleyen bu ajanlar tablet olarak ağızdan alınabilmekle birlikte, mezoterapi protokollerinde iğneyle saç köklerine de uygulanabiliyor. Tablet olarak ağızdan alınmalarının bazı istenmeyen etkileri nedeniyle; seçilmiş sınırlı hasta gruplarında kullanım yeri buluyor. Mezoterapi protokollerine eklenmeleri tedavinin başarısı şansını artırıyor.&nbsp;

&nbsp;

Flutamid ve bikalutamid tablet&nbsp;

Erkeklik hormonunu baskılayan bir yöntemlerdir. Oldukça etkili olmalarına rağmen karaciğer üzerinde ciddi istenmeyen etkileri nedeniyle nadiren kullanılıyorlar.&nbsp;

&nbsp;

Spironolakton tablet&nbsp;

Kadınlarda genetik ve hormonal saç dökülmesinde oldukça etkili sonuçlar alınıyor. Ancak başarı oranı yüksek olan bu tabletlerin doğru hastada istenmeyen yan etkilerinin yakından izlenmesi ve mümkün olan en düşük dozlarda kullanılmaları gerekiyor.&nbsp;

&nbsp;

Minoksidil tablet&nbsp;

Henüz saç dökülmesinde onayı ve yeterince çalışması olmamasına rağmen umut vaat eden bu tedavi, seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar veriyor. Ancak nadir de olsa görülebilecek yan etkilerinin kontrolü için tedavi öncesinde kardiyoloji hekimine başvurmak oldukça önem taşıyor.

&nbsp;

Doğum kontrol hapları

Hormon dengesizliği olan kadınlarda spirinolakton ile birlikte ya da tek başına kullanımı tedavinin başarısını artırıyor.&nbsp;

&nbsp;

Saç ekimi&nbsp;&nbsp;

Diğer tedavilerle daha ileri yanıt alınamayan ve saç ekimine uygun kadın ile erkeklere uygulanabiliyor.&nbsp;

&nbsp;

Medikal protez saçlar

Bu yöntem tedaviyle istenilen yanıt alınamamış ya da iyileşme sürecini kozmetik olarak daha kabul edilebilir şekilde geçirmek isteyen kişiler tarafından tercih ediliyor. Saçlı deriye yapıştırılan medikal protez saçlar kişinin kendi saçından çoğaltılmasının yan sıra başka birine ait saçlardan yapılabiliyor veya sentetik olarak üretilebiliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Saç Dökülmesine Karşı 10 Önlem - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 09 Dec 2022 09:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022110235_6eb9086e684a8b77af50592992a61c49.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022110235_6eb9086e684a8b77af50592992a61c49.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/11122022110235_6eb9086e684a8b77af50592992a61c49.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Merkezi Hekim'den 200 milyon randevu alındı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-merkezi-hekimden-200-milyon-randevu-alindi-13776.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-merkezi-hekimden-200-milyon-randevu-alindi-13776.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yılbaşından bu yana MHRS üzerinden 200 milyon randevu alındığını açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2022'nin 10 aylık döneminde Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden 200 milyon randevunun alındığını, günlük randevu sayısının COVID-19 salgınından öncesine kıyasla yüzde 40 artışla 945 bine ulaştığını bildirdi.

Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gitmeyeceğiniz randevuyu MHRS üzerinden iptal edin" ifadelerini kullandı.

&nbsp;

https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1597974974736003072
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Merkezi Hekim'den 200 milyon randevu alındı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Nov 2022 19:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/30112022224140_ce806115b9d70e61d4bce5f0666ef4c3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/30112022224140_ce806115b9d70e61d4bce5f0666ef4c3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/30112022224140_ce806115b9d70e61d4bce5f0666ef4c3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ihlamur tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ihlamur-tuketiminde-dikkat-edilmesi-gerekenler-13780.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ihlamur-tuketiminde-dikkat-edilmesi-gerekenler-13780.html</link>
                    <description><![CDATA[Ihlamur çayının kaliteli ürünlerden hazırlanmasının sağlık açısından önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ekrem Sezik, açık halde satılan ıhlamurun zararlı maddeler taşıyabileceğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Ihlamur çayı, soğuk algınlığı, öksürük&nbsp; gibi hastalıklarda geleneksel olarak hastayı rahatlatma amacıyla uzun yıllardır kullanılıyor.

Yapısında bulunan müsilaj, flavonoitler, antosiyanidinler ve uçucu yağ dolayısıyla insan sağlığı üzerinde büyük faydaları olan ıhlamur, bu özellikleri nedeniyle en çok tercih edilen bitkisel çayların başında geliyor.

Ancak denetimden uzak ve açıkta satılan ıhlamur çeşitlerinin tüketilmesi, çiçeğe bulaşabilecek zararlı maddeler nedeniyle çeşitli riskler taşımaktadır.

SAĞLIKLI BİR GÜN İÇİN 4 BARDAK IHLAMUR YETERLİ

Prof. Dr. Ekrem Sezik, ıhlamur ile ilgili dikkat edilmesi gerekenler konusunda bazı uyarılarda bulundu.

&nbsp;

Türkiye’de kullanılan ıhlamurların yabani ıhlamur ağaçlarından toplanarak kurutulan çiçeklerden sağlandığını belirten Prof. Dr. Ekrem Sezik, “Avrupa İlaç Kurumu, ıhlamurun geleneksel olarak uzun süredir kullanılmasından dolayı, soğuk algınlığının ve stresin belirtilerini hafifletici olarak kullanılabileceğini kabul etmiştir.Halen soğuk algınlığının belirtilerini azaltıcı, ter verici ve hastayı rahatlatıcı etkileri için kullanılmaktadır. Belirtiler başlar başlamaz kullanılırsa daha iyi etki sağlanır.Son yıllarda yapılan bir klinik çalışmada, 40-50 derecedeki 500 ml suya iki poşet ıhlamur konmuş, hastaların 10 dakika ıhlamur buharları ile buğu yapması sağlanmış ve ıhlamur buğusunun hastalarda terletici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kuru öksürükte de kullanılmasının yararlı olduğu belirtilmektedir.Soğuk algınlığında günde 4 kupa ıhlamur içilmesi yeterli olmaktadır. Ihlamur çay ve buğusunun soğuk algınlığının etkilerini azaltmada birlikte kullanılmasında yarar bulunmaktadır" diye konuştu.

DEMLENDİKTEN 5 DAKİKA SONRA İÇİLMELİ

Özellikle kış aylarında çok sık tercih edilen ıhlamurun nasıl tüketilmesi gerektiğine ilişkin de bilgi veren Sezik, “2 gram kadar ıhlamur&nbsp;&nbsp; porselen veya cam bir demliğe konur, üzerine 1 su bardağı kaynamaya yakın sıcaklıktaki (80° C) su ilâve edilip 5 dakika çay gibi demlenir, süzülür ve içilir. Daha kolay ve kullanılışlı bir yol ise: 1 poşet ıhlamur kupaya konur üzerine kaynamaya yakın sıcaklıktaki su ilâve edilir, 3-5&nbsp; dakika kadar bekletilip içilir.&nbsp; Kupanın üzeri taşıdığı uçucu yağın kaybolmasını önlemek için kapatılmalı, yapısında bulunan müsilajı poşetten tamamen çıkarmak için de poşet sıkılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ihlamur tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Nov 2022 14:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/30112022224213_fea29f3e7bbea140181ad125504aa280.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/30112022224213_fea29f3e7bbea140181ad125504aa280.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/30112022224213_fea29f3e7bbea140181ad125504aa280.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vücudumuzu kışa C vitamini ile hazırlamalıyız]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-vucudumuzu-kisa-c-vitamini-ile-hazirlamaliyiz-13584.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-vucudumuzu-kisa-c-vitamini-ile-hazirlamaliyiz-13584.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarında özellikle soğuk algınlığı ve gripten korunmak için vücudu kışa hazırlamalıyız.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Özellikle sonbahardan kış aylarına geçiş döneminde meyve ve sebze tüketimini artırarak bağışıklık sistemini güçlü tutulmasını öneren Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, havaların soğuması ile birlikte evde geçirilen vaktin genellikle arttığına vurgu yaparak, "Bu durum televizyon ve bilgisayar karşısında yeme isteğini arttırabilir. Evde geçirilen sürede çok yağlı ve şekerli besinlerden olabildiğince uzak durulmalı. Taze sebze ve meyveler günlük beslenmede yer almalıdır" dedi.

Kış aylarında C vitamininden zengin besinleri tüketerek salgınlardan korunulabileceğini belirten Aydın, özellikle karnabahar, lahana, brokoli gibi sülfür içeriği yüksek sebzeleri masamızdan eksik edilmemesi gerektiğini kaydetti.

"Bu sebzeleri dilediğiniz gibi tüketebilirsiniz" diyen Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, "Tavuk veya etle pişirerek, salata yaparak, haşlayarak veya zeytinyağlı sos ile tüketebilirsiniz. Yine yeşil yapraklı sebzeler de E vitamini açısından zengin kaynaklardır ve bol bol tüketilmesi gereken besinler arasında yer alır. Meyvelerden mandalina, kivi, portakal, nar gibi C vitamini açısından zengin besinler tüketmek bağışıklık sistemini korumak adına önemli” diye konuştu.

Aydın, doktor tavsiyesi olmadan vitamin alınmamasının gerektiğini altını çizerek, kış mevsiminde su içmeyi unutuyoruz bu durum vücutta su kaybına neden olabileceğini ve bu yüzden günlük 2-2,5 litre su tüketilmesi oldukça önemli olduğunu söyledi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Vücudumuzu kışa C vitamini ile hazırlamalıyız - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Nov 2022 08:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/09112022001316_8d80f262250edae0b39ac08c5582e539.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/09112022001316_8d80f262250edae0b39ac08c5582e539.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/09112022001316_8d80f262250edae0b39ac08c5582e539.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tütün kullanımı akciğer kanseri riskini arttırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-tutun-kullanimi-akciger-kanseri-riskini-arttiriyor-13563.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-tutun-kullanimi-akciger-kanseri-riskini-arttiriyor-13563.html</link>
                    <description><![CDATA[Akciğer kanserinin tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, tüm kanser türlerinde olduğu gibi akciğer kanserinin de erken tanı ile tedavideki başarı oranının artması sebebiyle hastalık belirtilerinin önceden bilinmesinin hayati derece önemli olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

BURSA (İGFA) -&nbsp;Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, her yıl Kasım ayı boyunca kutlanan ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ kapsamında açıklamalarda bulundu. Akciğer kanserinin gerek dünyada gerekse Türkiye’de kanser kaynaklı ölümlerin en yaygın nedeni olduğunu belirten Dr. Yavuzyılmaz, “Akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile oluşmaktadır. Dolayısıyla sigara içiminin engellenmesiyle akciğer kanseri tanısının yüzde 90’a kadar önlenebileceği tahmin edilmektedir. Bunun yanında pasif içicilik, akciğer kanseri yönünden aile öyküsünün varlığı, bazı vitaminler, radon ya da asbest gibi kimyasallar, arsenik gibi endüstriyel ürünler ile radyasyon maruziyeti, bazı organik kimyasallar, hava kirliliği, HIV enfeksiyonu ve tüberküloz akciğer kanserinin başlıca sebepleri arasında yer almaktadır” dedi.

&nbsp;

Akciğer&nbsp;kanserinin genellikle öksürük ile belirti verdiğini ifade eden Dr. Yavuzyılmaz,&nbsp;“En sık görülen belirti geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük. Bunun yanında öksürürken kan veya kanlı balgam çıkarma, derin nefes alırken, öksürürken veya gülerken kötüleşen göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı, sürekli tekrarlayan veya geçmeyen bronşit veya zatürre gibi&nbsp;akciğer&nbsp;enfeksiyonları akciğer kanserinin belirtileri arasında yer alır. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişiler vakit kaybetmeden doktora gitmelidirler” diye konuştu.

‘Tedavide Multidisipliner Yaklaşım’

Akciğer kanserinin tedavisinin kişiye özel ilerlediğinin altını çizen Dr. Yavuzyılmaz, “Her hasta ayrı ayrı değerlendirilip, tedavisi düzenlenir.&nbsp; Tedavi kararında; hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler; cerrahi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir” şeklinde konuştu.

Dr. Yavuzyılmaz son olarak sözlerine şunları ekledi:

“Akciğer kanserine karşı elimizdeki en büyük silah sigaradan uzak durmak. Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durarak ve düzenli fiziksel aktivite yaparak akciğer kanserine yakalanma riskini çok büyük oranda azaltabileceğimizi hiç aklımızdan çıkarmamalıyız”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Tütün kullanımı akciğer kanseri riskini arttırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Nov 2022 06:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/06112022131048_d103cced81619018b8d88fdecde81c7d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/06112022131048_d103cced81619018b8d88fdecde81c7d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/06112022131048_d103cced81619018b8d88fdecde81c7d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Güneş ışığı, uyku ihtiyacını azaltıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-gunes-isigi-uyku-ihtiyacini-azaltiyor-13517.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-gunes-isigi-uyku-ihtiyacini-azaltiyor-13517.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa ülkelerinde hafta sonunda kış saati uygulamasına geçildi. Ülkemizde 2016 yılından bu yana saatler geri alınmıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Avrupa ülkelerinde hafta sonunda kış saati uygulamasına geçildi. Ülkemizde 2016 yılından bu yana saatler geri alınmıyor. Beynin çalışmasını gün ışığına göre ayarladığını belirten Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Gözünüze güneş ışığı geliyorsa beynimizdeki melatonin azalıyor. Bunun sonucunda uykuya geçmek zorlaşmış oluyor. &nbsp;Karanlık bir ortamda ise melatonin seviyemiz artıyor ve beynimiz uykuya hazır olduğumuz mesajını gönderiyor” dedi. &nbsp;Kaya, biyolojik saatimiz ile güneş saatinin devamlı birbirleri ile eşzamanlı olmak ve uyum göstermek zorunda olduğunu vurguladı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, kalıcı yaz saati uygulamasının psikolojiye etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

&nbsp;

Türkiye’de her sene ekim ayından başlayıp mart ayına kadar saatlerin 1 saat geriye alınarak kış saati uygulamasına geçildiğini hatırlatan Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “2016 yılında bu uygulama kaldırıldı. Sürekli olarak kalıcı yaz saatine geçildi. Halkımız zaman zaman bu uygulamayı eleştirdi. Özellikle sabahları işe ve okula giden insanların yaşadığı zorluklarını, kaygılarını, sıkıntılarını haber programlarında sık sık görmeye başladık” dedi.

&nbsp;

Biyolojik saatimiz ve güneş saati uyum göstermek zorundadır

Kalıcı yaz saati uygulamasının bedensel ve ruhsal etkileri olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Üç adet saatten bahsedebiliriz. İlki güneş saatidir yani güneşin hareketi ve pozisyonuna güneş saati diyoruz. Güneşin doğuşu ve batışı olarak düşünebiliriz. İkincisi ise biyolojik saatimizdir. Biyolojik saat bizim fizyolojik süreçlerimizi yönettiğimiz 24 saatlik salınım gösteren bir düzendir. Biyolojik saatimiz ve güneş saati devamlı birbirleri ile eşzamanlı olmak ve uyum göstermek zorundadır” diye konuştu.&nbsp;

&nbsp;

Beyin gün ışığına göre düzeni sağlıyor

Göze giren ışığın beyin tarafından algılandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Beyin gündüz ya da gece olduğunu bize hissettirip bütün bu fizyolojik ve bedensel işlevleri düzenliyor, vücut ısımızı ve hormonlarımızı düzenliyor. Bu nedenle dışarıdan gelen ışığın önemi çok fazladır. Melatonin ise beynimizdeki bir hormondur. Bu hormonun işlevi ise şudur: Gözünüze güneş ışığı geliyorsa beynimizdeki melatonin azalıyor. Bunun sonucunda uykuya geçmek zorlaşmış oluyor. &nbsp;Karanlık bir ortamda ise melatonin seviyemiz artıyor ve beynimiz uykuya hazır olduğumuz mesajını gönderiyor” dedi.&nbsp;

&nbsp;

Sosyal saat ile oynamak sağlığı etkiliyor

Üçüncü saatin ise sosyal saat olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Biz sadece sosyal saatimizi değiştirebiliriz. Ekonomik ve politik nedenler de bu saatin değişmesinde etkilidir. Dolayısıyla biz sosyal saat ile ne kadar fazla oynarsak insanların bedensel ve ruhsal sağlığı o kadar etkileniyor” dedi.

