Hikayelerden Etkilendi, Esrarengiz Mağaraları Buldu
7 Yıl Sonra Gelen Mutlu Habere Kalbi Dayanamadı
Genç Kick Boksçu Balık Avlarken Hayatını Kaybetti
Ünye Görele Deplasmanından 3 Puanla Döndü
M. Ufuk Mistepe / Ünye vizyon Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ARAŞTIRMACILIK VE YAZARLIK ERDEMİ
Email: mistepe@gmail.com



 

Amatör bir kent araştırmacısı olarak çalışmalarımı muhtelif yayınlarda ve internet ortamında kullanılıyor görmenin onurunu, dizginlenmiş egosal tatmin açısından onöre edici bir gelişme olarak nitelendiriyorum.
Araştırma, insanın çevresini tanımak ve karşılaştığı sorunlara çözüm bulmak, doğruyu ortaya koymak, bilinmeyeni öğrenmek amacıyla yaptığı sistemli çalışmaların hepsi1 olarak tanımlanabileceği gibi bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışmalardır2 da diyebiliriz.
Bir araştırmanın değeri bilimsel olup olmayışıyla ölçülür. Bilimsel olması için içindeki bilgilerin doğruluğu ve sonuçların doyurucu olması yanında onun iyi bir yöntemle yazılmış olması da gereklidir. Bilindiği üzere belirlenmiş bir araştırma konusu, daha önce o konuda yapılan araştırmalar ya da o konuya yakın kitap ve makaleler gözden geçirilmeden ve gerekli notlar alınmadan işlenemez.1
Ünye ile ilgili yapılan uzak ya da yakın geçmiş araştırmalarında mutlaka birçok kaynaktan faydalanmanın gerektiği hepimizce bilinen bir husus. Antik Çağ eserleri, yazılı literatür, sanatsal, tarihî, mimarî ve nümizmatik eserler, resim ve fotoğraflar, haritalar, belgeler, arşiv dokümanları, buluntular, kitâbeler, cönkler ve yazıtlar vb. şeklinde belirleyebileceğimiz bu kaynakların dışında canlı aktarımlar dediğimiz insanlarla yapılan söyleşiler, müzik ve dinletilerden elde edilen kayıt bilgileri de kaynak oluştururlar.
Eğer, Ünye’yi anlatırken makale ya da köşe yazısının altında hiçbir kaynak belirtilmemişse bunun anlamı şudur : Bu çalışma tümüyle özgün olup, şahsıma aittir!
Oysa durum öyle midir? Bir konu benden önce yaşanmış bir döneme aitse onu anlatabilmem için ya bir yerden alıntı yapıyor olmam ya da birinden bu konu hakkında bilgi ediniyor olmam gerekir. Fakat ne yapıyorum.. kendim görmüş ve yaşamış gibi anlatıyorum, gizem katıyorum ve netice olarak hem anıyı nakledene hem de zamanında o bilgileri yazarak bizlere ulaştıranın ruhuna etik olarak saygısızlık yapıyorum. Ruhanî açıdan da kul hakkı..
Kişisel olarak ne Hazinedaroğlu Sarayı’nı ne de Ünye Kalesi’nin yapılışını görmüşüm! Pontos Dönemi’nde de yaşamadım! O halde bu konuları paylaşım amacıyla aktarırken mutlaka güvenilir kaynaklara ihtiyacım var. Bu kaynakları belirtmek de araştırmacı için vazgeçilmez bir etik kuraldır diye düşünüyorum.
Araştırmada yararlanılan veya konuyla ilgili eserlere ait tanıtım bilgileri alfabetik sırayla kaynaklarda (bibliyografyada) belirtilir. Kaynakların nasıl yazılacağı bir esasa bağlanmamış olmakla birlikte kitap bilgisini aşağıdaki örneğe göre düzenlemekte yarar vardır:1
Yazarın Soyadı, Adı; Kitabın veya Makalenin Adı, (varsa çevirenin Adı Soyadı), Basıldığı Kurumun Adı, Baskı Numarası, Basım Evi, Yeri, Tarihi, Sayfa Sayısı.1
Bir örnekle açıklayacak olursak; Mistepe, M. UFUK - Ünye Ufkunda Tarih, Ünye Vizyon Gazetesi Kültür Yayınları Serisi No. : 1, ISBN : 978-9944-0560-1-4, I. Basım, Grafik94 Matbaa Reklâm Tanıtım Hizmetleri, Ankara, 2008, X+240 sh.
Araştırmacılığı, geçmişte yapılan çalışmaları öğrenerek, analiz ederek, yargılayarak ya da özümseyerek, bir adım daha ilerletip geleceğe taşımak olarak nitelendirip, bu noktada kabaca geçmişten geleceği yaratmak ya da bir konu hakkında somut bir sonuca ulaşmak amacını taşıyan çalışmalar bütünü olarak tanımlıyoruz2 da neden kaynak gösterme erdemine sahip olamıyoruz? Bir yazıyı okuduktan sonra mutlaka kaynakçasına bakarım ve kaynağını göremezsem o kişinin araştırmacı kimliği hakkında şüphe duyarım! Bilhassa bu affedilmez hata DERLEME çalışmalarında çok sık rastlanılan bir durumdur. Kişi, derlemeyi yapar ama nereden derlediği ne yazık ki meçhuldür.. bilinen sadece kendisidir!!! O yazıdan alıntı yapanlar da ister istemez kendisini kaynak olarak gösterir.. zaten amaç da budur!
