Millet olarak birlik ve beraberliğimizin çok güçlü olması gereken bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönem, Allah Resulu (sas)’nü en güzel model ve örnek bir şahsiyet olarak O’nun emir ve tavsiyelerini, öğütlerini, yaşantısını öğrenip kendi hayatımıza uygulamamız gereken bir dönemdir.
Bu yazımızda da Hz. Peygamberimiz (sas)’in bazı mübarek sözlerini, tavsiyelerini acizane istifadenize sunmak istedim.
Ebu Hureyre (ra)’den rivayet olunduğuna göre, Resulullah (sas) şöyle
buyurmuştur: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (tam anlamıyla) iman etmiş olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi göstereyim mi: Selamı aranızda yayınız.” (Müslim, H.No:54) buyurarak selamı, sevginin ve gerçek imanın aracısı olarak gördüğünü belirtmiştir. Herkesin başkalarına karşı sevgi, dostluk ve muhabbet hisleriyle dolu olmasını istemiştir.
İslam’da selam önemlidir. Müslümanlar selam sayesinde birbirleriyle iyi irtibat kurarlar. Selam, mevcut sevgi ve samimiyeti arttıran geleneklerin en başında gelmektedir. Selam, her türlü kötülük, bela, musibet ve afetlerden uzak kalması için mü’minin mü’mine bir duasıdır.
İki Müslüman karşılaştıkları zaman önce, “Esselâmu aleykum ya da selâmun aleykum” şeklinde verilir. Selamı veren, sevgi ve iyi niyetini ifade de öncülük ettiğinden, selamı alan da “Ve Aleykum selam” sözüne “ve rahmetullahi ve berekatüh” kelimelerini ilave ederek bu güzel davranışa karşılık vermelidir. Her karşılaşmada insanların birbirlerini selamlayarak diğerine Allah’tan esenlik, huzur, sağlık, iyilik, rahmet ve bereket dileğinde bulunmaları ne güzel bir davranıştır.
İki Müslüman birbirleriyle karşılaştığında yürüyen, durana veya oturana; genç olan yaşlı olana; arkadan gelen, öndekine selam verir. İki topluluk birbirleriyle karşılaştığında az olan taraf çok olana selam verir ve taraflardan birer kişinin selamlaşmasıyla diğerlerinin selamlaşma görevi de yerine gelmiş olur. Fakat hiç kimse selam vermez ya da almazsa hepsi günahkâr olur.
Hz. Peygamberimiz (sas), selamlaşma konusunda çok hassasiyet gösterir, çocuklara da selam verirdi. Cemaat çok olunca selamını üç kere tekrar ederdi.
Bir de Allah’ın sevdiği kâmil bir Müslüman olmayı kim istemez ki? O zaman içinde yaşadığımız toplumda incittiğimiz, kalbini kırdığımıza inandığımız kimselerle üç günden fazla küs ve dargın durmamalıyız. Bunun için de Allah Resulu (sas) : “Kamil Müslüman, toplum içinde üç günden fazla küs durmayan Müslüman`dır!” (Ebu Davud) buyurmuştur.
Eğer dargın olduğumuz kimse varsa, ya da etrafımızda tanıdığımız dargın olan kişiler varsa, üç günden önce gidip barışmak ve barıştırmak gerekir. Allah Resulu (sas), barışmak için bayramı ya da başka bir günü bekleyin dememiştir.
Allah Teâlâ ve Hz. Peygamber Efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, yani mü’min herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusurundan dolayı iyi bir kimseye darılmamak gerekir.
Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemelidir.
Yine gerek erkeklerin birbirleriyle, gerekse de kadınların birbirleriyle, karşılaştıkları zaman selamlaşmaları, hal-hatır sormaları, musafaha yapmaları, tokalaşmaları, kucaklaşmaları, birbirlerine güleryüz göstermeleri İslami kardeşliğin bir icabıdır. Bu davranışların tamamı sadaka kabul edilmiş ve ibadet olarak görülmüştür.
Musafaha ile ilgili olarak Hz. Peygamberimiz (sas) : “İki Müslüman karşılaşıp musafaha yaparlarsa, Cenab-ı Hak, onlar ayrılmadan her ikisinin de günahları bağışlanır.” (Ebu Davud, Edep,143) Peygamberimizin bu hususta nasıl hareket ettiğini de Hz. Ebu Zer’den öğreniyoruz.