&nbsp;

Saat değişikliği ile uyku kısalıyor

Yaz saati uygulamasının güneş ışığından daha fazla yararlanmasını sağlamak amacı ile yapıldığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Okul ve işten çıkan insanların sosyal hayat ve spor gibi aktiviteler için kendilerine daha fazla zaman ayırmalarını amaçlar. Ancak saat değişikliği ile uykumuz kısalıyor. Buna adapte olmak için ise bir haftalık bir süreç geçirmemiz gerekiyor. Güneşin vücudumuz için önemi hem bedensel hem ruhsal açıdan çok önemlidir” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Güneş ışığı, uyku ihtiyacını azaltıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 11:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/31102022231720_672de854f4693ee8d71e948abf58cc38.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/31102022231720_672de854f4693ee8d71e948abf58cc38.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/31102022231720_672de854f4693ee8d71e948abf58cc38.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bağırsak Şikayetlerinizi Azaltın]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-bagirsak-sikayetlerinizi-azaltin-13466.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-bagirsak-sikayetlerinizi-azaltin-13466.html</link>
                    <description><![CDATA[İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARINDA LİFLİ BESİNLER AZALTILMALI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARINDA LİFLİ BESİNLER AZALTILMALI

&nbsp;

Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan sizler için bazı bağırsak hastalıklarında lif tüketiminin neden azaltılması gerektiğini anlattı.

&nbsp;

İnflamatuar bağırsak hastalığı,&nbsp;Crohn hastalığı, ülseratif koliti içeren kronik, tekrarlayan bağırsak iltihabıdır. İnflamatuar bağırsak hastalığının görülme sıklığı son yıllarda gelişmiş ülkelerde artmaktadır.

&nbsp;

İnflamatuar bağırsak hastalığının belirtileri karın ağrısı, ishal, kanlı dışkı, kilo kaybı ve geç ergenliktir. Ayrıca uzun vadede bağırsak kanserinin görülme riskini arttırabilir. Bu hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir, ancak bazı risk faktörleri arasında genetik, beslenme, çevresel etkenler ve bağırsak bakterilerindeki değişiklikler bulunmaktadır.

&nbsp;

Lif,&nbsp;bitki kaynaklı besinlerde (tahıllar, meyveler, sebzeler ve bakliyatlar) bulunan ve insan vücudundaki sindirim enzimleri tarafından parçalanmaya dirençli bir grup bileşiğe verilen isimdir.&nbsp;

&nbsp;

Diyet lifi tüketmek,&nbsp;sağlıklı bireylerde bağırsak sağlığını olumlu yönde etkilerken inflamatuar bağırsak hastalığına sahip bireylerde hassasiyet nedenli şikayete neden olmaktadır. Ancak yapılan araştırmalara göre, fermente edilmemiş liflerin tüketilmesinin inflamasyonu artırdığı ve bazı inflamatuar bağırsak hastalığına sahip hastalarda belirtileri kötüleştirdiği görülmüştür. Araştırmacılar, enginar, hindiba kökü, sarımsak, kuşkonmaz ve muz gibi besinlerde bulunan belirli lif türlerinin, genellikle inflamatuar bağırsak hastalığına sahip hastalarda belirli bakterilerin eksik veya hatalı çalışması durumunda fermente edilmesinin özellikle zor olduğunu belirtmişlerdir.

&nbsp;

Sonuç olarak,&nbsp;inflamatuar bağırsak hastalığında fermente edilmemiş diyet liflerine karşı hassasiyet bulunmaktadır. Bu durumun nedenleri arasında; bağırsak mikrobiyotasının lifi fermente etme kapasitesinde azalma, mukozal yüzeyde bağışıklık hücrelerinin varlığının artması ve bağırsak bariyerinde inflamatuar hasarı bulunmaktadır. Bu nedenle, bu hastalığa sahip bireylerin diyet lifi seçiminde dikkat etmeleri gerekmektedir. Kuşkonmaz ve brokoli gibi saplı sebzeler, havuç,patates,kereviz ve pancar gibi kök sebzeler, enginar, hindiba kökü, sarımsak, soğan ve muz gibi besinlerden uzak durmaları bağırsaklarını olumlu etkileyecektir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bağırsak Şikayetlerinizi Azaltın - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 13:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/26102022223439_f842610d95ec582c5c50aab1d7eb68d4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/26102022223439_f842610d95ec582c5c50aab1d7eb68d4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/26102022223439_f842610d95ec582c5c50aab1d7eb68d4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇÖLYAK HASTALARINA BÜYÜKŞEHİRDEN DESTEK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-colyak-hastalarina-buyuksehirden-destek-13334.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-colyak-hastalarina-buyuksehirden-destek-13334.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu’da yaşayan ihtiyaç sahibi Çölyak hastalarına Ordu Büyükşehir Belediyesince glütensiz gıda desteği yapılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Tek tedavisi glütensiz besin diyeti olan Çölyak hastaları ürünleri piyasada bulmakta zorlanıyor, bulsalar da fiyatları oldukça pahalı olan ürünleri temin edemiyor. Çölyak hastalarının bu anlamda hayatlarını kolaylaştırmak ve farkındalık oluşturmak amacı ile harekete geçen Ordu Büyükşehir Belediyesi glütensiz besin desteğine başladı.

&nbsp;

&nbsp;



UNDAN CİPSİNE HER ŞEY VAR

Ordu’da başvuruda bulunan ve ekonomik anlamda ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen Çölyak hastalarına glütensiz ürünler teslim ediliyor. İçerisinde glütensiz un, ekmek karışımı, makarna, pirinç, kurabiye, yulaf ezmesi, cips, kakao, puding gibi 6 aylık sürede çölyak hastalarına yetecek ürünler kolilenerek evlerine kadar teslim ediliyor.

&nbsp;

&nbsp;



“GLÜTENSİZ BESİNLERİ TEMİN ETMEKTE ÇOK ZORLANIYORDUK”

Çölyak hastalığından dolayı glütensiz ürünlerle beslenmesi gereken Gamze Bilgi Yazgan, ürünlerin temin edilmesinin kendileri için oldukça zor olduğunu söyledi. Büyükşehir Belediyesinin başlatmış olduğu proje ile artık glütensiz besinlerinin karşılandığını ifade eden Çölyak hastası Yazgan şöyle konuştu:

“Öncellikle çok teşekkür ediyorum. Ben yaklaşık 2 sene önce çölyak hastalığı ile tanıştım. Hastalığım gereği glütensiz besinler ile beslenmem gerekiyor ama bunları temin etmek bizleri çok zorluyor. Çünkü bu besinler çok pahalı. Bu ürünleri keyfi kullananlarda var ama biz ömür boyu bu ürünlerle beslenmemiz gerekiyor. Ancak Ordu Büyükşehir Belediyemizin bizlere bu ürünlerin desteğini veriyor. Böyle bir proje ile çölyak hastalarına besinlerin temin edilmesi bizleri oldukça memnun etti. Tekrar Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımıza bu proje için çok teşekkür ediyorum.”

&nbsp;

&nbsp;



“BAŞKANIMIZA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Çölyak hastası çocuğu için alması gereken ürünlerin pahalılığından söz eden Fatih Erdol ise “Böyle bir projeyi hayata geçirdiği için öncelikle başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Çölyak ürünleri zor bulunan ürünler. Zaten çok fazla da çeşitleri bulunmuyor. Benim çocuğum çölyak hastası. Cips gibi tatlı gibi ürünleri zor buluyoruz. Diğer ürünlerde oldukça pahalı” dedi.

&nbsp;

&nbsp;



ÇÖLYAK HASTALIĞI NEDİR?

Buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan glüten isimli bir maddeye vücut bağışıklık sistemi tarafından verilen anormal yanıt sonucu ortaya çıkan bir hastalık olan çölyak, genellikle 1 yaşından sonra glüten içeren besinlerin tüketilmeye başlanması ile birlikte ortaya çıkıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ÇÖLYAK HASTALARINA BÜYÜKŞEHİRDEN DESTEK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 23 Sep 2022 16:09:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/colyak-hastalarina-buyuksehirden-destek-191115-20220923.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/colyak-hastalarina-buyuksehirden-destek-191115-20220923.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/colyak-hastalarina-buyuksehirden-destek-191115-20220923.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ölümcül arı sokmalarına dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-olumcul-ari-sokmalarina-dikkat-13166.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-olumcul-ari-sokmalarina-dikkat-13166.html</link>
                    <description><![CDATA[Piyade Uzman Çavuş Mehmet Burak Keçe'nin Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde arı sokması sonucu geçirdiği "Akut-alerji krizi" nedeniyle şehit olması ülkeyi yasa boğarken, arı sokmalarına bağlı gelişebilen alerjinin tehlikeleri konusunda açıklama yapan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Okan Gülbahar, “Arı sokmasına bağlı sistemik alerjik reaksiyon riski, erkeklerde kadınlara göre iki kat daha fazla. Anafilaksinin önüne geçmek için mutlaka venom immünoterapisi olarak adlandırılan aşı tedavisini uygulanmalı ve alerjisi olanlar otoenjektörleri yanlarından ayırmamalı” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Arılar; biyoçeşitliliğin sürdürülmesi, birçok bitkinin üretimi ve yaşamının garanti altına alınması, ormanların yenilenmesinin desteklenmesi, iklim değişikliğine adaptasyon ve sürdürülebilirliğin teşvik edilmesinden tarımsal ürünlerin miktar ve kalitelerinin geliştirilmesine kadar doğada varlıkları kilit öneme sahip olan canlılar, ancak alerjik reaksiyon söz konusu olduğunda bir insanın hayati varlığını tehdit edebiliyor. Öyle ki&nbsp;Millî Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde Piyade Uzman Çavuş Mehmet Burak Keçe'nin arı sokması sonucu gelişen akut-alerji krizi sonrasında şehit olduğunun bildirilmesiyle beraber, ülke yasa boğulurken, &nbsp;arı sokmasına bağlı gelişen akut alerji krizinin ne olduğuna ve alınabilecek önlemlere dair büyük bir merak oluştu.

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Okan Gülbahar&nbsp;arıların neden olduğu böcek sokmalarının ülkemizdeki görülme sıklığının %50 ila yüzde 95 arasında olduğunu, bir kişinin yaşam boyu arı tarafından sokulma oranının ise %95 gibi oldukça yüksek oranlarda gerçekleştiğini söyledi. “Görüldüğü gibi bu oranlar oldukça yüksek” diyen Prof. Dr. Gülbahar şöyle devam etti:&nbsp;“Arı sokmalarının en korkulan klinik yansıması, sistemik alerjik reaksiyon olan anafilaksidir. Anafilaksi ya da akut alerji krizi, arı zehrinde bulunan proteinlere karşı sokulan kişide, o proteinlere&nbsp;özel olarak üretilmiş IgE yapısındaki antikorların, vücudun savunma sistemi hücrelerini uyarması sonucu gelişir. IgE antikorlarının gelişmesi için kişinin daha&nbsp;önce&nbsp;çeşitli kereler bu yabancı&nbsp;proteinlerle karşılaşması gerekir. Buna duyarlaşma diyoruz. Duyarlaşma safhası olmadan alerjik reaksiyon gelişmesi nadir bir durumdur. Bu nedenle daha&nbsp;önce arı tarafından hiç sokulmamış bir bireyde alerjik reaksiyon gelişme olasılığı son derece düşüktür.”&nbsp;

&nbsp;ERKEKLERDE İKİ KAT FAZLA!

Bir milyon nüfus başına bildirilen&nbsp;ölüm sayılarının, senede 0.03-0.48 arasında olduğu, ölümcül reaksiyonların görüldüğü kişilerin %40-85’inde daha&nbsp;önceden anafilaktik reaksiyon&nbsp;öyküsü olmadığını belirten Prof. Dr. Okan Gülbahar,&nbsp;“Yani ciddi alerjik reaksiyon yaşayanların yaklaşık yarısı, arı alerjileri olduğunun farkında değildirler.&nbsp;Ancak eğer bir önceki reaksiyon anafilaksi ise, bir sonraki sokmanın anafilaksi ile sonuçlanma riski daha yüksektir.&nbsp;Arı sokmasına bağlı sistemik alerjik reaksiyon riski, erkeklerde kadınlara göre iki kat daha fazladır&nbsp;ve yaşla beraber artmaktadır” dedi.&nbsp;

&nbsp;

“ANAFİLAKSİYE KARŞI&nbsp;VENOM İMMÜNOTERAPİSİ UYGULANMALI”

Öyküsünde arı sokması ile ciddi sistemik reaksiyon öyküsü bulunan ve testlerinde arı venomuna duyarlı bulunan hastaların, bir sonraki arı sokmasında %30 ila 70 oranında anafilaksi riski taşıdıklarının altını çizen Gülbahar, “Bu nedenle, bu kişilere %85 ile %98 arasında etkin bir tedavi olduğu gösterilmiş olan ve ileride gelişebilecek ciddi reaksiyonlardan korunma sağlayan venom immünoterapisi olarak adlandırılan aşı tedavisi uygulanmalıdır” dedi. Bu tedavi yaklaşımının amacı, eğer hastayı bir daha arı sokacak olursa, hayatı tehdit eden reaksiyonların gelişmesini önlemek olduğunu ifade eden Gülbahar, alerji aşılarının bunu gerçekten de çok başarılı bir şekilde yaptığını, günümüzde normal şartlarda bu tedavinin süresinin 5 yıl olması gerektiği söyledi.&nbsp;

&nbsp;

ARI SOKTUĞUNDA NE YAPMALIYIZ?

&nbsp;Arı sokmasından sonra ilk yapılması gerekenler:&nbsp;

1.Arıların bulunduğu bölgeden ani hareketlerden kaçınarak ancak hızlı ve güvenli bir şekilde uzaklaşmak.

2.Eğer sokan arı bal arısıysa ve zehir kesesi halen deride kasılıp zehir vermeye devam ediyorsa, iğneyi derhal yerinden çıkartmak. Arının iğnesi, venom kesesinin zedelenmemesi için, tırnak veya sert düzgün bir cisim yardımıyla (örneğin bir kart) kazınarak çıkartılmaya çalışılmalıdır. Cımbız, pense gibi araçlar kesenin patlamasına neden olarak daha fazla venomun dolaşıma geçmesine yol açabileceğinden, iğnenin çıkartılmasında bu yöntemler tercih edilmemektedir.&nbsp;

3. Sokulan bölge temiz, sabunlu su ile yıkanarak kurulanmalıdır. Antiseptikler kullanılabilir. 4.Deriyi tırnaklarla kaşıyıp yara yapmaktan kaçınılmalıdır.&nbsp;

5. Sokulan alanı rahatlatmak için soğuk kompres, alerji hapları, kortizonlu kremler, ağrı kesiciler kullanılabilir. Hiçbir şey yapılmasa dahi, bu durum geçicidir ve saatler içinde kendiliğinden düzelir. Fakat anafilaksi durumunda süreç farklıdır.&nbsp;Anafilaksi tedavisinde ilk tercih olan adrenalin kullanımıdır. Ülkemizde kullanımı oldukça kolay adrenalin otoenjektörleri bulunmaktadır. Adrenalin otoenjektörleri, özellikle sağlık hizmetlerine hızlı bir şekilde ulaşmanın mümkün olmadığı yerlerde hayat kurtarıcı olmaktadır.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ölümcül arı sokmalarına dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Aug 2022 09:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/06082022224745_aa2b8f1cfaba37789fc61dcbf28d66b6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/06082022224745_aa2b8f1cfaba37789fc61dcbf28d66b6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/06082022224745_aa2b8f1cfaba37789fc61dcbf28d66b6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BÜYÜKŞEHİRDEN ÇÖLYAK HASTALARINA GLÜTENSİZ GIDA PAKETİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-buyuksehirden-colyak-hastalarina-glutensiz-gida-paketi-12970.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-buyuksehirden-colyak-hastalarina-glutensiz-gida-paketi-12970.html</link>
                    <description><![CDATA[
SILA’NIN VE ÇÖLYAK HASTALARININ BESİNLERİNİ BÜYÜKŞEHİR KARŞILAYACAK]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Sosyal belediyecilikte çığır açan Ordu Büyükşehir Belediyesi, tek tedavi yöntemi glütensiz beslenme diyeti olan çölyak hastalarının hayatlarını kolaylaştırmak ve farkındalık oluşturmak üzere harekete geçti.