Sebebi ise tatmin edilmemiş kişisel ego çıkmazı ve yetersizliğinde yatar!
Ünye ve Zile ile ilgili araştırma ve derleme çalışmalarının, hemşehrilerimin de destekleriyle http://unyezile.com adresindeki Ünye Bibliyografyası Kültür Havuzu’nda toplanması için tam 19 yıl emek verildi. Bu havuzdaki kaynakları yarım saatlik bir eforla ele geçirmek mümkündür. On dokuz yıllık bir emek eğer önünüze yarım saatte ulaşılabilecek bibliyografik bir kaynak haline getirilebilmişse, bundan istifade ile ortaya çıkaracağınız eserlerde bu kaynak adresin yer almasını ummak her halde bir araştırmacı için fazla bir beklenti olmasa gerek! Ne yazık ki hem Ünye hem de Zile ayağında son yıllarda literatüre kazandırılan iki eser ÜNZİLE kaynaklı çalışmalardan hayata geçirilmişse de kaynakçasında ne yazarından ne de site adresinden bahsedilmek ihtiyacı hissedilmemiştir! Ve hattâ, bazı resmî ve kurumsal internet sitelerinde dahi kaynak göstermeksizin ya da alâkasız kaynak gösterilerek yapılan alıntılar küçümsenemez boyutlara ulaşmıştır!!!
Ego tatminsiz bir araştırmacı, okuyucunun konuya değil de kendisine odaklanmasını amaç edinir. Kendi yaşamış, kendi görmüş, sadece kendi biliyor ve ilk kendi bulmuş imajıyla gerçeği maskelemeye çalışarak anlatır. Kendinden daha bilgili ve verimli bir araştırmacıyı düşünmek dahi istemez! Engellemeye çalışır, çöküşüne ve yayınlarının yayımlanmamasına zemin hazırlar. Oysa yazdıkları ya da sitesinde yayınladıkları daha önce başkalarınca yazılmıştır, söylenmiştir ve onlardan dinlenmiştir ama onu, çalışmasında belirtemeyecek kadar gurur, kibir ve kendini beğenmişlik sergiler, ben merkezlidir; yani henüz egosunu yenememiş, frenleyememiştir! Kaynağını belirtmek o kişiyi bir nevi küçültür!...
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu konuyu her ne kadar legal düzeyde disipline etmeye çalışıyorsa da konuya yeterince hassasiyet gösterilmemektedir.
Kaynak göstermenin yeterli olamayacağı, kaynağından izin alma keyfiyetinin de göz ardı edilmemesi araştırmacılarca bilinmesi gereken diğer önemli bir husustur. Yazarının iyi niyetine sığınarak alıntı yaptığım makalelerde bile bu konularda bazen yetersiz kaldığımı üzülerek söyleyebilirim.
Bir araştırmacıyı ileride başarıya taşıyacak en büyük nitelik kişisel meraktır ki bence beraberinde de azmi getirir.2 Onun ötesinde, araştırmacının kaynaklara saygılı olması erdemi yatar. Onurlu bir araştırmacı eğer, hizmetini ya da kalemini bir bedel karşılığı yayımcısına satmamışsa gideceği istikameti de kendisi tâyin eder; bu hak gasp edilemez!
Sonuç olarak, araştırmacılığın; kaynağa saygı noktasından hareketle geçmişten yola çıkarak fikirlerimize şekil vermek ve bayrağı devralıp geleceğe taşımak doğrultusunda titizlik gerektiren uzun bir süreç olduğu kanaatini taşıyorum.2
Tarihî coşku ve perspektiften, kaynağında erdemlilik dileğiyle.. esen kalınız.
                                                                                         31 Temmuz 2008 / Ankara
 
KAYNAKÇA :
 
1 SÜZEP - Selçuk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programı, İlmi Yazıların Hazırlanmasında Uyulacak Kurallar, 14.10.2003,http://farabi.selcuk.edu.tr/suzep/turk_dili/ders_notlari/bolum_33/bolum33.html
2 Martagan,TUĞÇE GİZEM - Sabancı University, Manufacturing Systems Engineering http://www.sabanciuniv.edu.tr/mdbf/msie/eng/documents/arastirmacilik.doc

02.10.2011

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Bugünkü Gazete Manşetleri
Link Bankası
Hava Durumu