“Adam dargınları barıştırmak için dernek kurmuş” dedi ön koltukta oturan arkadaş yanındakine...
İlk defa böyle bir dernek adı duyuyordum ve gerçek olup olmayacağını öğrenmek için son anda hareket halindeki arabadan kafamı sağa doğru çevirdiğimde tam da savuşmakta olduğumuz binanın dış cephesine asılan koca tabeladaki DBD ibaresini ancak okuyabildim.
Zeka dolu anlık bir espri miydi yoksa tabelayı benden evvel gördüğü için detayları okuma imkanı bulduğu, gerçek bir dernekten mi bahsediyordu?
Merak ettim doğrusu. Eve gidince (teknoloji hurdası bilgisayarım da açılma lütfunu gösterirse eğer) intertten bir bakayım diye düşündüm.
Eğer gerçekten de dargınları barıştırmak adına kurulmuş bir dernek ise bence parlak bir fikir!
Parlak fikirleri herkes sever genelde, fakat bu zamanda daha çok, para getirenler rağbet görür oldu maalesef.
Kimsenin aklına gelmeyen yeni bir fikriniz varsa ve bunu paraya dönüştürmek mümkünse kendinizi şanslı hissedersiniz.Fikrinize gıpta edenlerin hayıflanmalarından “Vallaha benim aklıma gelmişti!” yollu güzel replikler bile elde edilebilir.
Okul yıllarında rüyamıza aksakallı bir dede gelip Facebook’u kurabilmemiz için biz önayak olsaydı, sanırım ilk iş olarak kendimizi okuldan attırırdık.
Henüz icat edilemeyen zaman makinasını icat edip, tekerleğin icat edildiği döneme bir yolculuk yapabilsek, tekerleği bulan kişiye;
-Hacı, bu işte para yok, icat edeceksin de ne olacak yine aç öleceksin parayı başkası kaldıracak.İyisi mi sen kutu kola açacağı, çengelli iğne ya da fermuar falan icat et köşelik olursun” diye akıl verirdik herhalde!
Sanıyorum toplum olarak fayda denince akla, elle tutulur gözle görülür maddi menfaatler gelir oldu.
Manevi değerlerimizi geçim kaygıları, köşe dönmece,kariyer yapmaca , koltuk kapmaca hayalleri arasında yitirdik.
Sosyal mesaj kaygılarımı bir kenara koyup bahse konu derneğe dönecek olursak, böyle bir derneğin gerçekten de var olduğunu ve sıradan bir vatandaş diyebileceğimiz bir esnaf tarafından İstanbul’da yeni kurulduğu bilgisini paylaşayım.
Derneğin sitesini incelediğimde, çok ve de çabuk darılabilen bir yapıya sahip olduğum için başvurmayı dahi düşündüm lakin benim dargınlıklarımı tek bir derneğin çözmesini istemek, deveyi trambolinde zıplatmak kadar zor olurdu doğrusu.
Şevklerini kırmak yerine, derneğe gönüllü üye olup dargınları barıştırma işine mi girsem acaba?
Önce Hüseyin Altın’dan başlarım, derneğin reklamı olur...
Abiciğim, tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış, gel barışalım artık!
28.11.2011
YorumlarToplam Yorum Yapılmış
Fatih YILDIRAN / 24-04-2012 14:15Teşekkür... İlgi ve yorumunuz için teşekkür ederim Fatih bey... Bildiğim kadarıyla tek ortak yönümüz isim soyisim ve memleketlerimizin aynı olması değil, bunların yanısıra ortak arkadaşlarımız da var... Sağlıcakla kalın...
FATİH YILDIRAN / 22-02-2012 13:01başarılarınızın devamı dileğiyle Yazınızla değer yargılarımızı gülümseyerek düşündürtmüşsünüz..O arada benim adım ve soy adımla adaş olduğumuzu farkettim,ünye ile ilgili oluşumuz da cabası..Başarı dileklerimle..
Fatih Yıldıran / 04-12-2011 22:58Teşekkür... Sevgili kardeşim Yüksel, layık olamadığımızın idrakinde olmakla beraber, teveccühün ve kıymetli yorumun için teşekkür ederim.
Sevgi ve selamlarımla...
Hüseyin Yüksel KARAGÖZ / 03-12-2011 13:07DEĞER ALGISI Fatih bey; Günümüz dünyasının öncelikli değer algısı maddi verilerden ibaret oldu, bu da beraberinde bizi biz yapan değerlerimizin yozlaşmasını getirdi, her zamanki gibi mizahi bir üslupla, zamanın hengamesinde kaybettiğimiz değerlerimizden birini daha bizlere hatırlatmış oldunuz. Değerli yazılarınızın (bizleri uzun süre bekletmemek kaydıyla) devamını bekeriz. Allah(cc)yar ve yardımcınız olsun...