Kumru ilçesinde ikamet eden ve 7 yaşındaki çölyak hastası kızları Sıla için başvuruda bulunarak glütensiz özel gıda için destek isteyen Danacı ailesinin isteğine kayıtsız kalmayan ekipler, hem Sıla’nın hem de il genelinde bulunan çölyak hastalarının glütensiz besin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışma başlattı.&nbsp;

7 YAŞINDAKİ ÇÖLYAK HASTASI SILA’YA GLÜTENSİZ BESİN PAKETİ

7 yaşındaki çölyak hastası kızları Sıla için talepte bulunan Danacı ailesinin istediğini geri çevirmeyen Büyükşehir Belediyesi, ekiplerini hemen harekete geçirerek küçük kızın ikamet ettiği Kumru ilçesine gitti. Sıla için özel hazırlanan glütensiz kek karışımı, un, ekmek karışımı, makarna, kurabiye, susamlı çubuk gibi ürünlerin bulunduğu paket ailesine teslim edildi.

Danacı ailesi, kendilerine dönüş yaptıkları ve taleplerine kayıtsız kalmadıkları için memnuniyetlerini dile getirerek Ordu Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti.

HİZMETTEN YARARLANMAK İÇİN BÜYÜKŞEHİRE MÜRAACAT EDİLECEK

Büyükşehir Belediyesi Sıla’nın yanı sıra Ordu’da bulunan çölyak hastalarının da glütensiz besin ihtiyacını karşılayacak.

Vatandaşlar, Ordu Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler ve Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığına başvuruda bulunarak bu hizmetten yararlanabilecek.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BÜYÜKŞEHİRDEN ÇÖLYAK HASTALARINA GLÜTENSİZ GIDA PAKETİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Jun 2022 20:42:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/buyuksehirden-colyak-hastalarina-glutensiz-gida-paketi-234342-20220626.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/buyuksehirden-colyak-hastalarina-glutensiz-gida-paketi-234342-20220626.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/buyuksehirden-colyak-hastalarina-glutensiz-gida-paketi-234342-20220626.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ODÜ 5 AYDA 135 KALP AMELİYATI GERÇEKLEŞTİRDİ.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-odu-5-ayda-135-kalp-ameliyati-gerceklestirdi-12821.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-odu-5-ayda-135-kalp-ameliyati-gerceklestirdi-12821.html</link>
                    <description><![CDATA[Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Başarılı Kalp Ameliyatları Gerçekleştiriliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Üniversitemiz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ameliyathanesinde açıldığı günden bu yana 150 açık kalp ameliyatı gerçekleştirildi.

2021 Aralık ayında faaliyete geçen Kalp ve Damar Cerrahisi ameliyathanesinde yıl sonuna kadar 15; 2022 yılından bugüne kadar ise 135 başarılı açık kalp ameliyatı gerçekleştirildi. Açıldığı günden bugüne toplam 150 kalp ameliyatı gerçekleştirilen ameliyathanede ayrıca 42 tane büyük damar ameliyatının yanında çok sayıda küçük ameliyat (varis, fistül, damar yaralanması) yapıldı.

Çocuk Kardiyolojisi tarafından da daha önce imkansızlıktan dolayı yapılamayan çocuklara ait kalp operasyonları yapılmaya başlandı ve ameliyathanenin açılmasının ardından 12 çocuk sağlığına kavuşturuldu. Erişkin Kardiyoloji kliniğinde ise daha önce cerrahi destek olmadığından yapılamayan her türlü riskli kardiyak girişimleri başarılı ile yapılmaya başlanarak hastaların il dışına gitmeleri de son buldu.&nbsp; Bununla birlikte 5 yataklı yoğun bakım ünitesi açıldığı günden bu yana yüzde 110 oranında doluluğa ulaştı.

ODÜ Basın 

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ODÜ 5 AYDA 135 KALP AMELİYATI GERÇEKLEŞTİRDİ. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Jun 2022 18:48:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/odu-5-ayda-135-kalp-ameliyati-gerceklestirdi-215011-20220601.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/odu-5-ayda-135-kalp-ameliyati-gerceklestirdi-215011-20220601.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/odu-5-ayda-135-kalp-ameliyati-gerceklestirdi-215011-20220601.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Öğrenilmiş çaresizlik sendromu, başarma isteğini yok ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ogrenilmis-caresizlik-sendromu-basarma-istegini-yok-ediyor-12805.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ogrenilmis-caresizlik-sendromu-basarma-istegini-yok-ediyor-12805.html</link>
                    <description><![CDATA[“Kazanılmış başarısızlık sendromu” da denilen öğrenilmiş çaresizlik sendromunda kişi, yaşadığı başarısızlıklar nedeniyle “bir şeyleri başarma isteğini” günden güne kaybedebiliyor. Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, öğrenilmiş çaresizlik sendromunda kişinin genelde kötü durumlarla karşılaşacağına dair inançlarının yüksek olduğunu belirterek “Sürekli olarak kötü durumlarla karşılaşma ihtimalini zihinlerinde tutarlar.” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL İGFA-&nbsp;Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, öğrenilmiş çaresizlik sendromuna ilişkin değerlendirmede bulundu.

Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “kazanılmış başarısızlık sendromu” da denilen öğrenilmiş çaresizlik sendromunu, “Organizmanın göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inanç ile gelen bir ruh hâli durumu” olarak tanımladı.

KİŞİ BAŞARMA İSTEĞİNİ KAYBEDİYOR&nbsp;

Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kazanılmış başarısızlık, insanlarda zamanla oluşan başarısızlıklar karşısında kişinin bir şeyleri başarma isteğini günden güne kaybetmesine sebep olur. Artık bazı konularda veya genel olarak başarısız olacağına dair bir inanç geliştirmesi ile kendini gösterir.” dedi.

KİŞİYİ ÇARESİZ HİSSETTİRİYOR&nbsp;

Özgenur Taşkın, “Bir başka deyişle, istenmeyen sonuçların istenilen sonuçlara dönüştürülme ya da sonuçsuz kalan durumların bir sonuca ulaştırılma ihtimali varken bireylerin tamamen çaresiz hissetmeleri öğrenilmiş çaresizlik sendromudur. Belirli bir çözüm yolu bulunan durumlar için yine de çaresiz hissedilmesine yol açan bu sendrom, anksiyete bozukluğuna ve depresyona da sebep olabilmektedir.”uyarısında bulundu.

ÇARESİZ VE ZOR DURUMDA OLMA HALİ GENELLENİR

Öğrenilmiş çaresizlik sendomunun, bir kişinin tekrar eden stresli durumlar yaşaması sonucunda ortaya çıktığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Öğrenilmiş çaresizlik durumunun pekiştiği bireyler, bu stresli durumları değiştirme ihtimalinin olduğu zamanlarda bile aksine inanırlar. Çaresiz ve zor durumda olma halini genelleyip motivasyon kaybına uğrar ve harekete geçmek bile istemezler. Yetişkinlerde öğrenilmiş çaresizlik, kişinin zor durumlar karşısında tepkisiz kalmasına neden olur.” dedi.

ZİHİNDE SÜREKLİ KÖTÜ DURUMLA KARŞILAŞMA İHTİMALİ TUTULUR&nbsp;

Öğrenilmiş çaresizlik sendromunda bu kişilerin genelde kötü durumlarla karşılaşacaklarına dair inançlarının yüksek olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şunları söyledi:

“Sürekli olarak kötü durumlarla karşılaşma ihtimalini zihinlerinde tutarlar. Potansiyel bir çözümü olsa bile bu kötü ve stresli durumları yönetmekte başarısız olacaklarını düşündükleri için hakikaten de başarısız olurlar. Mesela bir bağımlılık hastası, maddeyi birkaç kez bırakmaya çalıştıktan sonra bu girişimlerinde başarısız olması hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanımını bırakamayacağı inancı geliştirmesine neden olur bu da yetişkinlikte öğrenilmiş çaresizliğe örnek olarak verilebilir. Ardından artık bırakma girişiminde bile bulunmak istemeyecektir. Hatta pek çok kez ‘Çok doktora gittiğim halde bırakamadım’ gibi söylemler duyulmuştur. Burada psikolojik savunmalar devreye giriyor ve zaten kişi bırakmak istemiyor. Tabii ki bu durum kişi farkında olmadan gerçekleşiyor.”

BU BELİRTİLERE DİKKAT

Öğrenilmiş çaresizlik sendromunun belirtilerine de değinen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “İnsanların yaşam heveslerini kaybederek sadece sorumluluklarını yerini getirmeye başlamaları önemli belirtiler arasında yer almaktadır. Ayrıca hafızada zayıflamaya sebep olan bu sendrom, özgüven eksikliğiyle de kendini belli etmektedir. Bunların yanı sıra insanların fiziksel ve psikolojik olarak her türlü acıyı kabullenmeye başlamaları da bu sendromun belirtileri arasında yer almaktadır.” dedi.&nbsp; Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, bu belirtilerden herhangi birinin kişide bulunması halinde bir uzmana danışılması gerektiğini söyledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Öğrenilmiş çaresizlik sendromu, başarma isteğini yok ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 May 2022 12:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/27052022083713_6d1d04feb8614a930a8a224c8a0bfe37.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/27052022083713_6d1d04feb8614a930a8a224c8a0bfe37.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/27052022083713_6d1d04feb8614a930a8a224c8a0bfe37.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Psikolojik araştırma: ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-psikolojik-arastirma-12806.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-psikolojik-arastirma-12806.html</link>
                    <description><![CDATA[Son dönemde yaşanan ekonomik ve siyasi çalkantılar insanların psikolojilerini belirgin şekilde zorlamaya başladı. Boşanma oranları eskiye göre oldukça artarken, birlikte kalmayı seçenler de eski muhabbetlerinin olmadığından yakınıyorlar.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Dünya üzerinde 9 milyonu aşkın üyesi bulunan tanışma sitesi Gleeden, evli çiftler arasında yaşanan gerginliği ölçmek üzere Türkiye’deki üyeleri arasında bir araştırma yaptı.&nbsp;

1- 20 Mayıs tarihleri arasında 2 bin 237 Türk kadın ve erkek arasında gerçekleştirilen araştırmaya katılan kadın ve erkek üyelere yönetilen sorulara verilen cevaplar, ülkedeki genel eğilimi ortaya koyar nitelikte oldu.

Sokakta yaşanan gerginliğin, olduğu gibi eve taşındığı, yatak odalarına tatsızlık ve öfke olarak yansıdığını gösteren araştırmaya göre, çiftler arasında yükselen gerginliğe dayalı olarak cinsel uyumları da zayıflıyor.

YATAK ODASINDAKİ GERGİNLİK

Araştırmaya katılanlara “Eşinizle yatakta münakaşa ediyor musunuz?" diye soruldu. Kadınların yüzde 77'si ve erkeklerin yüzde 74'ü “Evet” diye cevapladı.

Yatak odasına kadar taşınan bu gerginliğin ucu, sözlü kavgalara, küskünlüklere hatta yatak ayırmaya kadar gidebiliyor.Yatakta yaşanan tartışmaların dört ana başlıkta toplandığı gözleniyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 29'u kıskançlık nedeniyle, yüzde 27'si birbirinin ailesiyle ilgili sorunlar, yüzde 24'ü ekonomik sorunlar, yüzde 20'si sorumluluk paylaşımı ile ilgili konular olurken, yaşanan münakaşaların cinsel uyuma olan etkisini belirlemek için "Münakaşalardan sonra cinsel münasebet kuruyor musunuz?" diye sorulduğunda, kadınların yüzde 62'si ve erkeklerin yüzde 65'i "Hayır" cevabını verdi.

Anket sonuçlarını yorumlayan İletişim Direktörü Solene Paillet, "Sokaktan, ofisten, trafikten ve kalabalıktan gelen stresin yatak odamıza kadar bizi takip etmesine izin vermemek adına, yatağa girmeden önce o stresi üzerimizden atmak durumundayız. Aksi takdirde yatakta ne eğlenmek ne de huzur içinde uyumak mümkündür" değerlendirmesinde bulundu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Psikolojik araştırma:  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 May 2022 11:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/27052022083726_4a5af40d0aae7a6c953cdbc2beb59f6e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/27052022083726_4a5af40d0aae7a6c953cdbc2beb59f6e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/27052022083726_4a5af40d0aae7a6c953cdbc2beb59f6e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ayakta çok duranlar dikkat etmeli!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ayakta-cok-duranlar-dikkat-etmeli-12648.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ayakta-cok-duranlar-dikkat-etmeli-12648.html</link>
                    <description><![CDATA[Çok ayakta durma, o bölgeyi zorlayan egzersizler, obezite, uygun olmayan ayakkabı kullanımı, fazla düz veya çukur ayak yapısı gibi değişik faktörler topuk dikenine yol açıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nihal Özaras, yaşam kalitesini bozan topuk dikeni rahatsızlığına yol açan etkenler hakkında bilgiler ve önemli tavsiyeler paylaştı.

Ayak tabanında boydan boya uzanan ve plantar fasya adı verilen bir yapının olduğunu belirten Doç. Dr. Nihal Özaras, “Çok ayakta durma, o bölgeyi zorlayan egzersizler, obezite, uygun olmayan ayakkabı kullanımı, fazla düz veya çukur ayak yapısı gibi değişik faktörler sonucu plantar fasyada enflamasyon gelişebilir. Bu duruma plantar fasiit adı veriliyor. Plantar fasiit tedavi edilmez ve uzun süre devam ederse plantar fasyanın topuğa yapıştığı yerde kemiksi bir çıkıntı meydana geliyor. Bu yapı da topuk dikeni olarak tanımlanıyor.” dedi.

Topuk dikeni var ise sabahları ve gün içinde yürümeye ilk başlandığında şiddetli ağrı olmasının çok normal olduğunu ve bir süre yürüdükten sonra ağrının azaldığını ifade eden Doç. Dr. Nihal Özaras, “Ancak uzun süre ayakta durma veya yürüme ile ağrı tekrar ortaya çıkabilir. Bu şikayetler kişinin yaşam kalitesini bozar. Topuk dikeninin büyüklüğü ile ağrının şiddeti çoğu zaman orantılı olmayabiliyor.” diye konuştu.

İŞTE AĞRILARI AZALTACAK YÖNTEMLER

Doç. Dr. Nihal Özaras, şikayetlerin yoğun olduğu alevlenme dönemlerinde ayak tabanı ve topuk bölgesine soğuk uygulama, istirahat, enflamasyonu giderici ilaç kullanımı ve fizik tedavi önerildiğini söyledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ayakta çok duranlar dikkat etmeli! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 May 2022 10:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/05052022225427_7ca797556ac5939b928cf083c7ae1938.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/05052022225427_7ca797556ac5939b928cf083c7ae1938.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/05052022225427_7ca797556ac5939b928cf083c7ae1938.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bayramda her ikramı kabul etmeyin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-bayramda-her-ikrami-kabul-etmeyin-12597.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-bayramda-her-ikrami-kabul-etmeyin-12597.html</link>
                    <description><![CDATA[Bayram ziyaretlerinde bizi çeşit çeşit tatlılar, çikolata, şeker, kahve, çay gibi içecekler bekliyor. Sağlıklı bir bayram geçirmek için bu ikramların tümünü tüketmemek gerektiğini belirten DoktorTakvimi.com uzmanlarından Dyt. Nejla Kazoğlu, önemli beslenme önerileri verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL İGFA- 11 ayın sultanı Ramazan’ı geride bıraktık. Ramazan ayı boyunca uzun süren açlık ve susuzluk, yetersiz beslenme, beslenmenin 2-3 öğüne inmesiyle metabolizmada yavaşlamalara neden oluyor. Ramazan’ın bitmesi ve hemen akabinde evleri şenlendiren Ramazan Bayram’ının gelmesi, bir nevi normal beslenmeye geçişin köprüsü olarak sayılıyor. Bu dönemde yumuşak bir geçiş yapmanın mide sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Dyt. Nejla Kazoğlu, Ramazan Bayramı’nda doğru beslenmeye ipuçlarını paylaşıyor.