Müslümanlar kendisine sorarlar:
“Resul-i Ekrem (sas)’le karşılaştığınız vakit sizinle musafaha yapar mıydı?” Bu sual üzerine Hz. Ebu Zer (ra) kendi başından geçen nurlu bir hatırayı şöyle anlatır: “ Resul-i Ekrem (sas)’le karşılaşıp da musafaha etmediğimiz hiç vaki değildir. Her karşılaşmada musafaha ederdi. Beni bir gün evden çağırtmıştı. O gün evde yoktum. Eve geldiğimde heber veridiler. Hemen huzura vardım, divanın üzerinde oturuyorlardı. Beni görünce ayağa kalktı ve kucakladı. Bu manzara benim için çok, hem çok güzel bir şeydi.” (Müsned,5,168) Demek ki, karşılaşınca musafaha yapmak, kucaklaşmak Peygamberimizin hem sözlü, hem de fiili bir sünnetidir. Peygamberimizin sünnet olan bu hareketini mutlaka erkekler tatbik edecek diye bir kaide yoktur. Bu sünneti mü’min erkekler yapabildikleri gibi, mü’min kadınlar da yaparlar.
Selam da musafaha sünnettir. Hiçbir zaman bid’at ve uydurma olamaz.
Gerek erkekler, gerekse kadınlar kendi aralarında bu sünneti yaşamaya, yaşatmaya gayret ederler.
Son olarak Allah Resulünün: “Kim (din) kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun hacetini giderir. Kim bir Müslümanın dert ve kederine çare olur (onu ferahlığa kavuşturursa), Allah da o sebeple kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntıyı kendisinden giderir.” (Buhari, Mezalim,3; Müslim, Birr,58) buyurduğu hadisini aktaralım.
Bir Müslümanın maddi veya manevi sıkıntısını giderebilmek. Maddi sıkıntı bir şekilde halledilir ama manevi sıkıntısı olan stresi, bunalımı olan bir kişiye teselli edip onu zor durumdan kurtardığınızda Allah Teâlâ da sizin sıkıntınızı giderir. Dünyadaki sıkıntınızı giderdiğiniz gibi ahiretteki sıkıntınızı da giderir.
Kıyametin o dehşetli saati içerisinde Allah Teâlâ’nın kendisine yardımcı olmasını kim istemez ki? Dehşet anını, mahşeri gözünüzün önüne getirin. Emzikli kadın, kucağındaki çocuğu atacak. Baba evladına, evlat babasına, annesine yardım edemeyecek. Herkes kendi nefsinin peşine düşecek. İşte o sıkıntılı bir zamanda mizanda amelleriniz tartılıyor, günah kefenizle sevap kefeniz birbiriyle karşılaştırılıyor. İşte Allah Teâlâ sizin o sıkıntılı anınızda önünüze bir nur verecek, sizin bu sıkıntınızı giderecek. Müslümanların bu dayanışması Müslüman kardeşliğini pekiştiren güzelliklerdir.
Bir Müslüman kardeşimiz herhangi bir şeye ihtiyacı var, fakat ihtiyacını gidermeye muktedir değil, o yüzden başka bir Müslüman hemen ona koşuyor, halini hatırını öğreniyor ve onun ihtiyaçlarını gidermek için elinden ne geliyorsa yapıyor. İşte böyle kişinin Allah Teâlâ ihtiyacını giderir, ona yardım eder.
25.12.2011
YorumlarToplam Yorum Yapılmış
ALİ AKARSU / 28-02-2012 10:13okuyucu yorumu Toplum olarak birlik ve beraberliğimizin kısmen de olsa azaldığını düşündüğüm bu dönemlerde; böyle bir konuya değinmeniz çok yerinde ve isabetli olmuş.Emeğinize sağlık.
YUSUF SARI / 27-12-2011 09:10maşallah HOCAM AĞZINA YÜREĞİNE KALEMİNE SAĞLIK GENE SİLKELEDİN BİZİ ALLAH RAZI OLSUN..