Bayramda tüm ailenin bir araya gelmesi, keyifli aile sofralarını da beraberinde getiriyor. Bu durumda tüketilen yemek miktarı da artıyor. Dyt. Kazoğlu, yemek miktarını kısıtlı tutmanın, porsiyon kontrolü sağlamanın ve yemek seçimini hafif besinlerden yana yapmanın, sebze-meyve tüketmenin ve bol su içmenin daha sağlıklı bir bayram geçirmeye yardımcı olacağını söylüyor. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirten Dyt. Kazoğlu, şu önerilerde bulunuyor: “Gidilen misafirliklere aç karından ziyade; saatine göre ana veya ara bir öğün yaparak tok karna gitmek süreci daha sağlıklı geçirmenizi sağlayacaktır. Bu sebeple öğünlerinizi düzenli ve dengeli yapmak, protein ve sebze tüketimiyle beraber su tüketiminizi arttırmak daha iradeli olmanıza yardımcı olacaktır. Bayram ziyaretlerinde, hamurlu, şerbetli ağır tatlılardan uzak durun. Bunun yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlılar ve meyve tercih edin, şeker ve çikolata tüketimi de sınırlandırın. İkramlar konusunda seçici davranıp her yerde ikram kabul etmeyin. İçecek olarak ise asitli, şekerli içecekler yerine daha besleyici ve doyurucu olan su, ayran veya mineralli su tercih edebilirsiniz. Kafein içeriği yüksek olan çay ve kahve tüketimine sınırlandırıp, bunlar yerine bitki çayları tercih edin.”&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bayramda her ikramı kabul etmeyin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 Apr 2022 06:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/30042022100539_e2cb6fa95a70e3508a97615a6f182468.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/30042022100539_e2cb6fa95a70e3508a97615a6f182468.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/30042022100539_e2cb6fa95a70e3508a97615a6f182468.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hipertansiyonu Önlemek İçin Düzenli Tansiyon Ölçümü Şart !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-hipertansiyonu-onlemek-icin-duzenli-tansiyon-olcumu-sart-12501.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-hipertansiyonu-onlemek-icin-duzenli-tansiyon-olcumu-sart-12501.html</link>
                    <description><![CDATA[Hipertansiyon, dünya genelinde tek başına inme, kalp krizi, böbrek hastalıkları ve diyabete neden olan en büyük ölüm sebebi… Hem Avrupa genelindeki hem de Türkiye’de kardiyologların önerdiği 1 numaralı tansiyon ölçüm cihazı markası OMRON, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hipertansiyon, dünya genelinde tek başına inme, kalp krizi, böbrek hastalıkları ve diyabete neden olan en büyük ölüm sebebi… Hem Avrupa genelindeki hem de Türkiye’de kardiyologların önerdiği 1 numaralı tansiyon ölçüm cihazı markası OMRON, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle bu önemli sağlık sorununa dikkat çekiyor.

&nbsp;

Kan basıncının insan sağlığına zarar verecek düzeylere kadar yükselmesi hipertansiyon olarak tanımlanıyor.Türk Kardiyoloji Derneği verilerine göre her yıl 9.4 milyon insan hipertansiyon nedeniyle hayatını kaybediyor.Ülkemizde ise her 3 kişiden 1’inde hipertansiyon görülürkenkadınlarda erkeklerden daha sık rastlanıyor.&nbsp;Ancak&nbsp;T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de her 3-4 ölümden 1’inin tansiyonun kontrol edilmesiyle önlenmesi mümkün…&nbsp;&nbsp;Avrupa genelindeki kardiyologların en çok önerdiği tansiyon ölçüm cihazı markası* OMRON, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle tansiyonunuzu düzenli olarak ölçerek, kontrol altında tutmanın önemini hatırlatıyor.

OMRON’un sunduğu M7 Intelli IT, Akıllı Manşet ile tansiyon ölçümünüzden kolayca doğru sonuç alabilmenizi sağlıyor. Tansiyon ölçümü sırasında, atriyal fibrilasyon olasılığını tespit edebilen cihaz, sağlık verilerinizi izlemenizi ve paylaşmanızı sağlayan benzersiz OMRON connect uygulamasıyla uyumlu çalışıyor.

&nbsp;

*Türkiye'nin 44 ilinde 200 Kardiyolog ile gerçekleştirilen 2016 GfK araştırma sonuçlarına göre kardiyologların en çok önerdiği marka Omron markası olmuştur.

&nbsp;

OMRON Hakkında

110’u aşkın ülkede faaliyet gösteren OMRON Healthcare’in ürün yelpazesinde ateş ölçerler, dijital tansiyon aletleri ve solunum yolu hastalıkları tedavisini destekleyen nebulizatör cihazları bulunuyor. Endüstriyel otomasyon, sağlık ve elektronik komponentler alanında hizmet veren OMRON şirketler topluluğu bünyesinde bulunan Healthcare iş biriminin Türkiye operasyonları Perrigo Türkiye tarafından yürütülüyor.

&nbsp;

Perrigo Hakkında

1887 yılında kurulan dünyanın önde gelen kişisel bakım ve sağlık ürünleri şirketi Perrigo, Türkiye’de 2009 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. Dermokozmetik, bit tedavisi, el ve ayak sağlığı, deodorant, depilasyon, gebelik testi, tansiyon ölçüm cihazları kategorilerinde faaliyet gösteren Perrigo Türkiye’nin bünyesinde Sebamed, Bio-Oil, Gvyna, Deotak, Dermalex gibi çoğu kategorisinde lider markalar bulunuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hipertansiyonu Önlemek İçin Düzenli Tansiyon Ölçümü Şart ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Apr 2022 15:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/20042022094440_ef10c0602bf8a53a4265add4e9c37842.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/20042022094440_ef10c0602bf8a53a4265add4e9c37842.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/20042022094440_ef10c0602bf8a53a4265add4e9c37842.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıklı çocuk için, sağlıklı beslenme şart!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-saglikli-cocuk-icin-saglikli-beslenme-sart-12495.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-saglikli-cocuk-icin-saglikli-beslenme-sart-12495.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlıklı çocuklar yetiştirmede sağlıklı ve dengeli beslenme şüphesiz kritik önem taşıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Günümüzde hem yetersiz beslenme hem de obeziteye yol açacak şekilde gereğinden fazla beslenme çocuklarda sıklıkla karşılaşılan bir problem. Ebeveynler yeteri kadar besin ögesi alamadığı endişesi ile çocuğa bazen gereğinden fazla öğün ya da besin önerirken, bu da fayda yerine, obezite başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. 5-11 yaşı içeren okul dönemi çocuğunun hangi besin grubundan ne kadar tüketmesi gerektiği bilinirse bu süreci yönetmek o ölçüde kolay olacaktır" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA)- Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için besin gruplarını ve tüketilmesi gereken miktarları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;

&nbsp;

SÜT GRUBU

Bu besin grubunda peynir, kefir, süt, yoğurt gibi ürünler yer almaktadır. Çocuğun büyümesi, gelişmesi ve bağışıklık sistemi için oldukça önemlidir. Temel olarak protein, kalsiyum, çinko, bazı B grubu vitaminleri bu besin grubunda bulunur. Özellikle A, D, E, K vitaminleri sütün yağ kısmında çokça yer alır. Bu nedenle eğer özellikle kısıtlanması gereken bir durum yoksa bu yaş grubu çocuklarda yağsız süt ürünü önerilmez. Günde 3-4 porsiyon süt ürünü tüketilmesi hedeflenmelidir. 1 porsiyon süt ürünü; 1 kase yoğurt veya 1 su bardağı süt veya 1 dilim peynir olarak düşünülebilir.

&nbsp;

ET, BAKLİYAT, YUMURTA VE YAĞLI TOHUMLAR&nbsp;

Bu besin grubu protein içeriğinin yanı sıra demir, çinko, bazı B grubu vitaminlerini yapısında barındırır. Çocuğun büyüme ve gelişmesinde önemli yer tutar. Sinir sistemi, kan yapımı, bağışıklık sisteminde rolü olan en önemli besin grubudur. Özellikle ette bulunan demir çocukluk çağında sıklıkla görülebilen demir eksikliğinin giderilmesinde rol alır. Yumurta en kaliteli protein içeriğine sahiptir. Ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar da oldukça besleyici içeriğe sahiptir ancak küçük hacimde yoğun yağ ve kalori içerdiğinden dikkatli tüketilmelidir. Günde 1.5-2 porsiyon kadar tüketilmesi gerekir. 1 porsiyon et grubu; 2 yumurta veya 1 el içi kadar et veya 8 yemek kaşığı bakliyat ya da 30 gram yağlı tohum anlamına gelir.

&nbsp;

SEBZE VE MEYVE GRUBU

Meyve ve sebzeler çok çeşitli vitamin, mineral, posa ve antioksidanları yapısında barındırırlar. Bu içeriklerden C vitamini bağışıklığı destekler ve hastalıkların oluşumuna karşı koruyucudur. A vitamini göz sağlığını korur, bağışıklığı destekler. Posa bağırsakların sağlıklı çalışmasını sağlayarak kabızlığı önler. Günde 2 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve tüketilmesi hedeflenmelidir. 1 porsiyon sebze; 200 gram çiğ sebzeye, 1 porsiyon meyve ise; yaklaşık bir avuç içi kadar 100 gram meyveye denk gelir.

&nbsp;

EKMEK VE TAHIL GRUBU

Tahıllar vücut için temel enerji kaynağıdır. Bu nedenle iyi bir beslenme planının olmazsa olmazıdır. İçeriğinde E vitamini, B12 hariç çoğu B grubu vitaminini barındırır. Bu besin grubundan mayalı ekmeğin besin değeri mayasız olana göre daha yüksektir. Ayrıca tam tahıllar da içerdikleri vitamin ve mineral sayesinde hem daha besleyicidir, hem de diyabet ve obzeiteye karşı koruyucudur. Bu nedenle beyaz ekmek yerine tam tahıl ürünler tercih edilmelidir. Bu besin grubundan da 3-5 porsiyon ürün seçilmelidir. Ergenlik dönemindeki çocuklarda bu grubun gereksinimi artar. 1 porsiyon tahıl grubu; 2 ince dilim ekmek veya 4-5 yemek kaşığı makarna ya da erişteye denk gelmektedir. Bulgur ve tam buğday makarnanın tok tutma süresi pirinç veya sade makarnaya göre daha uzundur ve besin ögesi içeriği daha zengindir.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıklı çocuk için, sağlıklı beslenme şart! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Apr 2022 08:51:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022141240_d999c6f38b71aa20d885ee82f38c5987.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022141240_d999c6f38b71aa20d885ee82f38c5987.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022141240_d999c6f38b71aa20d885ee82f38c5987.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tümörün karakterine göre tedavi dönemi ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-tumorun-karakterine-gore-tedavi-donemi-12496.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-tumorun-karakterine-gore-tedavi-donemi-12496.html</link>
                    <description><![CDATA[Nesiller Genetik tümör profilleme testleriyle, onkoloji uzmanlarına kanserin oluşma nedenine yönelik genetik veriler sunarak tedavi planlama sürecine destek oluyor. Nesiller Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi Kurucusu Dr. Gülay Özgön, kanser tanısının hemen ardından yapılacak tümör profilleme testi ile öğrenilecek tek bir mutasyonun bile onkoloğun tedaviye olan tüm bakış açısını değiştirebileceğine dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA)-&nbsp;2009 yılından bu yana hastalara, uzman hekimlere, hastane, klinik ve diğer laboratuvarlara rutin ve kişiye özel genetik tanı hizmetleri, genetik danışmanlık ve sürekli eğitim hizmetleri sunan Nesiller Genetik, tümör profilleme testleri ile kanser tedavisi planlarına sağlıklı veri sağlıyor. Hastalara ve hekimlere, hastanın tümörüne ve/veya kanserin oluşma sebebi olan tümöre ait tüm detayları veren testler sayesinde, konu ile ilgili patoloji uzmanı, genetik uzmanı ve moleküler biyoloğun tedaviye olan katkısı artıyor.

Nesiller Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi Kurucusu Dr. Gülay Özgön, kanser tanısı almış hastaların mutasyonlarının incelenmesi ile tedavi sürecinin nasıl hazırlanması gerektiği hakkında ayrıntılı bir yol haritası çizilebileceğini belirtti. Özgön, “Hekimlerimize kanser tanısının hemen ardından tümör profilleme testi talep etmelerini öneriyoruz. Tümörü tanıyıp, hangi özellik ve değişikliklere sahip olduğunu bilip tedavinin bu bilgiler doğrultusunda planlanması sonuçları değiştirebiliyor. Profilleme ile öğrenilecek tek bir mutasyon bile onkoloğun tüm bakış açısını değiştirmesini sağlayabiliyor” dedi.

YAPAY ZEKA DESTEKLİ ANALİZ SÜRECİ&nbsp;

Nesiller Genetik tümör profilleme testlerinde, Illumina tabanlı Yeni Nesil Dizileme (Next Generation Sequencing – NGS) yöntemi kullanarak Roche ve Illumina testlerinden yararlanılıyor. Raporlama, yapay zekâ ile programlanmış olan analiz süreçleri sonucu oluşturuluyor. Bu analiz süreçleri ile hastanın mutasyonuna özgü akıllı ilaçlar ve immunoterapiye uygunluk kararı veriliyor. Nesiller Genetik çatısı altındaki görev alan patoloji ve genetik uzmanları, moleküler biyologlarla birlikte tedavi olasılıkları ile ilgili değerlendirmelerini oluşturuyorlar.

"GENETİK VERİLER TEDAVİNİN HER ADIMINDA KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR"

Kurucusu Dr. Gülay Özgön, Nesiller Genetik tümör profilleme testlerinin Şubat 2021 tarihinden beri yapılmakta olduğunu ve son 1 yıl içerisinde 500 hastaya çeşitli paneller ile bu testlerin yapıldığını söyledi. Tümör profilleme testlerinin özgüllüğünün yüzde 100 olduğunun altını çizen Özgön, “Genetik veriler kanser tedavisinin her adımında kritik önem taşıyor. Erken tanı aşamasından tedavinin planlamasına kadar her süreçte genetik verilerden yararlanan onkoloji uzmanlarımız ve cerrahlarımız, bizimle sürekli iletişim halindeler. Bu güçlü paylaşım sayesinde bireyin yararı için çok verimli iş birlikleri yapıyoruz” dedi.

AİLEDİK KANSER HİKAYESİNDE DİKKAT!

Dr. Gülay Özgön, aile bireylerinde kanser hastası olan, kendisinin de bu riski taşıyıp taşımadığını öğrenmek isteyen herkese kalıtsal kanser tarama testi yapılabileceğine dikkat çekiyor. Özgön, “Birey, eğer kansere yatkın bir genetik yapıya sahip ise doktor kontrollerini düzenli bir şekilde ayarlayarak, erken tanı ile hayatını kurtarabilir” dedi. &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Tümörün karakterine göre tedavi dönemi  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Apr 2022 08:41:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022141251_fece28fb0d58b856fc52a90883d28757.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022141251_fece28fb0d58b856fc52a90883d28757.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022141251_fece28fb0d58b856fc52a90883d28757.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaz gelmeden fazla  yağlarınızdan kurtulun]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-yaz-gelmeden-fazla-yaglarinizdan-kurtulun-12465.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-yaz-gelmeden-fazla-yaglarinizdan-kurtulun-12465.html</link>
                    <description><![CDATA[Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Mutlu, yaklaşan yaz öncesi liposuction uygulamasına olan talebin arttığını söyledi. Mutlu; bölgesel olarak zayıflama yöntemleriyle giderilemeyen yağlardan şikayet edenlerin, liposuction sayesinde kolayca kurtulduklarını hatırlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

BURSA (İGFA)-&nbsp; Yaklaşan yaz mevsimi öncesi fit bir görüntüye sahip olmak ve fazla kilolarından kurtulmak isteyenler çeşitli yöntemlere başvuruyor. Ancak diyet ve spor yapmalarına rağmen vücudun bazı bölgelerindeki yağlardan kurtulamayanların imdadına liposuction uygulaması yetişiyor. Liposuction’a olan talebin bu dönemde daha da arttığını söyleyen Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Mutlu, merak edilen uygulama hakkında bilgi verdi.

LIPOSUCTION KİMLERE YAPILIR?

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi liposuction yaptırmak için de öncesinde bir uzman doktor görüşüne başvurulmasını öneren Op. Dr. Ömer Mutlu, “Liposuction uygulaması bir zayıflama yöntemi değildir, yalnızca bölgesel incelmeyi ve vücut hatlarının daha düzgün hale gelmesini sağlayan bir yöntemdir. Eğer bölgesel dirençli yağlanmalar dışında bir kilo probleminiz varsa öncelikle kontrollü bir diyet ve spor programı uygulayarak kilo fazlanızdan kurtulmanız, bunun ardından diyetle uzaklaşmayan yağ fazlalıkları için bu yönteme başvurmanız daha uygun olacaktır” şeklinde konuştu.

İYİLEŞME SÜRECİ 1 AY SÜRÜYOR

Yaza daha düzgün bir vucutla girmek isteyenlerin liposuction yaptırmaya karar verdiğinde 1 aylık iyileşme süresini göz önünde bulundurmaları gerektiğini dile getiren Op. Dr. Ömer Mutlu, süreci anlattı. Mutlu, “Operasyon sonrasın özel üretilmiş korseler kullanılır. Bu korseler alınan yağ dokusunun miktarı ve kişinin özelliklerine göre yaklaşık 4 ila 8 hafta takılır. Ödem ve morlukların görülmesi beklenen bir durumdur ve zaman içinde bu durum ortadan kalkar. İşlemden bir hafta sonra dikişler alınır ve bir ila üç hafta sonrasında hastanın genel durumunda bir problem yoksa iş ve günlük hayata dönebilir. Uygulamadan 3-4 hafta sonrasında normal egzersizlere dönülebilir” dedi.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yaz gelmeden fazla  yağlarınızdan kurtulun - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Apr 2022 07:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022102920_c7ea420fbc4cdc65c368e4f9a91cd675.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022102920_c7ea420fbc4cdc65c368e4f9a91cd675.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022102920_c7ea420fbc4cdc65c368e4f9a91cd675.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser Riskinizi Öğrenmeyi İhmal Etmeyin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-kanser-riskinizi-ogrenmeyi-ihmal-etmeyin-12482.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-kanser-riskinizi-ogrenmeyi-ihmal-etmeyin-12482.html</link>
                    <description><![CDATA[Çağın hastalığı olarak tanımlanan kanser her geçen gün yaygınlaşıyor. Bununla birlikte her hangi bir belirti ortaya çıkmadan önce hastalığın erken dönemde yakalanması ve tedavi başarısının artmasına olanak sağlayan kanser taramaları hayati önem taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çağın hastalığı olarak tanımlanan kanser her geçen gün yaygınlaşıyor. Bununla birlikte her hangi bir belirti ortaya çıkmadan önce hastalığın erken dönemde yakalanması ve tedavi başarısının artmasına olanak sağlayan kanser taramaları hayati önem taşıyor. Yapılan muayene ve tetkikler sonunda kanser riski belirlenen hastalarda tanı için daha detaylı işlemler yapılabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Halil Öztürk, kanser taramasının önemi hakkında bilgi verdi.&nbsp;

&nbsp;

Erken tanı tedavi şansını artırıyor

Her hastalıkta olduğu gibi kanser tedavisinde de erken tanı büyük önem taşımaktadır. Herhangi bir belirti oluşmadan hastalığın teşhis edilmesini amaçlayan kanser taramalarını özellikle riskli gruptaki kişilerin ihmal etmemesi gerekmektedir.&nbsp;

Kanser taramalarını 4 ana başlık altında değerlendirmek mümkündür.&nbsp;

&nbsp;

1-Kanser taraması nasıl yapılır?

Fizik muayene Laboratuvar testleri Görüntüleme yöntemleri Genetik testler

2-Kimler kanser taraması için daha uygundur?

Ailesinde ve kendi geçmişinde kanser öyküsü olanlar Kanser ile ilişkili olabilecek bazı genetik bozukluklara sahip olanlar Kanser oluşumuna sebep olabilecek tütün kullanımı veya kimyasal maddelere maruz kalanlar İleri yaştakiler

3-Hangi kanserler için düzenli tarama önerilir?

Meme Kanseri: Mamografi ile yapılan taramaların özellikle 40-70 yaş arasındaki kadınlarda meme kanserine bağlı ölümlerin belirgin olarak azalttığı gösterilmiştir. Taramalarda 25-39 yaş arasında yıllık meme muayenesi ve 40 yaş üstünde ise meme muayenesi ile birlikte mamografi yapılması önerilir. Servikal (rahim ağzı ) kanser: HPV (human papillomavirus) testi ve PAP smear tek başına veya birlikte yapılması önerilen testlerdir. 21-29 yaş arasındakilerin üç yılda bir PAP smear testi yaptırması, 30-64 yaş arasındakilerin her yıl PAP smear testi ve 5 yılda bir HPV testi önerilir. 65 yaş üstünde son on yıldaki testlerde anormal bulgu yoksa taramaya gerek olmadığı düşünülmektedir. Kolorektal (kalın barsak) kanserler: Dışkı testleri (dışkıda gizli kan ve dışkı DNA testi) ve kolonoskopi bağırsak kanserlerini tarama ve erken tanısında kullanılan testlerdir. 45 yaşından itibaren her yıl dışkıda gizli kan ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilir. Prostat kanseri: 45 yaşından itibaren muayene ile birlikte PSA (Prostat spesifik antijen ) taraması yapılır. Ancak ailesinde prostat kanseri bulunanlarda daha erken yaşlarda taramaya başlamak daha uygun olacaktır.

4 -Risk faktörlerinin veya belirtilerin olması durumunda yapılması önerilen kanser taramaları nelerdir?

Endometrium (rahim) kanseri: Yıllık transvajinal ultrasonografi ve endometrial biyopsi önerilir. Karaciğer kanseri: Kronik viral hepatitlerde, otoimmün hepatit, karaciğer sirozu durumunda veya doğuştan gelen bir karaciğer hastalığınız varsa yılda bir karaciğer ultrasonografisinin yapılması ve AFP ( Alfa feto protein) ölçümü uygun olacaktır. Over (yumurtalık ) kanseri: Yakın akrabalarınızda over kanseri varsa, BRCA1 veya BRCA2 genetik mutasyonlarına sahipseniz, yılda bir transvajinal ultrasonografi ve CA 125 ölçümü önerilmektedir. Akciğer kanseri: Sigara içenlerde (1 paket 20 yıl veya 2 paket 10 yıl) sigara içimi varsa ya da son 15 yıl içinde sigara bırakılmışsa 50-80 yaş arasında, tarama için düşük doz bilgisayarlı akciğer tomografisinin çekilmesi gerekmektedir.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kanser Riskinizi Öğrenmeyi İhmal Etmeyin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Apr 2022 07:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022103317_f0936d7f740b153408dfe829ea9aad38.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022103317_f0936d7f740b153408dfe829ea9aad38.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022103317_f0936d7f740b153408dfe829ea9aad38.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kansızlık ritim bozukluğu yapabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-kansizlik-ritim-bozuklugu-yapabilir-12467.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-kansizlik-ritim-bozuklugu-yapabilir-12467.html</link>
                    <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak uyarıyor: “Çarpıntı altta yatan çok ciddi kalp-damar hastalıklarının geç kalınmadan teşhis edilmesine sebep olabilir, ihmale gelmez. Çarpıntıyı önemseyin ve en kısa sürede bir uzmana başvurun”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA)-&nbsp;Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, çarpıntı hakkında önemli bilgiler verdi.Çanak, “Kalple ilgili kişileri doktora gitmeye zorlayan en sık şikayetlerden biri çarpıntıdır. Kalpte ani başlayıp kendiliğinden sonlanan hızlı atış veya ritmik atışın dışına çıkmak olarak görülebilir. Kalp ritmi çok hızlandığında tansiyon düşmesine bağlı göz kararması, halsizlik, hatta bayılma olabilir. Ritim bozuklukları çok detaylı araştırılıp, doğru teşhisi koyduktan sonra yakın takiple dikkatli tedavi edilmelidir. Öncelikle ritim bozukluğuna sebep olan hastalığı bulmamız gereklidir. Çünkü çarpıntı çoğunlukla kalp damar hastalıklarına bağlı olur. Bazen kalp damarları tıkalı kişilerde göğüs ağrısı olmaksızın çarpıntı olabilir.

Tetkikler sonucu böyle bir durum varsa kalp krizi geçirmeden başarılı bir şekilde tedavi olabilirsiniz. Kalbin içindeki mitral kapağa bağlı hastalıklarda çarpıntı büyük oranda eşlik eder. Kalp ultrasonu, ekokardiyografi ile böyle bir hastalık teşhis edilirse, kalp yetmezliği gelişmeden mitral kapak tamir edilebilir veya protez bir kapakla değiştirilebilir. Atriyal fibrilasyon dediğimiz ritim bozukluğunda kalp içerisinde pıhtı oluşabilir ve bu pıhtı beyine atarak felce sebep olabilir. Gördüğünüz gibi çarpıntı altta yatan çok ciddi kalp damar hastalıklarının geç kalınmadan teşhis edilmesine vesile olabilir, ihmale gelmez!”dedi.

DETAYLI BİR KAN TAHLİLİ İLE TEŞHİS EDİLİR&nbsp;

“Kalp dışında başka hastalıklar da çarpıntı yapabilir” diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, “O nedenle öncelikle bir kan tahlili ile araştırmaya başlarız. Kansızlık, anemi, kalbin hızlı atmasına sebep olur. Halk arasında genelde guatr olarak bilinen tiroit hastalıklarında hızlı atış ve ritim bozuklukları görülür. İlaçlara veya yiyeceklere bağlı oluşmuş elektrolit bozukluklarında (çoğunlukla potasyum düşüklüğü ve ya yüksekliğinde) ritim bozuklukları olur. Bazı kalp ilaçları dokularda birikerek ritim bozukluğu yapabilir. Tüm bu hastalıkları detaylı bir kan tahlili yaparak tespit edebiliriz” ifadelerini kullandı.&nbsp;

4 SANTİMLİK KESİDEN KAPAK DEĞİŞİMİ

&nbsp;"Çarpıntının altında yatan neden mitral kapak hastalığı ise kapak mutlaka değişmeli mi?"&nbsp;&nbsp;sorusuna yanıt veren Çanak, "Hayır. Şayet kapakta darlık değil de yetmezlik (kaçak) varsa, kapağı tamir ederek kendi kapağınızla hayatınıza devam etmeniz daha ideal bir cerrahidir. Ancak kapak kireçlenmiş ve daralmışsa, temizlenip metal ya da biyolojik bir kapakla değişmesi gerekir. Metal kapakla değişmişse ömür boyu kuvvetli bir kan sulandırıcı kullanmanız gerekir. Bütün mitral kapak ameliyatları, kapak değişse de tamir de olsa, göğüs kemiği açılmadan sağ meme hizasından, 4 santimlik bir kesiyle, kaburgalar arasından yapılabilir. Üstelik ameliyat izi kadınlarda meme altında kaldığı için hiç görünmez. Ben bu nedenle bu tarz ameliyatlara 'bikini cerrahisi' diyorum. 4. gün taburcu oluyorsunuz ve o gün itibariyle arabanızı kullanabilirsiniz, kolunuzu dilediğiniz gibi hareket ettirebilirsiniz. Bir hafta içinde işinize dönebilir, her türlü sosyal faaliyetlerinize devam edebilirsiniz.”dedi.&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kansızlık ritim bozukluğu yapabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Apr 2022 06:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022102934_ff814f8a6920a5c22bed57fa886dd0b0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022102934_ff814f8a6920a5c22bed57fa886dd0b0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022102934_ff814f8a6920a5c22bed57fa886dd0b0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diz ağrısı ve kireçlenme yaşam kalitesini düşürüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-diz-agrisi-ve-kireclenme-yasam-kalitesini-dusuruyor-12483.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-diz-agrisi-ve-kireclenme-yasam-kalitesini-dusuruyor-12483.html</link>
                    <description><![CDATA[Kıkırdak aşınmaları, diz protezi ile tedavi edilebiliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kıkırdak aşınmaları, diz protezi ile tedavi edilebiliyor

&nbsp;

&nbsp;

Eklemlerin en önemli yapısını oluşturan kıkırdakların kısmen ya da tamamen soyulup bütünlüğünü kaybetmesi halinde eklemlerde oluşan ağrı kişinin yaşam kalitesini düşürüyor. Yaşla birlikte kıkırdakların içindeki kolajen yapısının azaldığını belirten uzmanlar, zamanla bu kıkırdak kayıplarına halk arasında “kireçlenme” denilen diz ekleminde hareket kısıtlığının da eşlik ettiğini belirtiyor. Kişinin dizinde yaygın kıkırdak aşınması varsa bu kişilere diz protezi ameliyatı yapıldığını belirten uzmanlar, ameliyatla olumlu sonuçların alındığını söyledi.

&nbsp;

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Ortopedi Uzmanı Dr. Numan Duman, diz ağrısı, kireçlenme, &nbsp;ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

&nbsp;

Diz ağrısı neden oluşur?

Diz ekleminin vücudun yük taşıyan büyük eklemlerinden biri olduğunu ifade eden&nbsp;Dr. Numan Duman, “Bu eklemin hareket açıklığı fazla olduğu için yıpranmaya yatkındır. Eklemin en önemli yapısı kıkırdaklardır. Kıkırdaklar sağlamken eklemde ağrı hissetmeyiz. Kıkırdaklar kısmen ya da tamamen soyulur, bütünlüğünü kaybederse hareketle birlikte eklemde ağrı oluşur.” dedi.

&nbsp;

Yaşla birlikte kıkırdakların içindeki kolajen yapısının azaldığını kaydeden&nbsp;Dr. Numan Duman, “Bu duruma aktiviteyle oluşan kıkırdak yaralanmaları da eşlik eder. Kıkırdak kendi kendini onaramadığı için yaşlanmayla birlikte eklemdeki kıkırdak yoğunluğu doğal olarak azalacaktır. Zamanla bu kıkırdak kayıplarına diz ekleminde hareket kısıtlığı da eşlik eder. Bu süreç halk arasında kireçlenme olarak bilinmektedir.” diye konuştu.

Kadınlarda ve kilolu kişilerde görülme sıklığı artıyor

Kireçlenmenin bazı kişilerde görülme sıklığının arttığına işaret eden&nbsp;Dr. Numan Duman, “Kadın cinsiyet, kilolu kişiler, kas zayıflığı olanlar, dizden travma ya da yaralanma geçirenler, mesleki olarak dizini çok sık bükmek zorunda kalanlar, romatizmal hastalığı olanlar, menisküs, çapraz bağ yaralanması geçirenler, bacağında yapısal eğriliği olanlar, D vitamin eksikliği olanlarda görülme sıklığı artmıştır.” diye konuştu.

&nbsp;

1-2 cm’lik yüzeysel kayıpları vücut onarabiliyor

“Kıkırdak kaybının tedavisinde en önemli etken kıkırdak kaybının eklem içindeki genişliğidir” diyen&nbsp;Dr. Numan Duman, “1-2 cm’lik kıkırdak kayıpları yüzeyselse vücut bu kıkırdak kayıplarını onarabilmektedir. Derin yerleşimli ve 2 cm’den büyük kıkırdak yaralanmaları kendiliğinden iyileşememektedir. 1-2 cm’lik derin kıkırdak kayıplarına kapalı ameliyat ile mikrokırık uygulaması yapılarak iyileşmesi sağlanabilir. 2-4 cm’lik kıkırdak kayıplarında kişi eğer obez yapılı değil ve genç ise kıkırdak nakli (mozaikplasti) yapılarak biyolojik iyileşme sağlanır. Son zamanlarda kadavradan da kıkırdak nakli yapılabilmektedir.” diye konuştu.

&nbsp;

Kıkırdak kaybı yaygınsa diz protez ameliyatı yapılıyor

Dr. Numan Duman, eğer kişinin dizinde yaygın kıkırdak aşınması varsa bu kişilere diz protezi ameliyatı yapıldığını belirterek “Bacağın eğriliği de bu ameliyat ile düzeltilebilir. Aşınmış ve soyulmuş kıkırdaklar eklemden temizlenerek yerine kişinin kemik boyutuna en uygun şekilde metal eklem protezi ameliyatı uygulanır.” dedi.

&nbsp;

Protez ameliyatından 3-4 gün sonra ayağa kalkılıyor

Protez ameliyatı sonrası ilk gün hastaya yatak içerisinde ayak bileği ve bacak egzersizi uygulandığını kaydeden&nbsp;Dr. Numan Duman, “Ameliyat sonrası oluşan ağrıları için ilaç uygulanarak ilk gece atlatılır. Ameliyat sonrası birinci gün pansuman yapılıp dren çıkarılır kontrol röntgen filmi çekilerek sonrasında hasta yürütülür. Diz bükme cihazı olarak bilinen CPM cihazı takılarak diz eklemine hareket verilir. Takip eden günlerde hasta dizindeki ağrının azaldığını ve dizini kendisinin büküp açabildiğini görecektir. Hasta ameliyattan sonra üç ya da dördüncü gün yürüyerek hastaneden ayrılır.” dedi.

&nbsp;

Evde protez ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmelidir?

Hastanın eve çıkınca 2-3 günde bir dizine pansuman yaptırdığını kaydeden&nbsp;Dr. Numan Duman, “Önerilen antibiyotik, ağrı kesici, mide koruyucu ve pıhtı oluşumunu önleyici ilaçlarını kullanır. Bacak güçlendirme ve dizi bükme egzersizleri ile bacağını kuvvetlendirerek tam hareket açıklığını kazanır. Bu hastaların alaturka tuvalet kullanmasını ve yere oturmasını önermiyoruz.” dedi.

&nbsp;

Diz protezi 20 yıl kullanılabiliyor

Ameliyat sonrası bacakta pıhtı oluşumunun, erken dönem komplikasyon olarak bilindiğini ifade eden&nbsp;Dr. Numan Duman, sözlerini şöyle tamamladı:

&nbsp;

“Bu durumu önlemek için kan sulandırıcı ilaçlar ve pıhtı önleyici çoraplar kullanıyoruz. Hastanın yaptığı egzersiz ve yürüyüşlerin de pıhtı oluşmasını önleyici etkisi vardır, bol hareket yapmalarını öneriyoruz. Protez ameliyatı sonrası enfeksiyon gelişmesi ikinci önemli risktir. Bu durumu önlemek için vücutta meydana gelen en basit enfeksiyon bile hızlıca tedavi edilmelidir. Dizde ısı artışı, şişlik, kızarıklık, ağrı gibi enfeksiyon bulguları oluşursa vakit kaybetmeden doktoruna başvurmalıdır. Zaman içinde protezin kemik tutulumunda gevşemeler olabilir bu genç ve aktif hastalarda daha erken olmakla birlikte artık günümüzde diz protezinin sağ kalımı 20 yıla yaklaşmıştır.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Diz ağrısı ve kireçlenme yaşam kalitesini düşürüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 Apr 2022 12:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022103349_c71266d8698b7b6827065d644d28c9da.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022103349_c71266d8698b7b6827065d644d28c9da.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/19042022103349_c71266d8698b7b6827065d644d28c9da.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Depresyon, yarası içinde bir hastalıktır"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-depresyon-yarasi-icinde-bir-hastaliktir-12427.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-depresyon-yarasi-icinde-bir-hastaliktir-12427.html</link>
                    <description><![CDATA[Atipik ya da popüler psikolojide örtülü depresyon olarak da adlandırılan maskeli depresyonun kadınlarda daha yaygın olarak görüldüğünü ifade eden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu depresyona gülümseyen depresyon da denir. Elem, keder ve hüzün gibi diğer depresyon belirtileri yoktur. Kişi, günlük işini yapıyordur neşelidir ama organ diliyle yaşıyordur depresyonu. Bizim kültürümüzde çok fazla kadınlarda vardır.” dedi. Atipik depresyon yaşayan erkeklerde öfkenin ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kimi zaman unutkanlığın sebebinin beyindeki stres hormonu olduğunu vurguladı. Tarhan, “Depresyon yarası içinde bir hastalıktır. Yaşamayan bilemez. Toplumsal önyargılar nedeniyle insanlar depresyonu bastırıyor. Toplum olarak onlara ifade ettirmiyoruz.” ifadelerini kullandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA)- Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depresyon ve çeşitlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

DEPRESYONDA 8 ANA BELİRTİ VAR!

Klasik depresyonda kişinin depresif ruh haline sahip olduğunu, hüzün, elem ve keder içerisinde olduğunu kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depresyonun 8 ana belirtisine dikkat çekti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Klasik depresyonda kişi depresif bir duygu duruma sahiptir. Hiçbir şeyden tat ve zevk alamamaktan şikayetçidir. Bu iki ana belirti önemlidir. Diğer belirtiler de uyku bozukluğu ve iştah bozukluğu ortaya çıkabilir. Bunlar da zaman zaman artar bazen çoğalır. Kişide enerji azalması olur.” dedi.

"ÖLÜM DÜŞÜNCESİ ORTAYA ÇIKAR"

Depresyonda diğer belirtilerden birinin de ölüm düşüncesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişinin aklına çok sık ölüm düşüncesi gelir. Günde 10 defa ölümü düşünebilir. Bir de kişide ilgi azalması olur. Hayata, normal rutine, günlük alışkanlıklar ve normal günlük aktivitelere karşı ilgisi azalır. Dikkat ve konsantrasyonda azalma, anlama ve algılama yavaşlığı ortaya çıkar.” uyarısında bulundu.&nbsp;

"HAFİF MİNÖR DEPRESYONDA İŞ VERİMLİLİĞİ AKSAMIYOR"

“Hafif minör depresyon” denilen depresyondan da bahseden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi mutsuzdur ama kimi zaman bazı şeylerin tesiri olmaz. Ama ‘3 ay içinde mutlu olduğunuz zaman mı çok, mutsuz olduğunuz zaman mı çok?’ diye sorulduğunda kişi mutsuz olduğu zamanların daha fazla olduğunu söylerse minör depresyon deniyor. Kişi hafif depresif ruh halinde olur, hiçbir şeyden zevk alamıyor ama iş gücü verimliliği aksamıyor. Bunlar yaşam kalitesini bozan bir şeydir.” dedi.

Duygu durum bozukluğu olan bipolar depresyona da değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bipolar depresyonda bir dönem depresyon olur, kişi çökkün olur. Bir dönem de kişi maniye girer.” dedi.

GÜLÜMSEYEN DEPRESYON KADINLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR

Atipik ya da popüler psikolojide örtülü depresyon da denilen maskeli depresyonun yaygın olarak görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu depresyona gülümseyen depresyon da denir. &nbsp;Kişi organ diliyle yaşar. Elem, keder ve hüzün gibi diğer depresyon belirtileri yoktur. Kişi günlük işini yapıyordur, neşelidir ama organ diliyle yaşıyordur depresyonu. Bizim kültürümüzde daha çok kadınlarda vardır. Atipik depresyon yaşayan kişi, sık sık doktora gider, muayeneler olur, bir şey çıkmaz ama arka planda mutsuz, depresif bir durum vardır. Depresyonu doğrudan ifade edemez. Duygu körlüğü ortaya çıkabiliyor. Bu kişiler genellikle duygu ifadesini yapamıyor ve duygular ters ifade ediliyor.” diye konuştu.

Atipik depresyonu belirlemek için bir ölçek uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu ölçeği uyguladığımız zaman kişilerde hastalık belirtileri anlaşılmaya çalışılıyor. Kişi arka planda bir depresyon mu yaşıyor? Duygularını organ diliyle mi ifade ediyor? Bunu anlamaya çalışıyoruz.”dedi.

"ERKEK DEPRESYONU ÖFKE ŞEKLİNDE YAŞAR"

Erkeklerde de rastlanan atipik depresyona da dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada da erkek işini yapar, koşturur, güleceği zaman güler ama çok öfkelidir. Öfke şeklinde yaşar depresyonu. Kişi her şeye kızar, bu kapının eşiği niye burada diye, domatesi niye böyle iri doğradın diye bahaneler üretir. Genellikle çevresindekiler bu kişilerden korkar, şiddet eğilimli olurlar. Bu kişiler depresyona girdiği zaman öfkeliliği artar. Bu da maskeli depresyonlardan birisidir.” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bazı erkeklerin depresyonu zayıflık olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.

"GÜLÜMSEYEN DEPRESYON KADINLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR"

Gülümseyen depresyonda kişinin neşeli görünmesine karşın iç dünyasında hüzün ve karmaşa yaşadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi gayet neşelidir, gülüyordur fakat tamamen dışarıya karşı güçlü rolü oynuyordur. İç dünyasında müthiş bir savaş ve mahşer vardır. Gülümseyen depresyon dediğimiz durumlarda kişi neşeli, canlı ve enerjiktir. Bu kişilerin depresyonda olduğuna inanmazsınız Ancak iç dünyalarında fırtına vardır, beyinlerinde fırtına vardır. Öyle ki bu tip kişilerde kalp krizi geçirme riskleri yüksektir. Erken yaşta ani ölümler görülebilir. Böyle kişilerin ardından genellikle ‘Çok neşeliydi, espriler yapardı, herkesi güldürürdü.’ diye konuşulur.

"ATİPİK DEPRESYONDA BETA DALGASI YÜKSEK ÇIKIYOR"

Gelişen teknolojiyle beraber beyin görüntüleme yöntemleri sayesinde beyindeki bu hareketlerin gözlenebildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Amerikalı meslektaşlarımız beyin üzerine yeni bir yazılım geliştirdi. Yeni bir veri tabanı oluşturdu. Normal veri tabanında beynin her yaş grubunun normal veri tabanı belli. Beyinde hızlı, alfa, beta, teta, delta gibi dalga grupları var beyinde. Beyin haritalamasının en yaygın metodu bu. Kişinin beyin fonksiyonu dalgasını ölçtüğümüz zaman bazılarında beta dalgası yüksek çıkıyor. Beta dalgası yüksek çıkması beyinlerindeki enerji akışı ve bilgi akışının hızlandığını gösteriyor. Beyin serotonin maddesini tutamadığı için azalıyor. Kişi böyle durumlarda dışarıya güçlü rolü oynar ama beyinde depresyon vardır. ” dedi.

Beynin çalışma sisteminin network modeliyle çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mesela beynimizde kim, ne, ne zaman, nerede, niçin, nasıl networkleri var. Bu 5N1K diye bildiğimiz aslında beynimizdeki hafızanın 6 sadık etkisi diye bilinen bir şeydir. Beyindeki networkler birbiriyle etkileşim halindedir. Birkaç dil bilen kişilerde örneğin İngilizce network vardır, Fransızca network vardır, Türkçe network vardır. Bu dilleri konuştukça beyin o yönden çalışır. Beynimizin böyle olağanüstü bir sistemi var.” dedi.

"DEPRESYONA BAĞLI UNUTKANLIKLAR GÖRÜLEBİLİR"

Vücudumuzun en uzun sinirinin vagus siniri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu sinir bütün organlarla bağlantılıdır. Bütün organlardan beyne mesaj gider. Hangi organ yavaş çalışıyor, hangisi hızlı çalışıyor, hangisinde ritim bozukluğu var. Beyne mesaj gider. Beyin onu alır kimyasal yolla rahatla, sakin ol mesajı gönderir ve organlar rahatlar. Tedavide özel bir Vagus Simulation diye bir sistem var. Vagus sinirini uyararak beyini tedavi etmeye çalışır. Epilepsi tedavisinde de kullanılıyor. Beynimizde müthiş bir sistem bulunuyor. Vücudumuzda dünyanın etrafında dönmeye yetecek kadar sinir ağı var ve beyinde bunlar birbirleriyle devamlı konuşuyorlar. Depresyonda bu sinir ağlarındaki kimyasal ileti maddesi serotonin, dopamin, noradrenalin azalıyor. Kişilerde bunlar azaldığı zaman beyinde kavrama, algılama, anlama azalıyor. Örneğin, unutkanlık şikayetiyle gelen bir kişide bakıyorsunuz unutkanlığı depresyona bağlı, sekonder unutkanlık yani kişi Alzheimer değil. Kişi Alzheimer olduğunu sanıyor ama değil. Beyin depresyonda olduğu için artık enerji akışı yavaşladığı için anlama kavrama ve algılamayı yeterli yapamıyor. Unutkanlık şeklinde geçirilen depresyon da bu atipik depresyonlardan birisidir. Depresyon tedavi edildiği zaman kişinin unutkanlığı da düzeliyor.” dedi.

"BEYİNDEKİ STRES UNUTKANLIĞA YOL AÇABİLİR"

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kimi zaman unutkanlığın sebebinin beyindeki stres hormonu olduğunu ifade ederek “Kimi zaman stres hormonu çok salgılanıyor. Beyinde kronik stres var. Depresyon ilacıyla beyin rahatlıyor ve unutkanlık azalıyor ya da ortadan kalkıyor. Unutkanlığın sebebi atipik depresyon olabiliyor. Atipik depresyonlar depresyonu yaşıyor duygu olarak, ifade olarak, ters ifade ediyor.” diye konuştu.

İntihar ile yaşamına son verenler ile normal şekilde yaşamını yitiren kişilerin beyin omurilik sıvıları ölçüldüğünde önemli farklılıkların tespit edildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “1980’lerde yapılan çalışma bunun bir beyin hastalığı olduğunu gösteriyor. İntihar edenlerin beyni serotonini metabolite edememesiyle ilgili yürütülen önemli araştırmalar var. İşte bu çalışmaların sonunda üçüncü kuşak ilaçlar ortaya çıktı.” dedi.

"DEPRESYONU YAŞAMAYAN BİLEMEZ"

Özellikle depresyon hakkında toplumsal önyargılar olduğunu ve hastaların bu durumdan çok etkilendiklerini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Depresyon yarası içinde bir hastalıktır. Yaşamayan bilemez. Toplumsal önyargılar nedeniyle insanlar depresyonu bastırıyor. Toplum olarak onlara ifade ettirmiyoruz. Onlar da böyle yaşıyorlar. Kişiler baş edemiyorsa ya da yaşam felsefesi o konuda müsaitse çok rahatlıkla intihar girişiminde bulunabiliyor.” uyarısında bulundu.

Depresyonda olan kişileri anlamanın zor olmadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Daha önce hiç ölüm sohbeti yapmaz iken bu kişiler ölümden söz ederler. Ya da uzun bir yolculuğa gidecek gibi hazırlık yaparlar. Vedalaşıyorlarmış gibi davranırlar. Gülümseyen kişilerin biz depresyonda olduğuna inanmayız. Kişinin depresyonu var ise ölüm ile ilgili söylemlerde bulunuyorsa, vedalaşıyor ise böyle konuları çok sorguluyorsa ve araştırıyorsa hemen bir uzman yardımı almak gerekir.” diye konuştu.

"ÇOCUKLARDA ATİPİK DEPRESYON GÖRÜLEBİLİR"

Yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da depresyon görülebildiğini söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle dikkat sorunu olduğundan şüphelenilen çocuklarda apitik depresyon ortaya çıkabiliyor. Çocuklarda duygularını ifade etme becerileri gelişmemiştir. Ben şu an buna üzüldüm diye ifade edemezler. Eğer ailede baskı ile yaşayan bir çocuksa, çocuk davranışsal olarak yaşar. İdrarını kaçırır, eşyalara zarar verir. Okul reddi vardır. Çocuk ters kimliğe girer. Cinsel kimlik bozukluğu yaşıyorsa arkasında depresyon bozukluğu vardır. Anne baba kızıyor. O da tamamen bilinçdışı bir hareketle rahatlatıyor kendini. Ders çalışmaya çok önem veren anne babaya karşı tembellik şeklinde yaşanan çocukluk depresyonu vardır. Çocuk mutlu değildir, ders çalışmıyordur. Ders çalışmama ve okul reddiyle kendini ifade eder. Buna davranışsal uyum bozukluğu diyoruz. Yetişkinlede davranış bozukluğu dediğimiz durumlar, çocuklarda apitik depresyon bozukluğudur. Onları değerlendirirken çoğu zaman tedaviyi göz önünde bulundurarak onun depresif olmasına sebep olan nedenler araştırılır. Çocukluk travmaları olup olmadığı araştırılır.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA["Depresyon, yarası içinde bir hastalıktır" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 16 Apr 2022 10:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/17042022101638_a6a3e2c7be19f4c4fc2ed0e5a9e67f1d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/17042022101638_a6a3e2c7be19f4c4fc2ed0e5a9e67f1d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/17042022101638_a6a3e2c7be19f4c4fc2ed0e5a9e67f1d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tedavi Edilmeyen Saman Nezlesi Başka Hastalıklara Zemin Hazırlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-tedavi-edilmeyen-saman-nezlesi-baska-hastaliklara-zemin-hazirliyor-12422.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-tedavi-edilmeyen-saman-nezlesi-baska-hastaliklara-zemin-hazirliyor-12422.html</link>
                    <description><![CDATA[Solunum Derneği (TÜSAD), bahar aylarının gelmesiyle görülme sıklığı artan saman nezlesinin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Solunum Derneği (TÜSAD), bahar aylarının gelmesiyle görülme sıklığı artan saman nezlesinin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. TÜSAD Astım ve Alerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Zeynep Ferhan Özşeker, “Tedavi edilmeyen saman nezlesi astımdan sinüzite pek çok hastalığa zemin hazırlıyor” uyarısını yaptı.

&nbsp;

Baharın gelmesiyle beraber alerjik rinit, halk arasındaki adıyla saman nezlesi çok daha sık görülüyor. Genellikle polen alerjisi kaynaklı olarak ortaya çıkan saman nezlesinin Türkiye’de görülme sıklığı erişkinlerde 1,6- 27,5 iken, çocuklarda ise bu oran 2,9- 39,9’lara kadar çıkıyor. Saman nezlesinin en sık görülen kronik solunum hastalıklardan biri olduğunu belirten Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), tedavi edilmediği taktirde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini hatırlattı.

&nbsp;

SAMAN NEZLESİ CİDDİYE ALINMALI

Burunda kaşıntı, hapşırık, renksiz burun&nbsp;akıntısı, geniz ve damakta kaşıntı, geniz akıntısı, gözlerde kaşıntı, kızarma, sulanma gibi belirtilerle saman nezlesinin kendini gösterdiğini ifade eden TÜSAD Astım ve Alerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Zeynep Ferhan Özşeker, şu uyarılarda bulundu: “Saman nezlesine bağlı şikayetler önce mevsimsel olarak başlar ancak tedavi edilmezse şikayetler kronikleşebilir. Tedavi edilmeyen saman nezlesi, ilerleyen dönemde gece horlaması, uyku kalitesinde bozulma, koku kaybı, şikayetlerin arttığı günlerde okula ve işe gidememe, şiddetli burun tıkanıklığı ve sinüzit gelişmesine neden olabilir.”

&nbsp;

“Saman nezlesi yani alerjik rinitin en çok birlikte görüldüğü hastalık “astım”. Alerjik rinitli hastaların yüzde 40’ında, astımlı hastaların yüzde 80’inde ise alerjik rinit görülebiliyor. Eğer alerjik nezleye nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük ve hırıltı-hışıltı eşlik ediyorsa astımdan şüphelenmek gerekir.&nbsp; Saman nezlesinde görülen burun tıkanıklığı tedavi edilmezse sinüzit ortaya çıkabilir. Burun polipleri, orta kulak iltihabı, uyku apne sendromu da saman nezlesinin sebep olabileceği önemli rahatsızlıklar. Bu nedenle saman nezlesi ciddiye alınmalı ve mutlaka tedavisi için immünoloji ve alerji hastalıkları uzmanına başvurulmalı.”

&nbsp;

OMICRON İLE NASIL AYIRT EDİLİR?

Saman nezlesi ile koronavirüsün alt varyantı olan Omicron’un ortak belirtiler nedeniyle sıkça karıştırılabildiği bilgisini veren Özşeker, iki hastalığın ayırt edici özelliklerini ise şöyle sıraladı: “Hapşırık, burun tıkanıklığı, öksürük ve nefes darlığı iki hastalıkta da görülebilen belirtiler. İki hastalığın en belirgin farkı, Omicron’da görülen kas ve eklem ağrısının saman nezlesinde olmaması. Ayrıca saman nezlesine göz akıntısı, kaşıntı ve kızarıklığı Omicron’daki belirtiler arasında yer almaması.”

&nbsp;

POLEN ALERJİSİNDEN KORUNMA YOLLARI

Polen alerjisi, korunma yöntemleri bilinmezse bahar aylarını kabusa çevirebilir. Saman nezlesinden korunmak için alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durulmasını öneren Özşeker, korunmak için şu önemli tavsiyelerde bulundu:

Rüzgârlı havalarda açık havaya çıkarken mutlaka maske, gözlük ve şapka takarak kendinizi koruyun. Eve girdiğinizde dışarı kıyafetlerinizi mutlaka değiştirin, duş alın. Rüzgârlı ve sıcak havalarda içeriye polen girmemesi için cam kapalı uyuyun. Evinizi sabah saatleri yerine öğleden sonra havalandırın, rüzgârlı havalarda pencereleri açmayın. Seyahat ederken rüzgârlı günlerde araba camlarını kapalı tutun. Aracınızda polen filtresi bulundurun, bakım ve temizliğini düzenli olarak yaptırın.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Tedavi Edilmeyen Saman Nezlesi Başka Hastalıklara Zemin Hazırlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 16 Apr 2022 08:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/16042022122106_4d55c024b4579478bd523f8aa27f2f56.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/16042022122106_4d55c024b4579478bd523f8aa27f2f56.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/16042022122106_4d55c024b4579478bd523f8aa27f2f56.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye’de her 6-7 yetişkinden 1’i böbrek hastası!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-turkiyede-her-6-7-yetiskinden-1i-bobrek-hastasi-12411.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-turkiyede-her-6-7-yetiskinden-1i-bobrek-hastasi-12411.html</link>
                    <description><![CDATA[Sabri Ülker Vakfı’ndan böbrek sağlığı için öneriler]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sabri Ülker Vakfı’ndan böbrek sağlığı için öneriler

&nbsp;

Kronik Böbrek Hastalığı dünyada ve ülkemizde salgın halini almış önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Böbrek hastalığı erken saptanırsa sıklıkla önlenebilir veya ilerlemesi geciktirebilir bir hastalık. Fakat hastalığın farkındalığının düşük olması, erken dönemde tespit edilmesinin önündeki en büyük engel. Bireylerin hastalığının farkında olmaması son dönem böbrek yetmezliğine yol açarken, yaşam kalitesi de buna bağlı olarak azalıyor.&nbsp;

&nbsp;

Türk Nefroloji Derneği’nin ülkemizde yaptığı bir tarama çalışmasında Türkiye’de her 6-7 yetişkin bireyden birinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığının olduğunu saptamıştır. &nbsp;Dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan çalışmalar, hastalığın farkındalığının yüzde 10’un altında olduğunu gösteriyor. Farkındalığın bu kadar düşük olması, hastalığın son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerlemesine, kötü yaşam kalitesi ile hastanın sağlığını tehdit etmesine, engellilik ve ölüm oranlarının artmasına sebep oluyor.&nbsp;

&nbsp;

Erken teşhis hastalığı önlüyor!

Bu hastalık erken fark edildiğinde önlenebilen veya en azından geciktirilebilen bir hastalık olduğundan farkındalığın arttırılması oldukça önem taşıyor. Bu hedef doğrultusunda böbrek sağlığı konusunda toplum bilincini arttırmak, kronik böbrek hastalığında erken tanının önemini vurgulamak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla 10 Mart 2022 Dünya Böbrek Günü olarak kutlanıyor.&nbsp;

&nbsp;

6 adımda böbrek sağlığı: aşağıdaki önerileri uygulayarak böbrek sağlığınızı olumlu yönde destekleyebilirsiniz; &nbsp;

Düzenli egzersiz yapmak Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme ile ideal vücut ağırlığının korunması &nbsp; Yemeklere ilave tuz eklememek Gün içerisinde sıvı ihtiyacının temelde su ile karşılanması&nbsp; Kan basıncını ve kan şekerini düzenli aralıklar ile takip etmek&nbsp; Risk grubunda olan bireylerin düzenli olarak doktor kontrolünden geçerek, böbrekleri düzenli olarak kontrol ettirmesi &nbsp; &nbsp;

Tuzu azaltın, böbrek sağlığınızın ömrünü uzatın!&nbsp;

Tuz veya diğer adıyla sodyum klorür insan vücudunun temel fizyolojik bir bileşeni ve ihtiyacı olmakla beraber gıda veya yemeklere eklenen tuz ile alınan miktarındaki artış başta hipertansiyon ve böbrek hasarı olmak üzere önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

&nbsp;

Dünya çapında tuz alımının kaynakları incelendiğinde yüzde 68 gibi yüksek bir oranın hazır işlenmiş, tuz içeriği yüksek gıdalardan alındığını görüyoruz. Tuz kısıtlaması hipertansiyon tedavisindeki yerini aldıktan sonra yapılan çalışmalar aşırı tuz tüketiminin böbrek hastalığı ve kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını da göstermiştir. Aşırı tuz tüketiminin ayrıca böbrek taşı oluşumu, mide gibi çok farklı kanserler ve osteoporoz gelişim riskini artırdığı da biliniyor. Tuzun böbrek hasarına yol açması ise farklı mekanizmalar ile açıklanıyor. &nbsp;

&nbsp;

Günümüzde kronik böbrek yetmezliğinin diyabetik nefropatiden sonra en sık sebebi hipertansif böbrek hastalığı olduğundan tuz tüketiminin böbrek sağlığı için önemi oldukça yüksek. Yüksek tuz tüketimi özellikle tuza duyarlı hastalarda hipertansiyon gelişimini daha kolay etkiliyor. Tuz kısıtlaması gerek hipertansif gerekse normotansif kişilerde kan basıncını düşürüyor. &nbsp;

&nbsp;

Günümüzdeki veriler ışığında kan basıncı normal olan (normatansif) ve hipertansif bireylerde 5 gram ve altında tuz alımı öneriliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye’de her 6-7 yetişkinden 1’i böbrek hastası! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 14 Apr 2022 11:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/14042022234121_1ee0f6aad0ef0909c9cd901183759c44.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/14042022234121_1ee0f6aad0ef0909c9cd901183759c44.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/14042022234121_1ee0f6aad0ef0909c9cd901183759c44.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ramazan’da kalp ve damar sağlığınızı arka plana atmayın!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ramazanda-kalp-ve-damar-sagliginizi-arka-plana-atmayin-12408.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ramazanda-kalp-ve-damar-sagliginizi-arka-plana-atmayin-12408.html</link>
                    <description><![CDATA[Oruç, çoğu zaman kalp ve damar sağlığı açısından yararlı olsa da bazı durumlarda kişilerde damar tıkanıklığına yol açabiliyor. Bu durumlarla karşılaşmamak adına bol su tüketilmesi gerektiğini söyleyen Özel Esentepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Op. Dr. İlknur Güler, “Kalp ve damar hastalığına sahip kişilerin bilinçsizce tuttukları oruç, farklı hastalıklara yol açabilir. Bununla baş etmek adına uzman yardımıyla beraber adım atılması gerekiyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

BURSA (İGFA)- Ramazan ayının gelmesiyle tutulan oruçlar, çoğu zaman kalp ve damar sağlığı açısından yararlı olsa da bazı durumlarda kişilerde damar tıkanıklığına yol açabiliyor. Orucun kalp hastalarını nasıl etkileyeceğini merak edenlerin, kalp-damar cerrahına danışmakta geç kalmaması gerektiğini söyleyen Özel Esentepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Op. Dr. İlknur Güler, “Ramazanda oluşabilecek damar tıkanıklarından korunmak için kalp ve damar cerrahınızla iletişime geçmekte geç kalmayın” dedi.

YETERLİ MİKTARDA SU TÜKETİMİ ÇOK ÖNEMLİ

Oruç esnasında vücudun su kaybetmesi durumu kişilerde damar tıkanıklığı açısından risk oluşturabildiğini ve gün içerisinde vücudun ihtiyacı olan su miktarını karşılayamaması halinde aksi durumlara yol açabileceğini ifade eden Op. Dr. İlknur Güler, ”Özellikle havaların ısınması ile oplardamar hastalıklarına bağlı şikâyetlerde artış gözlenir. Bununla beraber susuzluk, toplardamar fonksiyonlarında bozulmaya ve hatta damar tıkanıklığı riskine sebep olabilir. Damar sağlığını korumak için yeterli miktarda su tüketimi önemlidir” dedi.

&nbsp;

KALP RAHATSIZLIĞI OLANLAR DOKTORA DANIŞMADAN ORUÇ TUTMAMALI&nbsp;

Damar tıkanıklığının en önemli nedenlerinden birinin vücudun susuz kalması olduğunu ifade eden Dr. Güler, “Oruç halinde kişinin su ihtiyacı artar. Eğer kalp rahatsızlığınız bulunuyorsa doktorunuza danışmadan oruç tutmamalısınız. İzin verildiği takdirde tutulan oruçlarda vücutta oluşan su açığını kapatmak adına bol bol su tüketmeniz gerekir” dedi.

Op. Dr. İlknur Güler sözlerine, “Özellikle bacaklarda ağrı, huzursuzluk, yanma veya üşüme, gece krampları, şişlik, kaşıntı, renk değişikliği (morarma, soluklaşma, kızarıklık), genişlemiş damar ve
kılcal damarlarda örümcek ağı görünümü oluşur. Bu şikâyetlerden bir veya birkaçı sizde varsa, mutlaka bir kalp-damar cerrahına başvurarak ayrıntılı damar muayenenizi yaptırmanız gerekir” ifadelerini ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ramazan’da kalp ve damar sağlığınızı arka plana atmayın! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 14 Apr 2022 10:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/14042022233929_8ef1e98767aeb7b92fb9d4aae92db1eb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/14042022233929_8ef1e98767aeb7b92fb9d4aae92db1eb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/14042022233929_8ef1e98767aeb7b92fb9d4aae92db1eb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp Büyümesi Neden Olur? Kalp Büyümesinin Belirtileri Nelerdir?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-kalp-buyumesi-neden-olur-kalp-buyumesinin-belirtileri-nelerdir-12375.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-kalp-buyumesi-neden-olur-kalp-buyumesinin-belirtileri-nelerdir-12375.html</link>
                    <description><![CDATA[KALP BÜYÜMESİ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KALP BÜYÜMESİ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER&nbsp;

&nbsp;

Özellikle virüsler olmak üzere, zararlı mikroorganizmalar kalp kasını tutarak kalp büyümesine sebep olurken, kalp büyümesine sebep olabilecek diğer hastalıklar ‘ Yüksek tansiyon, kroner arter hastalığı, romatizmal ve romatizmal olmayan kalp kapağı hastalıkları, doğuştan kalp hastalığı, metabolik hastalıklar, virüsler ve diğer mikroorganizmalar yer alıyor.&nbsp;

&nbsp;

Kalbin Büyümesine Sebep Olan Hastalıklar:

Kardiyomyopatiler deyince kalp kası hastalıkları ve sonucunda gelişen kalp yetmezliği ve büyümesi akla gelir.

Kalp yetmezliğinin önemli sebeplerinden biri ‘Kalp kası hastalıkları’ dır.

Kalp yetmezliğinin pek çok sebebi vardır ve birbiri içine girmiş bu sebeplerin sonucunda da, tedavisi güçlük yaratan kalp büyümesi hastalıkları gelişebilir.

&nbsp;

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünden Doç. Dr Mehmet Balkanay, halk arasında ‘Kalp Büyümesi’ olarak bilinen ‘Kalp Kası Hastalıkları’ hakkında bilgiler verdi.&nbsp;

&nbsp;

Kalp kası hastalıkları temel olarak üç ana gurupta toplanır.

1.Grup: Kalp kası duvarının kalınlaşması sonucunda kalbin büyümesi.&nbsp;

2. Grup: Kalp kasının gevşeme özelliğinin sınırlanması

3. Grup: Kalp kasının genişlemesi ve kasılma gücünün azalması sonucunda kalbin büyümesi.

&nbsp;

Üç ana grupta topladığımız kalbi büyüten temel sebepler neler olabilir?

Öncelikle sebebi bilinen ve sebebi bilinmeyenler olmak üzere iki guruba ayırıyoruz. Bilim insanları, her geçen gün sebebi bilinmeyen kalp büyümelerinin sebeplerini bulmakta, tanımlamakta ve bu gurubu giderek küçültmektedirler. Kalp kası hastalığı yapan yani kalbi büyüten başlıca bilinen sebepler neler olabilir?

&nbsp;

Yüksek tansiyon:&nbsp;aylar, yıllar sürmüş ve uygun, doğru tedavi görmemiş hastalarda yüksek tansiyon kalp kası duvarı kalınlaşmasına ve kalbin büyümesine sebep olur.

&nbsp;

Koroner arter hastalığı:&nbsp;kalp kası koroner arterlerdeki darlıklar nedeniyle iyi kanlanamaz. Yeterli oksijen, besin ve enerjiye kavuşamayan kalp kası hücreleri giderek zayıflar ve kalbin zayıflaması ile sonuçlanır. Buna tıp &nbsp; dilinde iskemik dilate kardiyomyopati diyoruz. Yani, az kan almış, genişlemiş, kasılması yetersiz kalp kası hastalığı kalbin aşırı büyümesine sebep olabilir.

&nbsp;

Romatizmal veya romatizmal olmayan kalp kapağı hastalıkları: Zamanında uygun şekilde ilaç, cerrahi veya kardiyolojik girişimlerle tedavi edilmemiş hastalar da kalp büyümesi ile karşılaşırlar. &nbsp;&nbsp;

&nbsp;

Doğuştan kalp hastalığı:&nbsp;Doğuştan anormal anatomi ile doğan kişilerde görülen kalp kası hastalıkları olabilir. Bu kişilerdeki anatomik bozukluk hayatın ilerleyen evrelerinde &nbsp;anormal kalp kası gelişimlerine ve kalbin büyümesine &nbsp;sebep olabilirler. Zamanında ve uygun şekilde opere edilmeleri gerekir.

&nbsp;

Metabolik kalıtsal hastalıklar:&nbsp;Yaşama idamemizi sağlayan, yani hareketimizi,enerjimizi, kimyasal ve biyokimyasal döngüdeki bozukluklar kalp kasının gevşemesine ve kalbin büyümesine sebep olabilir.

&nbsp;

Virüsler ve diğer mikroorganizmalar:&nbsp;Özellikle virüsler olmak üzere zararlı mikroorganizmalar kalp kasını tutarak kalp büyümesine sebep olabilir. Güncel olan Covid-19 da kalp kasını tutarak kalbin büyümesine sebep olabilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kalp Büyümesi Neden Olur? Kalp Büyümesinin Belirtileri Nelerdir? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 Apr 2022 11:41:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/13042022214314_3fc0874279c9ed94a3e3fbd9a76ef2b1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/13042022214314_3fc0874279c9ed94a3e3fbd9a76ef2b1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/13042022214314_3fc0874279c9ed94a3e3fbd9a76ef2b1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meme kanseri kalp yetersizliği riskini artırıyor mu?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-meme-kanseri-kalp-yetersizligi-riskini-artiriyor-mu-12381.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-meme-kanseri-kalp-yetersizligi-riskini-artiriyor-mu-12381.html</link>
                    <description><![CDATA[Meme kanseri ve kalp sağlığı ilişkisinde çarpıcı sonuçlar]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meme kanseri ve kalp sağlığı ilişkisinde çarpıcı sonuçlar

&nbsp;

Tüm dünyada en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde erken tanı ile tedavi şansı artıyor. Ancak meme kanseri tedavi edilse de başka sağlık sorunlarını tetikleyebiliyor.

&nbsp;

ABD’de yapılan bir gözlem çalışmasının sonuçlarına göre meme kanseri kalp fonksiyonlarını bozabiliyor. Yakın zamanda paylaşılan çalışmanın sonuçlarına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Yaklaşık 45 bin meme kanseri hastasının 7 yıl takip edildiği araştırmanın sonuçları; bu hastalarda kalp yetersizliği riskinin normal popülasyona göre yaklaşık 2 kat daha yüksek olduğunu gösterdi” dedi.

&nbsp;

Tüm dünyada ortalama her 8 kadından birinde görülen ve geçtiğimiz yıl akciğer kanserini geride bırakarak en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili araştırmalar sürüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan&nbsp;ve meme kanserine yakalanmış hastaların kalp fonksiyonlarının incelendiği araştırmanın sonuçları açıklandı.&nbsp;

&nbsp;

161 bin 808 menopoz sonrası meme kanserine yakalanmış hastanın kalp fonksiyonlarının incelendiği araştırma ile ilgili değerlendirme yapan&nbsp;Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal,&nbsp;“Araştırmaya katılan kadınlar 7 yıl takip edildi. Takip sonrasında 44 bin 174 hastada kalbin çalışma gücü ile ilgili verilere ulaşıldı. Ortaya çıkan sonuçlara göre hastaların meme kanserini atlatmalarına ve kalbin pompalama gücünde rakamsal olarak herhangi bir azalma olmamasına rağmen kalp yetersizliği riskinin normal popülasyona göre yaklaşık 2 kat daha yüksek olduğu ortaya çıktı” dedi.&nbsp;

&nbsp;

Meme kanseri atlatan hastaların kalp sağlıklarını da takip etmelerinin önemine değinen Prof. Dr. Serdar Turhal, “Kalp sağlığını korumak için doğru yaşam tarzını benimsemek tüm bireyler için önemli, ancak bu bilgiler ışığında meme kanseri atlatan hastaların yüksek risk grubunda oldukları bilinciyle kalp sağlıkları konusunda daha dikkatli ve özenli davranmalarında fayda olacaktır” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meme kanseri kalp yetersizliği riskini artırıyor mu? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 Apr 2022 10:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/13042022214552_5c092210809e1b3fff7f8de1244b39b9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/13042022214552_5c092210809e1b3fff7f8de1244b39b9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/13042022214552_5c092210809e1b3fff7f8de1244b39b9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ramazan’da yeterli su tüketimine dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-ramazanda-yeterli-su-tuketimine-dikkat-12349.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-ramazanda-yeterli-su-tuketimine-dikkat-12349.html</link>
                    <description><![CDATA[Bağışıklığı güçlendirmek için ‘güvenli ve kaliteli’ su için!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bağışıklığı güçlendirmek için ‘güvenli ve kaliteli’ su için!

&nbsp;

Su bağışıklık sisteminin güçlenmesinde en önemli doğal kaynaklardan biri. Ramazan ayının başlamasıyla özellikle oruçlu kişiler için iftardan sahura kadar geçen sürede sağlıklı, güvenli ve kaliteli su tüketimi büyük önem taşıyor.

&nbsp;

Bahar mevsimiyle birlikte karşıladığımız Ramazan ayı boyunca vücudun sıvı ihtiyacının yeterli miktarda karşılanması hem bağışıklık sistemini koruyor hem de metabolizmayı hızlandırıyor.&nbsp;Gıda Aydınlatma Platformu Üyesi Dr. Diyetisyen Yeter Çelik, su ihtiyacının karşılanması için güvenilir, hijyenik, kaliteli ve dengeli içeriğe sahip suların tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

&nbsp;

Günde en az 2,5 litre su tüketilmeli

Normal şartlarda bir insan sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için günde 2,5-3 litre suya ihtiyaç duyuyor. Ancak bu ihtiyacın genellikle su yerine farklı içeceklerle karşılandığı zannediliyor. Oysa su, sayısız faydasının yanı sıra bağışıklık sisteminin çalışmasını, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlıyor. Baharla birlikte karşıladığımız Ramazan ayında kaliteli su ihtiyacı daha da öne çıkıyor.&nbsp;

&nbsp;

Günlük yeterli miktarda su tüketimi, yaşamın her döneminde ve her mevsimde bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olarak vücuttan toksinlerin atılmasını kolaylaştırıyor. Bazı bireylerin tedavi amaçlı kullandığı düzenli ilaçların da oruç sürecinde ağız kuruluğu ve susuzluğa neden olabileceğini de atlamamak gerekiyor. Uzmanlar özellikle bu bireylerin su tüketimine daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor. Aynı zamanda su, oruç tutulan dönemde iftarla sahur arasında yeterli miktarda tüketilirse beyin fonksiyonlarının da mükemmel çalışmasını sağlıyor.&nbsp;

“Vücudun birçok işlevi su ile sağlanır”

&nbsp;

Suyun sağlık açısından faydasına vurgu yapan&nbsp;Dr. Diyetisyen Yeter Çelik,&nbsp;“Bağışıklık sisteminin güçlenmesine, yiyeceklerin sindirimine, vücut ısısının kontrolüne, metabolizmadaki atıkların uzaklaştırılmasına, bağırsak florasının düzenlenmesine, enerji seviyesinin ve başta beyin olmak üzere vücut fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olan doğal ve kaliteli su, vazgeçilmez bir öneme sahip” şeklinde konuştu.&nbsp;Çelik, şunları söyledi: “Güçlü bağışıklık sisteminin temel taşı olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi, su ihtiyacının arttığı bahar aylarında ve Ramazan’da hastalıklardan korunmak için en önemli etkenlerden biridir. Yeterli sıvı alımı; zihinsel faaliyetlerin, bağışıklığın, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının güçlendirilmesini ve sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlar”

&nbsp;

“Kaliteli ve güvenilir suyu tercih edin”

&nbsp;

Tüketicilerin sağlıklı, kaliteli, güvenilir ve gerekli tüm denetimlerden geçen doğal kaynaklardan elde edilen kaliteli ve güvenli suları tercih etmesinin önemine değinen&nbsp;Dr. Diyetisyen Yeter Çelik,&nbsp;“İyi kalite su, yaşamsal faaliyetlerde önemli işlevlere sahip başta kalsiyum, magnezyum, fosfor gibi önemli besin ögelerini içermektedir. Bu besin ögelerinin günlük alımının desteklenmesi ve toksinlerin uzaklaştırılmasını sağlamak için günlük su gereksiniminin içeriğindeki doğal mineral yapısı korunmuş kaliteli ve güvenilir su kaynaklarından karşılanması gerekmektedir” dedi.

&nbsp;

Özellikle oruç tutanların uzun süre susuz kaldığı Ramazan ayında bağışıklığın güçlendirilmesi için kaliteli su kaynaklarına yönelmek gerektiğini belirten&nbsp;Çelik, “Güçlü bağışıklık için yeterli, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme ve yeterli su tüketimi sağlanmalıdır” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ramazan’da yeterli su tüketimine dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Apr 2022 10:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/12042022222932_867a69af52b955c5168e5d04630c7b57.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/12042022222932_867a69af52b955c5168e5d04630c7b57.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/12042022222932_867a69af52b955c5168e5d04630c7b57.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İş yerinde maruz kalınan mobbing yeme bozukluğunu tetikliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.haberunye.com/haber-is-yerinde-maruz-kalinan-mobbing-yeme-bozuklugunu-tetikliyor-12350.html</guid>
                    <link>https://www.haberunye.com/haber-is-yerinde-maruz-kalinan-mobbing-yeme-bozuklugunu-tetikliyor-12350.html</link>
                    <description><![CDATA[Günümüzün büyük bir çoğunluğunu iş yerinde geçiriyoruz.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Günümüzün büyük bir çoğunluğunu iş yerinde geçiriyoruz.

&nbsp;Peki, aslında orada olmaktan mutlu muyuz? Ya da olduğumuz yerde huzurlu hissediyor muyuz?

&nbsp;

İş yerinde mobbinge maruz kalmanın, çalışanlar arasında en çok yaşanan travmatik deneyimlerden sayılabileceğini belirten Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, maruz kalınan baskının işle ilgili konularda yoğun kaygı hissetmeye ve beraberinde yeme bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini söylüyor.&nbsp;

&nbsp;

İş yerinde mobbing, bir tür kitlesel kabadayılık, iş yeri zorbalığı, farklı yöntemlerle yıldırma çabası, psikolojik ya da sözlü taciz olarak tanımlanırken, kişinin dış görünüşü üzerinden eleştirilmesi, dışlanması, işini yaparken sürekli yetersiz hissettirilmesi, becerileri ile örtüşmeyecek iş yükü altında bırakılması veya iş verilmemesi gibi birçok farklı şekilde uygulanabilir. &nbsp;&nbsp;

&nbsp;

Amerikan Yeme Bozuklukları Derneği'nin açıkladığı verilere göre, yeme bozukluğu olan kişilerin 65’inin geçmişinde akran zorbalığı olduğu görülüyor. Bu zorbalığı uygulayanlar arasında, ne yazık ki iş yerindeki çalışma arkadaşları da yer alıyor. Yani, akran zorbalığı bir tek çocukluk ya da ergenlik döneminde değil; profesyonel yaşam başta olmak üzere, yetişkinlik döneminde de maruz kalınan bir psikolojik şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor.&nbsp;

&nbsp;

İş yerinde maruz kalınan psikolojik şiddet, yeme bozukluğunu tetikliyor

Uykusuzluk, iştahsızlık ya da kontrolü kaybedercesine yeme isteği, odaklanma problemi, yoğun kaygı, sürekli gergin hissetme, ani öfkelenme, yaşama sevincinin azalması gibi problemlere zemin hazırlayan bu psikolojik şiddet, mağdurun duyguları üzerinde kontrol sağlamak amacıyla kontrolsüzce yemeye sarılması ya da aşırı kısıtlayıcı diyetlere başvurması gibi yeme bozukluğu davranışları ile sonuçlanabiliyor.&nbsp;

&nbsp;

“İş yerinde hissedilen yoğun kaygı, fazla yemeye ve kilo problemine sebep olabiliyor”

Yoğun iş temposunun yarattığı gerginliğin yanı sıra, performans kaygısını yönetmekte zorlanmanın ve iş yerinde maruz kalınan baskının fazla yemeye sebep olabileceğinin altını çizen Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çalışanların bir kısmı, mobbinge maruz kaldıklarının ve iş stresinden kaynaklı olduğunu düşündükleri aşırı yeme halinin beraberinde getireceği tehlikelerin farkında değil. İş yoğunluğundan ya da iş yerinde yaşanan psikolojik şiddetten kaynaklı yeme bozuklukları, beraberinde farklı sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle, mutlaka psikolojik destek alınmalıdır. Psikolojik destek sürecinde, mobbing konusunda farkındalık kazanmak, mobbinge maruz kalmanın etkileri üzerinde çalışmak ve alınacak önlemler üzerinde bir yol haritası belirlemek de, benzer problemler karşısında kişinin kendisini duygusal olarak koruması açısından oldukça önemlidir.”

&nbsp;

“Beden şekli ve kiloya yapılan eleştirilere sınır koymayı öğrenmeliyiz”

İş yerinde yaygın olarak maruz kalınan akran zorbalıklarından bir tanesi de, kişinin beden şekli ve kilosu üzerinden eleştirilmesidir. Bu da, kişinin öz güveninin yara almasına, iş yerinde yoğun kaygı hissetmesine ve hatta yeme bozukluklarının oluşmasına sebep olabilir.&nbsp;

&nbsp;

Yeme bozukluğunun türü ne olursa olsun, kişinin mutlaka bir hekim tarafından görülmesi ve sağlık kontrollerinin yapılması gerektiğini belirten Bayraktar, başkaları tarafından yapılan beden şekli eleştirileri karşısında çoğu zaman yanıtsız kaldığımızı söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Günümüzde insanların birbirinin beden şekli ve kilosunu eleştirmesi oldukça yaygınlaştı ve ne yazık ki, normalleştirildi. Bu sözlere maruz kalan kişinin, eleştiriyi yapan kişilere karşı bu durumun kendisini nasıl hissettirdiğini söylemesi ve bu davranışı bir daha tekrarlamaması konusunda uyarması, sağlıklı bir sınır koyma biçimi olarak ele alınabilir. Sınır koymaya çalışmak, eleştiriyi yapan kişinin bu davranışının farkında olmadan da olsa, karşısındaki kişiye zarar verebileceğini anlamasına yardımcı olur.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.haberunye.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İş yerinde maruz kalınan mobbing yeme bozukluğunu tetikliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Apr 2022 10:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.haberunye.com/images/haber/12042022223008_ad7997dcb6e07bed4e9ba933e3104deb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.haberunye.com/images/haber/12042022223008_ad7997dcb6e07bed4e9ba933e3104deb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.haberunye.com/images/haber/12042022223008_ad7997dcb6e07bed4e9ba933e3104deb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>